Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada, kamuoyuna yansıyan ağır iddialar ve adli süreç dikkatle takip ediliyor. Yıllar süren belirsizliğin ardından dosya; intihar ihtimalinin ötesinde iddialar, idari ve adli soruşturmalar, teknik veri incelemeleri ve şüpheli ifadeleri çerçevesinde şekilleniyor. Ağır İddialar ve Soruşturmanın Seyri Soruşturma sürecinde dile getirilen…
Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada, kamuoyuna yansıyan ağır iddialar ve adli süreç dikkatle takip ediliyor. Yıllar süren belirsizliğin ardından dosya; intihar ihtimalinin ötesinde iddialar, idari ve adli soruşturmalar, teknik veri incelemeleri ve şüpheli ifadeleri çerçevesinde şekilleniyor.
Soruşturma sürecinde dile getirilen ve yargıya taşınan iddialar, Gülistan Doku’nun kaybolmadan önceki süreçte cinsel saldırıya uğramış olabileceği, gebelik ve kürtaj gibi tıbbi süreçlerin yaşandığı ve bu durumun kamu imkanları kullanılarak gizlenmeye çalışıldığı yönünde yoğunlaşıyor.
Dosyaya giren iddialar kapsamında; dönemin idari yetkilileri, kolluk mensupları ve hastane personelinin kamera görüntüleri, HTS (telefon trafik) kayıtları ve tıbbi evraklar üzerinde usulsüz müdahalelerde bulunduğu, delillerin karartıldığı öne sürülüyor. Daraltılmış baz istasyonu analizleri ve silinen dijital verilerin teknik yöntemlerle kurtarılması çabaları, soruşturmanın temel ayağını oluşturuyor.
Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen çok yönlü soruşturmada; farklı boyutlarda sorumluluğu bulunduğu iddia edilen şüpheliler hakkında çeşitli adli tedbirler uygulandı:
Soruşturma bünyesinde çok sayıda şüpheli hakkında tutuklama, adli kontrol ve adli kolluk tedbirleri uygulanırken, dosyadaki teknik raporların tamamlanması bekleniyor.
Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan şüpheliler, yöneltilen suçlamaları kesin bir dille reddediyor.
Konum verileri ve iddialar nedeniyle sorgulanan kilit isimler, Gülistan Doku ile herhangi bir kişisel tanışıklıklarının veya husumetlerinin bulunmadığını, adlarının olayla yalnızca unvanlar veya aile bağları üzerinden ilişkilendirildiğini savunuyor. Silindiği iddia edilen veriler ve dijital incelemelere ilişkin ise yetkili personeller, rutin veri güncellemeleri veya teknik aksaklıklar dışında kasıtlı bir delil karartma eyleminin söz konusu olmadığını beyan ediyor.
Uzun süre baraj gölü ve çevresinde arama-kurtarma faaliyetleriyle yürütülen süreç, Adli Tıp Kurumu raporları, HTS analizleri ve dijital adli bilişim incelemeleri doğrultusunda genişletilmiş durumda. Yargı makamları, olay gününe ilişkin tüm teknik verilerin netleştirilmesi ve iddiaların hukuki delillerle somutlaştırılması amacıyla hazırlanan iddianame ve bilirkişi raporları doğrultusunda adli süreci sürdürüyor.
Yorum Yap