Son Dakika !
--:--:--
serdar özdemir

İnsan yaşadığı yerin toprağına benzer

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Ellerine bak. Avuç içlerindeki o ince çizgilere, hayatın haritası sandığın o kırışıklıklara iyi bak. Gerçekten o çizgiler mi seni bugüne getirdi, yoksa o ellerle tuttukların, bıraktıkların ve toprağa ektiklerin mi?

İnsanoğlu, kadim bir yanılgının içinde debelenip duruyor asırlardır. Kendini rüzgârın önünde savrulan kuru bir yaprak, akıntının insafına kalmış bir sandal sanıyor. Oysa insan, üzerine bastığı toprağın ta kendisidir. Toprak dilsizdir ama hafızası muazzamdır; ona ne fısıldarsan sana onu haykırır, bağrına hangi tohumu bırakırsan sana onun meyvesini sunar. Hiçbir çiftçi, buğday ektiği tarladan deve dikeni topladığında gökyüzüne küsmez, toprağı suçlamaz. Peki, insan kendi yaşam bahçesinde zehirli sarmaşıklar büyüdüğünde neden suçluyu hep ötelerde arar?

“Kader” diyip geçmek, ne büyük bir konfor, ne sinsi bir kurnazlıktır. Kendi tembelliğini, kendi korkaklığını ve yanlış tercihlerinin enkazını “Yaratıcı böyle istedi” diyerek ilahi bir plana fatura etmek, insanın vicdanını susturmak için uydurduğu en eski kaçış yoludur. Oysa Yaratıcı, kalemi senin eline vereli çok oldu. Senaryonun başlangıcını O yazmış olabilir; nerede doğduğun, hangi ailenin kucağına düştüğün, teninin rengi veya coğrafyanın sertliği… Evet, bu bir “verili” kaderdir. Bu, sana verilen tarlanın topografyasıdır. Ama o tarlayı sürmek, taşlarını ayıklamak, sulamak veya kuraklığa terk etmek? İşte o, tamamen senin hikâyendir.

Bir düşün; şu an yaşadığın hayat, geçmişte verdiğin “evet”lerin ve “hayır”ların toplamı değil mi? Bugününü, dün ektiğin tohumlar inşa etmedi mi?

İnsan, doğduğu coğrafyanın kaderine boyun eğmek zorunda değildir ama inkâr edilemez bir gerçek vardır: İnsan yaşadığı yerin toprağına benzer. Sert iklimin insanı sert, bereketli ovanın insanı cömert olabilir. Ancak bu bir mazeret değil, bir metafordur. Eğer çorak bir toprakta doğduysan, ruhunu bir vaha haline getirmek senin devrimindir. Eğer bataklıkta bir nilüfer gibi açmak istiyorsan, köklerini saldığın çamuru suçlamayı bırakıp güneşe dönmek zorundasın.

Kader, senin eylemsizliğinin adı değildir. Kader; senin iradenle, önündeki seçenekler arasında yaptığın danstır.

Şimdi etrafına, yaşadığın şehre, dostlarına, alışkanlıklarına bir bak. Gördüğün manzara seni mutlu etmiyorsa, aynadaki suretinden kaçma. Hasat mevsimi geldiğinde sepetinde sadece pişmanlıklar varsa, ekim zamanı nerede olduğunu hatırla. Çünkü evrenin yasası şaşmaz bir teraziyle çalışır: İyilik eken, er ya da geç, en beklemediği yerden iyilik devşirir. Kötülük, bencillik ve öfke eken ise kendi ruhunun dikenli tellerine takılıp kanar.

Hayat, edilgen bir bekleyiş değil, aktif bir inşadır. Yaratıcı, kaderin dümenini senin ellerine bırakarak sana olan güvenini göstermiştir aslında. Bu sorumluluktan kaçmak için “kaderim böyleymiş” demek, sana verilen o muazzam irade gücüne ihanet etmektir.

Soru şudur: Sen bugün, yarının hasadı için toprağına ne ekiyorsun?

Kendi gölgeni suçlamayı bırakıp, güneşe doğru yürüyecek cesaretin var mı?

Unutma, toprak yalan söylemez. Ve sen, tam da şu an, kendi geleceğinin tohumunu avucunda sıkıca tutuyorsun.

Serdar ÖZDEMİR

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
serdar özdemir
serdar özdemir Peygamberlerin Bile Çaresiz Kaldığı Lanet: Ortadoğu’nun Kırılmayan Çarkı
serdar özdemir
serdar özdemir 2026’nın Varoluşsal Krizi: Yapay Zekanın Su Sömürgesi
serdar özdemir
serdar özdemir Serdar ÖZDEMİR: Türkiye’de Sistem Açıklığı: “Allaha Emanet” Yaşıyoruz
serdar özdemir
serdar özdemir Serdar ÖZDEMİR: Silahlar Sustu, Vampirler Uğuldamaya Başladı
serdar özdemir
serdar özdemir Bir Mayısın Ardından: Sönmeyen Umut ve Bitmeyen Çaresizlik
serdar özdemir
serdar özdemir 23 Nisan’da Karanlık Tabloya Dönüp Bakmak
Yazarlarımız
Ajans News