Diyarbekir’de Edebi Muhitler: Muhterem üstadım, Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan hocamızın “Diyarbekir’de Edebi Muhitler” adlı son eseri yayımlandı. Öncelikle kadim bir tarihe sahip şehrimize ve bu mümbit coğrafyanın mürşid halklarına hayırlı uğurlu olsun. “Şehirler, mekânların yazdığı tarihlerdir.” Diyarbekir’de Edebi Muhitler eseri, Diyarbekir’i sadece surlardan ve sokaklardan ibaret bir şehir olmaktan çıkarıp, bilhassa 16. asırdan 21….
Diyarbekir’de Edebi Muhitler:
Muhterem üstadım, Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan hocamızın “Diyarbekir’de Edebi Muhitler” adlı son eseri yayımlandı. Öncelikle kadim bir tarihe sahip şehrimize ve bu mümbit coğrafyanın mürşid halklarına hayırlı uğurlu olsun.
“Şehirler, mekânların yazdığı tarihlerdir.”
Diyarbekir’de Edebi Muhitler eseri, Diyarbekir’i sadece surlardan ve sokaklardan ibaret bir şehir olmaktan çıkarıp, bilhassa 16. asırdan 21. asra uzanan devasa bir coğrafyanın hafızasına dönüştürmektedir. Mustafa Uğurlu Arslan hoca, bu eserinde mimarinin soğuk taşlarına ruh üfleyen âlimlerin, şairlerin ve zanaatkârların izini sürerek, şehrin hafızasını; zanaatkâr ile sanatkârın, tüccar ile şairin aynı bedende cem olduğu o kadim asırların suretine büründürerek günümüze taşımaktadır. Eser bu yönüyle bir şehrin fiziksel imarından ziyade, o imarı “mamur” kılan manevi tesirin, edebi mahfillerin ve irfan mekteplerinin kolektif biyografisini resmetmektedir.
Üstad, Dicle Nehri’ni, Hevsel Bahçeleri’ni ve Kırklar Dağı’nı bu eserde adeta “Suyun Hafızası”na dönüştürmekte; bir mücellit dükkânından yahut Dicle’nin kıyısındaki bir kıraat meclisinden hareketle, mekân ile insanın nasıl yekpare bir kimlik inşa ettiğini gözler önüne sermektedir.
Ezcümle, “Diyarbekir’de Edebi Muhitler”, geçmişin estetik zarafetini ve irfanını günümüzün yozlaşma tehlikesine karşı bir kalkan gibi sunarken; dünün kalem erbabı ile bugünün yazar ve şairleri arasında sarsılmaz bir köprü kurmaktadır. Zamanın sessiz mimarlığına karşı, hafızanın direnişini belgeleyen bu eser, kendi köklerinin ve aidiyetinin peşine düşmek isteyen okurlar için, taşın şiire, mekânın vatana dönüştüğü o sırlı kapıyı aralayan eşsiz bir kılavuzdur.
Bu kıymetli çalışma, Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) tarafından “Kültür ve Edebiyat Tarihimizde İz Bırakan Eserler” başlığıyla desteklenen nadide ve prestijli bir eserdir.
Serkan GÖRGÜLÜ
Aferin yavrum
19 Mart 2026
VİP ESKORT VE SANAL EROTİZM TİCARET AĞI!
Orta Doğu Çıkmazı: Filistin’in Kanlı Döngüsü
Taşın Zikri, Şehrin Sabrı: Ulu Cami’nin Vicdan Terazisi
Bazaltın Kalbindeki Kozmik Fısıltı: Diyarbakır’ın Yıldız Tozlu Kilisesi
Görünmez İmparatorluk: 2026 İran Savaşının 21. Günü ve Küresel Ekonominin “Hürmüz” İmtihanı
Yorum Yap