Amerika’da üniversiteleri ziyaret ettiğim zamanlarda bir üniversitedeki hoca ile görüşme talep
etmiştim. Pazartesi günü müsait olup olmadığını sorduğum zaman hocanın “bugün golf
maçım var hocam yarın görüşebilir miyiz” demesine çok şaşırmıştım.
Mesai saatlerinde bile kendisine zaman ayırıyordu.
Bizim üniversitemizde birisi benden mesai saatlerinde randevu istese ve yurt dışından
geldiğini de öğrensem en kısa zamanda randevu vermeyi kendime hep düstur edindim.
Bırakın mesai saatlerini, mesai saatleri dışında bile akademik çalışmalarım hep dolu dolu
geçti.
Hafta sonlarında da odamda çok olmuşumdur.
Profesör olana kadar laboratuvardan hiç çıkmadım. Profesör olduktan sonra da yüksek lisans
ve doktora öğrencilerimle akademik çalışmalarımı aksatmadan devam ettirdim.
Bazen “hobileriniz nedir? hocam” sorusunu atlatmaya çalıştığım çok olmuştur.
Doğru ya akademik çalışma yapmaktan başka hobilerimiz mi? Neler ki acaba?
Bu soruya cevap vermem çok zor cidden.
Bazen işlerim azaldığında kendimi boşlukta hissediyorum.
Tatile çıktığımızda bile tarihi ya da doğal güzellikte olan yerlerin fotoğraflarını çeker ve
gördüklerim ile ilgili köşe yazıları yazmaya çalışırım.
Doğrumu yapıyorum bilmiyorum.
Bazen iç alemimde kendimle hesaplaşıyorum.
Belki de sadece seyretsem ya da kendim için baksam.
Ama yapamıyorum işte.
Böyle alışmışım böyle de gidecek galiba.
Kendimi değiştirebilir miyim diye sorgulamıyor da değilim hani.
Böyle mi yetiştik dersiniz.
Ortasını bir türlü bulamadık mı ya da.
Bir kısmımızın özgeçmişleri tertemizken bazılarımızın da yaptıkları sayfalara sığmıyor.
Belki de bu uçurum yapılan çalışmalara veya işlere önem verilmemesinden.
Ya da değerler çakışması var.
Hatta liyakat kavramını unutmuşluk var.
Sizin daha da açabileceğinize eminim tabi ki…
Bu durumlar da uçurumların artmasına neden oluyor.
Bende abarttığımı biliyorum.
Bazen de hayatı yavaşlatmalı mı ki insan.
Diye düşünmüyor da değilim.
Siz ne düşünüyorsunuz.

Hafta sonu, Yozgat Gençlik Hizmetleri İl Müdürü Ali Sapmaz’ın ev sahipliğinde, Prof. Dr.Mustafa Böyükata ile birlikte Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı Yozgat Gençlik Merkezi’niziyaret etme fırsatı buldum. Bu ziyaret, aslında...

Yıllardır okuyucularım bilir, plastiğin bizlere verebileceği zararlarını ve kenevirin faydalarınıanlatmaya çalıştım.Gerçekten de önemli konular.Son yıllarda, hem akademik çalışmalar hem de endüstriyel uygulamalar kapsamında, plastiğindoğaya zarar vermeyen alternatif malzemelere yönelik arayışlar...
Su… Her yudumunda hayat taşıyan, sessizce hayatımıza dokunan bir mucize. İnsan bedeni,günlük işlevlerini sürdürebilmek için suya bağımlıdır. Ancak suyun bu kadar hayati bir rolüolmasına rağmen, çoğumuz bu değeri yeterince anlamıyoruz....
Su… Hayatımızın her köşesinde sessizce varlığını sürdüren, yaşam veren ama çoğu zamanönemini fark etmediğimiz bir mucize. Basit gibi görünen bu madde, yalnızca biyolojikihtiyaçlarımızı karşılamakla kalmıyor; aynı zamanda medeniyetlerin doğuşuna rehberliketmiş,...

Lavanta, hoş kokusu ve göz alıcı rengiyle estetik bir bitki olmanın ötesinde, sayısız faydasıylainsanlık tarihine damga vurmuş bir mucizesidir. “Sağlık Bilimleri Açısından Lavanta” adlıkitabımızda, bu eşsiz bitkinin sağlık, kozmetik, gıda...
Elazığ’da akademik hayatıma yön veren ve hayatımda derin izler bırakan kıymetli hocamProf. Dr. Mustafa Boybay’ı anmak, benim için bir onurdur. Onunla yollarımız, DicleÜniversitesi’nde Araştırma Görevlisi sınavını kazandıktan sonra Fırat Üniversitesi’ndeyüksek...
Yorum Yap