Son Dakika !
--:--:--
Muhittin Çaçan

Bir Paylaşımın Hatırlattığı Asırlık Miras: Türkoloji Kurultayı ve Hocalarımızın İlmî Nöbeti

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Türk dünyasının hafızasında derin izler bırakan 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nı yıllar sonra yeniden hatırlamama vesile olan bir paylaşım… Bu kıymetli hatırlatmayı; ilim adamı duruşu ve tarih şuuruyla her daim örnek aldığımız değerli hocamız Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu’nun (Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi) paylaşımında gördüm. Bir paylaşım bazen sadece bilgi vermez; bir milletin hafızasını uyandırır, insanı kendi köklerine doğru derin bir yolculuğa çıkarır.

İşte o an, zihnimde yıllar önce okuduğum bir eser yeniden canlandı: Türkoloji sahasının mümtaz isimlerinden, Fırat Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Buran hocamızın kaleme aldığı ve Türk diline adeta kurşun gibi ağırlık, çelik gibi dirayet kazandıran o eşsiz Türkoloji eseri… O kitap yalnızca akademik bir çalışma değildi; Türk dilinin, Türk kimliğinin ve Türkçülük fikrinin tarih içindeki çileli yürüyüşünün ilmî bir manifestosuydu.

İlmin Siperinde Nöbet Tutan Hocalar

Bugün üniversite kürsülerinde ders anlatan bazı isimler vardır ki onlar sadece bilgi aktaran akademisyenler değildir; onlar aynı zamanda bir medeniyetin hafızasını koruyan nöbetçilerdir. Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu hocamız, tarih ilmini kuru bir kronoloji olmaktan çıkarıp bir milletin ruhunu anlatan canlı bir metne dönüştüren nadir ilim adamlarımızdandır. Onun paylaşımlarında yalnızca geçmişin bilgisi değil, geleceğin istikameti de saklıdır.

Bir akademisyenin değeri, yalnızca yazdığı makalelerle ölçülmez; milletinin tarihine karşı taşıdığı sorumluluk duygusuyla ölçülür. Tellioğlu hocamızın Türk dünyasına dair her vurgusu, bizlere köklerimizi unutmamamız gerektiğini hatırlatan ilmî bir uyarı gibidir. Çünkü tarihini unutan milletlerin geleceği başkalarının kaleminden yazılır.

Kurşunlaşan Türkoloji: Bir İlmin Direniş Metni

Ahmet Buran hocamızın eserini ilk okuduğumda hissettiğim şey, yalnızca akademik bir tatmin değildi. O satırlar; Türk dilinin uğradığı baskıları, Türk aydınlarının yaşadığı sürgünleri, “Pan-Türkist” suçlamalarıyla maruz kaldıkları zulümleri bir bir gözlerimin önüne sermişti. Her sayfa, kelime kelime boğazıma düğümlenen bir tarih muhasebesiydi.

“Kurşunlanan Türkoloji” eseriyle ruhumu derinden sarsan, ilmin vakarını zarafetle birleştiren hocamızla Aralık 2020’de kitabı okuduktan sonra sosyal medya üzerinden kısa fakat anlamı büyük bir yazışmamız da olmuştu. Hocamızın o vakur ve umut aşılayan cevabı, yalnızca şahsıma değil, Türkoloji mefkûresine gönül veren herkese hitap eden bir irade beyanı gibiydi:

“Merhaba Muhittin Bey,

Ortak duygu ve düşünceler ile baktığımız ufuktan bir gün mutlaka güneş bizim için doğacaktır!

Umutsuzluk en büyük zafiyettir.

İltifat ve güzel değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim.”

Bu cümleler, bir akademisyenin sadece ilim adamı değil; aynı zamanda bir fikir ve umut mimarı olduğunun en veciz ifadesidir. Zira Türkoloji sahasında kalem oynatmak, yalnızca bilim üretmek değil; aynı zamanda tarih şuuru, millî hafıza ve gelecek idealini diri tutmaktır.

Türkoloji çalışmaları çoğu zaman sadece bilimsel faaliyetler olarak görülür. Oysa bu alan, aynı zamanda bir kimlik mücadelesidir. Dilini savunmak, aslında varlığını savunmaktır. İşte Buran hocamızın eseri, Türkçenin yalnızca bir iletişim aracı değil, bir medeniyetin omurgası olduğunu ilmî verilerle ortaya koyan abidevi bir çalışmadır.

Hocalarımız: Hafızanın ve Vicdanın Sesi

Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu daha iyi anlıyoruz: Türk dünyası ne zaman fikrî bir savrulma yaşasa, akademi dünyasındaki bu öncü isimler milletin pusulası olmuştur. Onlar; popüler rüzgârlara kapılmadan, ilmî ciddiyeti ve millî sorumluluğu birlikte taşıyan nadir şahsiyetlerdir.

İbrahim Tellioğlu hocamızın tarih şuuru ile Ahmet Buran hocamızın dil hassasiyeti birleştiğinde ortaya çıkan şey, sadece akademik birikim değil; aynı zamanda Türk dünyasının müşterek vicdanıdır. Bu vicdan, bize şunu hatırlatır: Türkçülük bir slogan değil; dilini, tarihini ve kültürünü koruma iradesidir.

Türkoloji Kurultayı’nın Asırlık Yankısı

1926’daki kurultayda tartışılan alfabe, imla, terim ve dil birliği meseleleri bugün hâlâ güncelliğini koruyor. Demek ki o kurultay sadece bir dönemin ihtiyacına cevap vermemiş; asırlar sonrasına seslenen ilmî bir temel oluşturmuştur. Bu gerçeği bizlere yeniden hatırlatan hocalarımız, aslında bir bakıma o kurultayın yaşayan temsilcileridir.

Onların yazıları, dersleri ve paylaşımları; Türk dünyasının dağınık hafızasını yeniden toparlayan birer ilmî çağrı niteliğindedir. Çünkü biliriz ki dilde birlik olmadan fikirde birlik olmaz; fikirde birlik olmadan da güçlü bir gelecek kurulamaz.

Minnet ve Vefa

Bugün, bir paylaşım vesilesiyle zihnimde yeniden dirilen bu ilmî yolculuk bana bir kez daha şunu gösterdi: Büyük hocalar, yalnızca ders anlatmaz; talebelerinin ruhuna istikamet verir.

Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu hocamızın tarih şuurunu diri tutan katkılarına ve Prof. Dr. Ahmet Buran hocamızın Türkoloji sahasına kazandırdığı kurşunlaşmış, sağlam, sarsılmaz ilmî eserlerine karşı minnet duymamak mümkün değildir. Onlar; ilmin vakarını millî şuurla birleştiren, kalemleriyle hafızamıza yön veren öncü isimlerdir.

Böylesi hocaların varlığı bir millet için en büyük teminattır. Çünkü ilim adamı sustuğunda tarih susar; tarih sustuğunda ise milletin hafızası silinmeye başlar.

Bizlere düşen ise açıktır: Bu kıymetli hocalarımızın açtığı yolda yürümek, onların eserlerini yalnız okumakla kalmayıp anlamak ve yeni nesillere aktarmaktır. Zira Türkoloji yalnızca bir bilim dalı değil; bir milletin varoluş hafızasıdır.

Niye böyle tarih cahili kaldık diye sormayın; çünkü Türk’ün diline, tarihine ve hafızasına yönelen her saldırı, aslında milletimizin istiklaline sıkılan kurşundur… Ve evet, kurşunlanan yalnız bir ilim dalı değil, Türk milletinin hafızasıydı: “Kurşunlandı Türkoloji…”

Muhittin Çaçan

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan ​Üç cilt bir kader: Anna Karenina ve insanın iç mahkemesi
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan Tarih Manipülatörlerinin Gölgesinde: Neo-Kadızadelilik ve Türkiye’nin Kaçırma Korkusu
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan MÜNZEVİ: AYDININ ÇİLESİ Mİ, ÇİLEYİ KUTSALLAŞTIRAN AYDIN MI?
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan KIZIL KAFTAN: BİR KARDİYOLOĞUN TARİHSEL HAFIZAYA TUTTUĞU NABIZ
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan DEVLET GİDERSE, AĞA GELİR
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan Bayrak İndirilirken Devleti Sessizce Parçalamak
Yazarlarımız
Ajans News