Son Dakika !
--:--:--

Ağrı’dan Sibirya’ya Uzanan ‘Beyaz Cehennem’: Rıfat Mertoğlu ile ‘Dengbêjin Dönüşü’ Üzerine

Yazar Rıfat Mertoğlu, son romanı Dengbêjin Dönüşü ile okurlarını Ağrı’dan Sibirya’nın soğuk steplerine; bastırılmış bir hafızanın ve “beyaz bir cehennemin” ortasına götürüyor. Kürt halkının sözlü tarihini omuzlayan dengbêjlik geleneğini, modern romanın imkânlarıyla yeniden yorumlayan Mertoğlu ile hem yeni eserini hem de yüzyıllık bir çığlık olan dengbêjliği Ajans News için konuştuk. RÖPORTAJ: AJANS NEWS Sözlü kültürün…

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Ağrı’dan Sibirya’ya Uzanan ‘Beyaz Cehennem’: Rıfat Mertoğlu ile ‘Dengbêjin Dönüşü’ Üzerine

Yazar Rıfat Mertoğlu, son romanı Dengbêjin Dönüşü ile okurlarını Ağrı’dan Sibirya’nın soğuk steplerine; bastırılmış bir hafızanın ve “beyaz bir cehennemin” ortasına götürüyor. Kürt halkının sözlü tarihini omuzlayan dengbêjlik geleneğini, modern romanın imkânlarıyla yeniden yorumlayan Mertoğlu ile hem yeni eserini hem de yüzyıllık bir çığlık olan dengbêjliği Ajans News için konuştuk.

RÖPORTAJ: AJANS NEWS

Sözlü kültürün en güçlü taşıyıcılarından biri olan dengbêjlik, Rıfat Mertoğlu’nun kaleminde yeniden hayat buldu. Sadece bir roman değil, aynı zamanda bir “hafıza anlatısı” olan Dengbêjin Dönüşü, okuru Erivan Radyosu’nun cızırtılı seslerinden Sibirya sürgünlerine uzanan sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

“Dengbêj: Söyleyen Ses, Anlatan Hafıza”

AJANS NEWS: Söyleşimize en temelden başlayalım. Okurlarımız için dengbêjliği nasıl tanımlarsınız?

RIFAT MERTOĞLU: Dengbêjlik, Kürt halkının yüzyıllar boyunca sözle yaşattığı en önemli kültürel miraslardan biridir. Yazının yaygın olmadığı dönemlerde, halkın hafızası dengbêjlerin sesiyle korunmuş ve kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Kelimenin kökeni de bunu özetler: Deng “ses”, bêj ise “söylemek” demektir. Yani dengbêj; söyleyen bir ses, anlatan bir hafızadır.

Bu anlatıcıları diğerlerinden ayıran, icralarındaki fark nedir?

Dengbêjler genellikle herhangi bir müzik aleti kullanmadan, yalnızca çıplak sesleriyle uzun hikâyeler anlatırlar. Bu hikâyelerde aşk, acı, savaşlar, göçler ve kahramanlıklar iç içedir. Her bir kilam (stran) sadece bir türkü değil; aynı zamanda bir tarih, bir tanıklık ve yoğun bir duygudur.

Yüzyıllar süren bu aktarım nasıl sağlandı?

Tamamen usta–çırak ilişkisiyle. Dengbêjler, son derece güçlü hafızalara sahiptir; saatler süren anlatıları hiç unutmadan, teklemeden söyleyebilirler. Bu yönüyle dengbêjlik yalnızca bir sanat değil; aynı zamanda büyük bir emek, disiplin ve hafıza çalışmasıdır.

“Bir Roman Değil, Bir Hafıza İnşası”

AJANS NEWS: Dengbêjin Dönüşü sadece kurgusal bir metin değil, bir hafıza anlatısı olarak okunuyor. Bu roman sizin için neyi temsil ediyor?

RIFAT MERTOĞLU: Bu roman, bastırılmış bir hafızanın, susturulmuş bir sesin edebiyatta yeniden vücut bulma çabasıdır. Dengbêjliği folklorik ya da nostaljik bir unsur olarak değil, kolektif belleğin taşıyıcısı ve sözlü tarihin yaşayan bir arşivi olarak ele almak istedim. Kitap, bir geleneğin, bir sesin ve bir tarihin geri çağrılmasıdır.

Romanın merkezindeki Seyadê Şame karakteri gerçeklikle nasıl bir bağ kuruyor?

Seyadê Şame, tekil bir biyografiden çok daha fazlasını temsil ediyor. O, acılar çekmiş bir coğrafyanın, sürgünlerin ve yüzyılı aşan travmaların sesidir. Yaşamı, bireysel bir kader olmaktan çıkarak kolektif bir tanıklığa dönüşüyor. Bu yüzden romanda bir karakterden ziyade bir “ses” olarak var.

Romanın çıkış noktasında Erivan Radyosu’nun etkisi olduğunu biliyoruz. Bu süreç nasıl gelişti?

Her şey çocukluğumda Erivan Radyosu’ndan yükselen bir sesle başladı. Yıllar sonra bu sesin izini sürmek, beni Seyadê Şame’ye ve bu romana götürdü. Romanda bu ses, yalnızca işitsel bir hatıra değil; tarihin, acının ve direnişin yoğunlaştığı bir anlatı merkezine dönüştü. Aslında roman, “bir sesi duymak” ile “bir tarihi anlamak” arasındaki bağı kurma çabasıdır.

“Homeros’tan Dengbêjlere: Sözlü Kültürün Mirası”

AJANS NEWS: Romanda zaman algısı da oldukça farklı. Bu, dengbêjlik geleneğinin romana biçimsel bir yansıması mı?

RIFAT MERTOĞLU: Kesinlikle bilinçli bir tercih. Dengbêj, yazıya geçirilmemiş bir tarihin anlatıcısıdır. Her kilam bir arşiv, her tekrar bir hatırlama edimidir. Sözlü anlatının döngüsel zaman algısını, ritmini ve tekrarlarını roman diline taşımak istedim. Bu yüzden romanda zaman çizgisel değil; parçalı, kırık ve geri dönüşlerle ilerler. Bu yapı travmatik hafızanın işleyişine daha uygundur.

Dengbêjliği Antik Yunan’daki Homeros geleneğiyle kıyaslamak mümkün mü?

Elbette. Farklı coğrafyalar olsa da dikkat çekici benzerlikler taşırlar. Homeros destanları yazıya geçmeden önce aoidos veya rhapsodos denilen ozanlarca aktarılmıştır. Dengbêjler de tarihsel olayları benzer bir ezgiyle anlatır. Her iki gelenekte de anlatıcı hem sanatçı hem tarihçi hem de hafıza taşıyıcısıdır. Ancak en temel fark; Homeros geleneğinin yazıya geçip sabitlenmesi, dengbêjliğin ise büyük ölçüde sözlü kalarak anlatıcıya bağlı değişkenliğini ve canlılığını korumasıdır.

Peki ya Anadolu’daki Halk Ozanlığı geleneği ile farkı nedir?

Halk ozanları (âşıklar) saz eşliğinde söyler ve bireysel duygular, kişisel üslup ön plandadır. Dengbêj ise enstrümansızdır, sesiyle var olur ve anlattığı hikâye bireysel değil, kolektiftir. O, toplumun hafızasının sözcüsüdür.

“Sessizliği Bozan Bir Karşı-Hafıza”

AJANS NEWS: Romanda ses ve sessizlik arasında ciddi bir gerilim var. Bu karşıtlık neyi ifade ediyor?

RIFAT MERTOĞLU: Sessizlik, bastırılmış hafızanın bir biçimidir. Dengbêjlik ise bu sessizliği bozan bir “karşı-hafıza” üretir. Romanın adı da bu yüzden Dengbêjin Dönüşü. Susturulan her sesin geri dönme ihtimaline duyulan inancı simgeliyor.

Bugün bu gelenek hala yaşıyor mu?

Evet, yaşamaya devam ediyor. Şakiro, Evdalê Zeynikê, Qavis Ağa gibi efsane isimlerin mirası; bugün Diyarbakır’daki Dengbêj Evi gibi kurumlar ve dijital kayıtlar sayesinde yeni kuşaklara ulaşıyor.

Son olarak, okurun bu romandan nasıl bir duyguyla ayrılmasını istersiniz?

Okurun romanı bitirdiğinde sadece bir kitap okumuş olmaktan çok, uzun bir kilam dinlemiş gibi hissetmesini isterim. Uzak coğrafyalara, soğuk kamplara gidip sonunda kendi hafızasına dönmesini… Çünkü bu roman yalnızca bir dengbêjin değil, susturulmuş bütün seslerin hikâyesidir.

Cihat TOPRAK

Yorum Yap

Benzer Haberler
İnsanlığın Sıfır Noktası Berlin’de: Göbeklitepe ve Taş Tepeler Sergisi Açıldı
İnsanlığın Sıfır Noktası Berlin’de: Göbeklitepe ve Taş Tepeler Sergisi Açıldı
Ağrı’dan Sibirya’ya Uzanan ‘Beyaz Cehennem’: Rıfat Mertoğlu ile ‘Dengbêjin Dönüşü’ Üzerine
Ağrı’dan Sibirya’ya Uzanan ‘Beyaz Cehennem’: Rıfat Mertoğlu ile ‘Dengbêjin Dönüşü’ Üzerine
Dengbêjin Dönüşü: Bir Sesin Peşindeki Altı Yıllık Hafıza Yolculuğu
Dengbêjin Dönüşü: Bir Sesin Peşindeki Altı Yıllık Hafıza Yolculuğu
83. Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu
83. Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu
Antik Astronot Teorilerinin Mimarı Erich von Däniken Hayatını Kaybetti
Antik Astronot Teorilerinin Mimarı Erich von Däniken Hayatını Kaybetti
Asgari Ücretli Kuruşunu Sayarken, Milyarlık Borçlar Nasıl Eriyor?
Asgari Ücretli Kuruşunu Sayarken, Milyarlık Borçlar Nasıl Eriyor?
Ajans News