Son Dakika !
--:--:--
¨Cihat TOPRAK

Diyarbakır’ın Yeraltı Dehlizleri ve El-Cezeri’nin Saklı Mirası

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Diyarbakır’ın dar küçelerinden (sokaklarından) geçerken, bazalt taşlarının siyahlığı sadece güneşi değil, binlerce yıllık sırları da emer. Herkes Çin Seddi’yle yarışan surları, Hevsel’in bereketini ya da Ulu Cami’nin heybetini bilir. Ancak çok az kişi, bu şehrin kalbinde, Amida Höyük’ün derinliklerinde atan “mekanik bir kalbin” hikâyesini duymuştur.

Bugünkü köşe yazımda, sizi tarihin tozlu sayfalarından ziyade, toprağın altındaki o karanlık ve tıkırtılı dehlizlere davet ediyorum.

Şehrin en yüksek noktası olan İçkale’ye çıktığınızda, ayaklarınızın altında sadece toprak olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. 800 yıl önce, Artuklu Sarayı’nın görkemli günlerinde, bu tepenin altında dünyanın ilk robotlarını yapan dahi El-Cezeri yürüyordu. Ancak efsane o ki; Cezeri sadece su saatleri ya da abdest aldıran otomatlar yapmamıştı.

Kimsenin Görmediği Dehlizler

Diyarbakır’ın yaşlılarının, gece yarısı sur diplerinden gelen metalik tıkırtılarla ilgili anlattığı bir hikâye vardır. Rivayete göre, Amida Höyük’ün (Virantepe) altından Dicle Nehri’nin kıyısına kadar uzanan devasa, gizli bir tünel şebekesi bulunur. Bu tüneller sadece birer kaçış yolu değildir; burası Cezeri’nin “Efsunlu Muhafızları” için inşa edilmiş bir labirenttir.

Az bilinen ve kan donduran o detay şudur: Artuklu Sultanı, şehri kuşatmalardan korumak için Cezeri’den “hiç uyumayan bir bekçi” istemiştir. Cezeri, bugün modern sibernetiğin atası sayılan dehasını kullanarak, tünellerin girişine su gücüyle çalışan, devasa pirinç çarklardan oluşan ve yaklaşan yabancının ayak sesindeki titreşimi algılayıp harekete geçen mekanik bir sistem kurmuştur.

Kayıp Otomatın Gizemi

  1. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden bazı batılı gezginlerin notlarında, İçkale’deki yıkık duvarların arasından girilen bir kuyunun dibinde, “insana benzeyen ancak demirden eklemleri olan, paslanmış bir devin” kalıntılarından bahsedilir. Şehir efsanesine göre, bu mekanik muhafızın anahtarı hâlâ Diyarbakır’ın en eski bakırcı dükkânlarından birinde, kimsenin ne işe yaradığını bilmediği, üzerinde garip semboller olan bir çekmecede saklıdır.

Asıl ürpertici olan ise şudur: Ne zaman Dicle Nehri alışılmadık bir şekilde yükselse ve surların altındaki dehlizlere su dolsa, surların en derin noktalarından bir “çark sesi” geldiği söylenir. Sanki Cezeri’nin o meşhur “Fil Saati” gibi, şehrin altındaki gizli bir mekanizma hâlâ zamanı değil, şehrin kaderini saymaktadır.

Tarihin Gözü Üzerinizde

Diyarbakır, üstündeki insanlardan çok altındaki hikâyelerle yaşar. Bugün o tünellerin çoğu güvenlik ya da çökme riski nedeniyle kapalı. Ancak Amida Höyük’te devam eden kazılar, her geçen gün Cezeri’nin o meşhur sarayının kalıntılarını gün yüzüne çıkarıyor. Kim bilir, belki bir gün o “paslı devin” kalbiyle gerçekten karşılaşacağız.

Bir dahaki sefere İçkale’de yürürken adımlarınıza dikkat edin; zira bastığınız her taşın altında, 800 yıldır tıkır tıkır çalışan bir tarihin nabzı atıyor olabilir.

Cihat TOPRAK

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Diyarbakır’ın Gizli Hazinesi: Kırklar Meclisi ve Kedilerin Şahitliği
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Taşların Arasındaki Göz: Zerzevan’ın Görünmez Efendileri
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Şehrin Kalbindeki Şeytan ve Dört Ayaklı Sır
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Karacadağ’ın Kara Rüyası: Diyarbakır Surlarında Uyuyan Ejderha
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Görünmez Kubbe ve Kağıttan Kaplanlar: Gücün Gerçek Anatomisi
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Akrep ve Yılanın Geçemediği Eşik: Diyarbakır Surları’nın Görünmez Zırhı
Yazarlarımız
Ajans News