Diyarbakır bu sabah güne sadece soğukla değil, iliklerine kadar işleyen bir “kararsızlıkla” uyandı.

Termometreler -16 dereceyi gösteriyor. Hissedilen sıcaklık, insanın nefesini kesen cinsten. Şehrin kadim sokakları buz pistine dönmüş durumda, göz gözü görmeyen bir sis hakim. Ancak bu dondurucu tabloda eksik olan tek bir şey var: “Kar Tatili Haberi.”
Sahabeler şehri Diyarbakır’da, sabahın kör karanlığında binlerce öğrenci, buz tutmuş yollarda, -16 derecede okullarına gitmek zorunda bırakılıyor. Bu noktada sormamız gereken soru çok basit ama cevabı bir o kadar ağır: Neden?
Okul Yolu mu, Buz Pisti mi?
Ekran görüntüsündeki hava durumu verileri sadece birer sayıdan ibaret değil; dışarıdaki hayati tehlikenin dijital kanıtıdır. Yolların buz tuttuğu, araçların dahi ilerlemekte zorlandığı, görüş mesafesinin sis nedeniyle düştüğü bir ortamda, servis araçlarının ve yürüyerek okula giden minik öğrencilerin güvenliğini kim garanti edebilir?
Bir çocuğun buzda kayıp düşmesi, servisin yoldan çıkma riski veya bu ekstrem soğukta zatürre olma ihtimali, bir günlük müfredattan daha mı önemsiz? Eğitim elbette kutsaldır, ancak hiçbir ders, bir çocuğun sağlığından daha değerli değildir.
Hava Kalitesi Alarm Veriyor
Sadece soğuk değil, hava kalitesi endeksi de “115” seviyesinde, yani hassas gruplar için sağlıksız. Ciğerleri henüz gelişmekte olan çocukları, hem -16 derecelik şoklayıcı soğuğa hem de kirli havayı solumaya mecbur bırakmak, halk sağlığı açısından kabul edilebilir bir risk yönetimi değildir.
Karar Mekanizması ve Gerçeklik Arasındaki Uçurum
Bürokrasi, sıcak makam odalarından bakıldığında dışarıdaki ayazı hissetmiyor olabilir. Ancak sahadaki gerçeklik; titreyen çocuklar, endişeli veliler ve kaygan yollarda direksiyon sallayan şoförlerdir. Başka illerde -5 derecede, sırf buzlanma riski var diye okullar tatil edilirken; Diyarbakır’da -16 derecede “eğitime devam” ısrarı, akıl ve mantık sınırlarını zorlamaktadır.
Bu karar (veya kararsızlık), sadece bir “ihmal” değil, aynı zamanda çocuklarımızı göz göre göre tehlikeye atmaktır. Sahabeler şehrinin evlatları, bu dondurucu soğukta sıcak sınıflarında olmayı hak ettikleri kadar, o sınıfa güvenle ulaşmayı da hak ediyorlar.
Telafisi Olmayan Hata Yapılmamalı
Eğitimin telafisi olur; yazın yapılır, hafta sonu yapılır. Ancak buzlu bir yolda yaşanacak bir kazanın veya bu havada kapılacak ağır bir hastalığın telafisi yoktur.
Yetkililere çağrımızdır: Pencereyi açın ve dışarıdaki dondurucu gerçeği görün. Bu çocuklar bizim geleceğimiz. Onları korumak, sadece ebeveynlerin değil, bu şehri yönetenlerin de asli görevidir. -16 derecede, buz pistine dönmüş yollarda eğitim ısrarından vazgeçilmeli, çocuklarımızın can güvenliği her şeyin önüne konulmalıdır.
Cihat TOPRAK
Kaleminize sağlık üstad. Yazınızın her bir cümlesine imzamı atıyorum. Kar ve dondurucu tecrübesi olmayan memleketimiz için, yetkililerin sıcak odalarında altlarını ısıtan koltuklarda sadece çocuklarımızın değil, tüm vatandaşlarımızın kaderiyle oynadığını düşünüyorum. Hadi,Valilik ve Belediye başkanlıklarını anladık,peki il milli eğitim müdürü ve okul idarecilerinin sessizliği??? Yetkisi olup,etkisi olmayan, Şehrin sosyolojisini bilmeyen bürokrasinin kaderine mahkum olmak, ağır bir imtihandır.
6 Ocak 2026
Yorum Yap