28 Şubat 2026’da başlayan ve bugün 20. gününe giren ABD-İran savaşı, Washington’ın strateji değişikliğiyle yeni bir boyuta evriliyor. Reuters haber ajansının üst düzey Beyaz Saray ve Pentagon yetkililerine dayandırdığı “özel” kodlu habere göre, Trump yönetimi hava bombardımanlarının ötesine geçerek kapsamlı bir kara harekâtını masaya yatırdı. Savaşın ilk üç haftasında ABD ve müttefikleri, İran’ın askeri altyapısını…
28 Şubat 2026’da başlayan ve bugün 20. gününe giren ABD-İran savaşı, Washington’ın strateji değişikliğiyle yeni bir boyuta evriliyor. Reuters haber ajansının üst düzey Beyaz Saray ve Pentagon yetkililerine dayandırdığı “özel” kodlu habere göre, Trump yönetimi hava bombardımanlarının ötesine geçerek kapsamlı bir kara harekâtını masaya yatırdı.
Savaşın ilk üç haftasında ABD ve müttefikleri, İran’ın askeri altyapısını felç etmeye odaklanmıştı. Ancak Reuters’a konuşan yetkililer, sadece hava gücüyle hedeflere ulaşmanın sınırlı kaldığını, stratejik noktaların tam kontrolü için “postalların yere değmesi” (boots on the ground) gerektiğini belirtiyor.
ABD’nin kara harekatı planı, rastgele bir işgalden ziyade, İran’ın can damarlarını kesmeyi hedefleyen üç spesifik noktaya odaklanıyor:
Hürmüz Boğazı Kıyıları ve Tampon Bölge: Küresel petrol ticaretinin ana arteri olan Hürmüz Boğazı’nda güvenliği sağlamak için İran kıyı şeridinde bir “güvenli bölge” oluşturulması planlanıyor. Bu operasyonla, karaya konuşlu gemisavar füze bataryalarının fiziksel olarak imha edilmesi hedefleniyor.
Khark (Hark) Adası Operasyonu: İran’ın petrol ihracatının %90’ını gerçekleştirdiği bu stratejik ada, harekatın en kritik ekonomik hedefi. Uzmanlar, adayı bombalayıp yok etmek yerine “ele geçirip yönetmenin” küresel enerji piyasaları için daha az maliyetli olacağını savunuyor.
Uranyum Stoklarının Tahliyesi: İran’ın nükleer kapasitesini kalıcı olarak bitirmek için zenginleştirilmiş uranyum depolarına baskın yapılması planlanıyor. ABD Özel Kuvvetleri (Special Forces) tarafından yürütülmesi beklenen bu görev, nükleer sızıntı ve yüksek direniş riski nedeniyle “en tehlikeli senaryo” olarak tanımlanıyor.
ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM), 28 Şubat’tan bu yana yürütülen operasyonun güncel verilerini paylaştı:
| Kategori | Miktar / Durum |
| Hava Saldırısı Sayısı | 7.800+ |
| İmha Edilen Deniz Aracı | 120 (Savaş gemisi ve botlar) |
| ABD Kayıpları | 13 Ölü, ~200 Yaralı |
| Stratejik Durum | Hava üstünlüğü tamamen sağlandı |
Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, senatoda yaptığı açıklamada İran’ın nükleer programının mevcut durumuna dair çarpıcı bir detay verdi. Gabbard, yeraltı nükleer tesislerinin girişlerinin özel sığınak delici mühimmatlar ve ardından dökülen özel beton karışımlarıyla tamamen kapatıldığını, nükleer kapasitenin şu an için işlevsiz olduğunu doğruladı.
ABD’nin kara harekatı tartışmaları sürerken, bölgedeki en büyük vurucu gücü olan USS Gerald Ford uçak gemisinde çıkan yangın lojistik planları aksattı. 30 saat süren yangın sonrası ciddi hasar alan dev gemi, tamir için Yunanistan’ın Girit adasındaki Souda Bay üssüne çekildi. Bu durum, Körfez’deki Amerikan operasyonel kapasitesinde geçici bir boşluk yarattı.
Başkan Trump, seçim döneminde “Ortadoğu’daki bitmeyen savaşları durdurma” sözü vermesine rağmen, kendisini İran topraklarına binlerce asker göndermeyi tartışırken buldu. Kendi seçmen tabanından gelebilecek tepkiler ve harekatın maliyeti (ilk haftada 11 milyar doları geçti), Beyaz Saray koridorlarında kara harekatına dair nihai kararın verilmesini zorlaştırıyor.
Beyaz Saray Sözcüsü: “Başkan, Amerikan çıkarlarını korumak için nükleer ve balistik tehdit tamamen ortadan kalkana kadar tüm seçenekleri masada tutmaya kararlı.”
Yorum Yap