Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya onlarca medeniyetin izini taşıyan, kuşatmalara ve depremlere kafa tutan Diyarbakır Surları, “onarım” adı altında yapılan müdahalelere yenik düştü. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki devasa yapı, son yağışların ardından sular altında kalarak adeta “ihale mağduru” oldu. Tarih Değil, Liyakatsizlik Sızdırıyor Diyarbakır’ın simgesi, dünyanın en uzun ve en sağlam surları arasında gösterilen tarihi yapıda…
Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya onlarca medeniyetin izini taşıyan, kuşatmalara ve depremlere kafa tutan Diyarbakır Surları, “onarım” adı altında yapılan müdahalelere yenik düştü. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki devasa yapı, son yağışların ardından sular altında kalarak adeta “ihale mağduru” oldu.
Diyarbakır’ın simgesi, dünyanın en uzun ve en sağlam surları arasında gösterilen tarihi yapıda skandal görüntüler kaydedildi. Binlerce yıldır doğa olaylarına ve savaşlara göğüs geren surlar, son restorasyon çalışmalarının ardından ilk ciddi yağmurda pes etti. Restorasyon ihalesini alan firmaların yaptığı hatalı işlemler nedeniyle, surların iç kısımları ve burçlar suyla doldu.
Tarihi dokuyu koruması beklenen çalışmanın, aksine yapının can damarlarına zarar verdiği ve drenaj sistemini işlemez hale getirdiği iddia ediliyor.
Vatandaşlar ve tarihçiler duruma tepkili. Binlerce yıl boyunca su sızdırmayan, nemden ve yağıştan kendini koruyan o muazzam işçilik, günümüzün “modern” onarım teknikleriyle adeta imha edildi. Sur burçlarından süzülen sular, sadece taşları değil, bir şehrin hafızasını da aşındırıyor.
Görgü Tanığı Notu: “Bu surlar kaç deprem gördü, kaç istila atlattı da yıkılmadı. Şimdi iki damla yağmurda içi göle dönüyorsa, burada sorun gökyüzünde değil, o iskeleleri oraya kuranlardadır.”
UNESCO koruması altındaki bir dünya mirasında böylesine vahim bir hatanın nasıl yapıldığı ise merak konusu. “Onarım” adı altında yürütülen çalışmaların hangi uzmanlar tarafından denetlendiği ve ihale şartnamelerinin bilimsellikten ne kadar uzak olduğu tartışmaların odağında. Surlardaki sızıntıların, uzun vadede taşlarda çatlamaya ve statik bozulmalara yol açmasından endişe ediliyor.
Diyarbakır Surları bize geçmişten gelen bir emanetti, ancak görünen o ki biz o emaneti bir sonraki nesle “ıslak” ve “hasarlı” bir halde devretmek üzereyiz. Yetkililerin bu “restorasyon faciası” hakkında acilen bir açıklama yapması ve verilen zararın telafi edilmesi bekleniyor.
Haber Merkezi
Yorum Yap