Piyasaların gözü kulağı Merkez Bankalarından gelecek sinyallerde. Analistler, ABD’nin rekor seviyeye ulaşan 36 trilyon dolarlık borcunu yönetebilmek için 1985 yılındaki ünlü “Plaza Anlaşması” benzeri bir senaryoyu devreye sokabileceğini konuşuyor. İddialara göre; doların bilinçli olarak değersizleştirilmesiyle küresel bir servet transferi hazırlığı yapılıyor. NEW YORK — Küresel ekonomide kartların yeniden dağıtılacağı iddiaları güçleniyor. Son günlerde döviz piyasalarında…
Piyasaların gözü kulağı Merkez Bankalarından gelecek sinyallerde. Analistler, ABD’nin rekor seviyeye ulaşan 36 trilyon dolarlık borcunu yönetebilmek için 1985 yılındaki ünlü “Plaza Anlaşması” benzeri bir senaryoyu devreye sokabileceğini konuşuyor. İddialara göre; doların bilinçli olarak değersizleştirilmesiyle küresel bir servet transferi hazırlığı yapılıyor.
NEW YORK — Küresel ekonomide kartların yeniden dağıtılacağı iddiaları güçleniyor. Son günlerde döviz piyasalarında yaşanan “Rate Check” (Kur kontrolü) hareketliliği, hafızalardaki 1985 Plaza Anlaşması senaryosunu yeniden canlandırdı. Finans çevrelerinde dolaşan “Mal Yıkma” teorisine göre ABD, devasa borç yükünü doları zayıflatarak alacaklı ülkelerin sırtına yüklemeye hazırlanıyor.
Ekonomistlerin işaret ettiği 1985 yılındaki Plaza Anlaşması (Plaza Accord), bugünkü tabloyla çarpıcı benzerlikler taşıyor. O dönemde doların aşırı değerlenmesiyle ihracatı çöken ve ticaret açığı patlayan ABD; Japonya, Almanya, Fransa ve İngiltere’yi New York’ta bir masaya toplamıştı.
Alınan kararla Dolar Endeksi 3 yıl içinde %50 değer kaybetmiş, USD/JPY paritesi 260 seviyesinden 120’ye gerilemişti. Bu operasyon sonucunda ABD ihracatı patlarken, borç yükü hafiflemiş; ancak faturayı dolar rezervi tutan müttefik ülkeler ödemişti.
Mevcut durumda ABD’nin 36 trilyon doları aşan borç yükü sürdürülemez seviyelerde görülüyor. Uzmanlara göre Washington yönetiminin önünde iki yol var: Ya kemer sıkmak ya da parayı değersizleştirmek.
Piyasa analistleri, olası bir “Modern Plaza Anlaşması” ile doların %50 oranında zayıflatılması durumunda yaşanacakları şöyle özetliyor:
Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda, ABD Hazine tahvillerinin (US Treasuries) en büyük alıcıları olan ülkeler devasa bir servet kaybıyla karşı karşıya kalabilir:
Geçtiğimiz hafta piyasalarda gözlemlenen ve merkez bankalarının piyasa nabzını ölçtüğü “Rate Check” hamlesi, 1985 öncesi süreci hatırlatan ilk somut adım olarak yorumlanıyor.
Tarihsel veriler incelendiğinde, doların sert değer kaybettiği dönemlerde şu varlık sınıflarının yükselişe geçtiği görülüyor:
Piyasalar şimdi şu soruya yanıt arıyor: ABD, borç yükünden kurtulmak için doları ateşe atıp faturayı dünyaya mı ödetecek? Eğer müdahale başlarsa, tarihin en büyük servet transferlerinden birine tanıklık edebiliriz.
Yorum Yap