Son Dakika !
--:--:--
Muhittin Çaçan

Bayrak İndirilirken Devleti Sessizce Parçalamak

1 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Türkiye bugün yalnızca bir güvenlik meselesiyle değil, bir “devlet aklı” sınavıyla karşı karşıyadır. Bayrak indirilmiştir. Ve daha vahimi; bu cüret karşısında hâlâ “nedenler”, “arka planlar” ve “hassasiyetler” konuşulmaktadır. Oysa bayrak indirildiğinde konuşulacak tek bir şey vardır: Egemenlik.

​Bayrak; bu ülkenin Diyarbakır’ında da bayraktır; Hakkâri’sinde de, İzmir’inde de, Edirne’sinde de… Bayrak, sadece bir bölgenin değil, 81 ilin ortak iradesidir.

​Prof. Dr. Anıl Çeçen, “Türkiye’nin B Planı” adlı eserinde, Kürt meselesi başlığı altında yürütülen tartışmaların büyük bölümünün tarihsel gerçeklerle değil, “jeopolitik mühendislik” ile ilgili olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Çeçen’e göre Kürt nüfusu; yalnızca Türkiye’nin doğu ve güneydoğusuna ya da Irak-İran-Suriye hattına hapsedilemeyecek kadar geniş ve tarihsel bir yayılıma sahiptir.

​Nitekim tarihsel kayıtlar ve sosyolojik veriler; Kürt topluluklarının Türk topluluklarıyla yüzyıllar boyunca şu coğrafyalarda birlikte yaşadığını göstermektedir:

  • İran’da: Mahabad ve çevresi,
  • Azerbaycan’da: Gence, Laçin ve Kubatlı bölgeleri,
  • Kazakistan’da: Çimkent havzası,
  • Tacikistan’da: Dangara eyaleti.

​Peki, bu coğrafyalar neden konuşulmaz? Neden Mahabad hatırlanır da Gence unutturulur? Neden Laçin ve Kubatlı bilinçli biçimde görmezden gelinir? Neden Çimkent’teki, Dangara’daki Kürt varlığı akademik ve siyasi tartışmalara dâhil edilmez?

Çünkü mesele Kürtler değildir; mesele Türkiye’dir.

​Eğer konu gerçekten “Kürt halkının tarihi” olsaydı, Orta Asya’dan Kafkasya’ya uzanan bu ortak yaşam alanları da masaya yatırılırdı. Ama amaç tarih yazmak değil; sınır çizmek, kimlik keskinleştirmek ve devlet zeminini çatlatmaktır.

​Bazı tezlerde daha da ileri gidilerek; MÖ 1000’li yıllarda bugünkü Ukrayna’nın batısında, Dinyester Irmağı’nın kuzeyinde, Ternopil çevresinde bir Kürt beyliğinin varlığından söz edilmektedir. Bu iddialar doğru ya da yanlış olabilir; fakat bir gerçeği açıkça ortaya koymaktadır: Kürtlerin tarihsel hareketliliği Orta Doğu ile sınırlı değildir.

​Öyleyse neden tüm siyasal gerilim; Diyarbakır, Van, Şırnak, Mardin, Ayn el-Arab ve Kamışlı hattına sıkıştırılmaktadır? Çünkü bu hat, jeopolitik olarak en kullanışlı “fay hattı”dır.

​Anıl Çeçen’in özellikle uyardığı bir diğer nokta da şudur: “Kürtler Medlerin devamıdır” iddiası, bilimsel kesinliği olan bir gerçek değil; siyasal bir varsayım olarak dolaşıma sokulmaktadır. Medlere atfedilen yazıtların dil özellikleri dahi bu sürekliliği tartışmalı hale getirmektedir. Buna rağmen bu tez, sorgulanamaz bir dogma gibi servis edilmekte; tarih, akademinin değil stratejinin konusu haline getirilmektedir.

​İşte bayrak indirme cüreti, bu zihniyetin sokaktaki karşılığıdır. Bu eylem; ne bireyseldir ne masumdur ne de tesadüfidir. Bu, devletin sınırlarını test etme girişimidir. Bu, “Ne kadar ileri gidebiliriz?” sorusunun pratik denemesidir.

​Ve daha tehlikelisi şudur: Bayrak indirildiğinde dahi bazı çevreler meseleyi hâlâ “sosyolojik kırılganlıklar” üzerinden okumaya çalışmaktadır. Oysa bayrak sosyolojinin değil; hukukun ve egemenliğin sembolüdür. Bayrağın indiği yerde hukuk tartışılmaz, niyet sorgulanmaz, mazeret dinlenmez. Devlet, orada kendini hatırlatır.

​Unutulmamalıdır ki: “Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir” ifadesi bir slogan değil, küresel aklın açık itirafıdır. Bugün Türkiye’nin Diyarbakır’ında yaşananla; Azerbaycan’ın Karabağ’ında yaşanan, Kazakistan’ın Çimkent’inde ve Tacikistan’ın Dangara’sında kurulan dengeler aynı büyük resmin parçalarıdır.

​Bu yüzden mesele ne yalnızca Kürt’tür ne de yalnızca Türk’tür. Mesele devlettir. Devlet zayıflarsa Türk de kaybeder, Kürt de kaybeder, gelecek de kaybeder.

​Bayrak bir bez değildir. Bayrak sadece bir sembol de değildir. Bayrak, devletin “buradayım” deme biçimidir. İndirildiği an mesele değişir. O andan sonra konu bayrak olmaktan çıkar, “Türkiye meselesi” olur.

​Ve Türkiye; ne Diyarbakır’da ne Van’da ne Şırnak’ta ne de herhangi bir kentinde sahipsiz değildir.

Yorumlar

  • K
    Kahramanım

    Bugünü yaz kardeşim ne demek m.ö 1000 yılında

    22 Ocak 2026

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan Tarih Manipülatörlerinin Gölgesinde: Neo-Kadızadelilik ve Türkiye’nin Kaçırma Korkusu
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan MÜNZEVİ: AYDININ ÇİLESİ Mİ, ÇİLEYİ KUTSALLAŞTIRAN AYDIN MI?
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan KIZIL KAFTAN: BİR KARDİYOLOĞUN TARİHSEL HAFIZAYA TUTTUĞU NABIZ
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan DEVLET GİDERSE, AĞA GELİR
Muhittin Çaçan
Muhittin Çaçan Çözüm Arayışları ve Devlet Aklı: Tarihsel Bir Perspektif
Yazarlarımız
Ajans News