Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, PKK’nın silah bırakma ve fesih kararının ardından başlayan yeni sürecin ayrıntılarını köşesine taşıdı. Selvi, 50 yıllık bir dönemin kapanışıyla birlikte terör örgütünün Kandil’deki kampları boşaltacağını ve bu bölgelerin önce Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından kontrol edilip ardından Irak devletine teslim edileceğini belirtti. İşte sürecin öne çıkan detayları: Kandil Boşaltılıyor, Kontrol…
Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, PKK’nın silah bırakma ve fesih kararının ardından başlayan yeni sürecin ayrıntılarını köşesine taşıdı. Selvi, 50 yıllık bir dönemin kapanışıyla birlikte terör örgütünün Kandil’deki kampları boşaltacağını ve bu bölgelerin önce Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından kontrol edilip ardından Irak devletine teslim edileceğini belirtti. İşte sürecin öne çıkan detayları:
Kandil Boşaltılıyor, Kontrol Irak’a Geçiyor
Selvi’nin yazısına göre, PKK’nın fesih kararıyla birlikte Kandil dahil tüm örgüt kampları boşaltılacak. Bu kamplar, MİT’in denetiminden geçtikten sonra Irak devletinin kontrolüne devredilecek. Sürecin, Irak yönetimiyle kurulan ortak mekanizmalar aracılığıyla yürütüleceği ifade ediliyor. Selvi, PKK’nın Irak’taki ağırlığının bu süreçte belirleyici olduğunu ve silah bırakma işlemlerinin MİT ile Irak makamlarının iş birliğiyle denetleneceğini vurguladı.
PKK’nın Üst Düzey Yöneticilerinin Geleceği
PKK’nın 30-50 kişiden oluşan üst düzey yöneticilerinin durumu da süreçte önemli bir yer tutuyor. Selvi, Cemil Bayık, Murat Karayılan, Bese Hozat ve Duran Kalkan gibi isimlerin yer aldığı bu yöneticilerin Türkiye’ye gelmeyeceğini, büyük olasılıkla Irak’ta kalacağını yazdı. Ağırlıklı olarak Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Süleymaniye’ye yerleşmeleri beklenen yöneticilerin, Erbil ya da Avrupa’ya gitme alternatifleri de bulunuyor. Ancak genel beklenti, Talabanilerin kontrolündeki Süleymaniye’nin tercih edileceği yönünde.
Abdullah Öcalan’ın Rolü ve İmralı’daki Durumu
Abdullah Öcalan’ın, sürecin sağlıklı ilerlemesi ve sabotajlara karşı korunması için zaman zaman devreye girebileceği belirtiliyor. Selvi, Öcalan’ın İmralı’da kalmaya devam edeceğini, ancak yaşam koşullarının iyileştirileceğini ifade etti. Artık “koster arızaları” gibi gerekçelerle görüşme engellerinin yaşanmayacağı, Öcalan’ın ailesi, avukatları ve misafirleriyle MİT kontrolü altında görüşebileceği kaydedildi. Öcalan’ın af ya da ev hapsi gibi taleplerinin olmadığı, kendisinin de İmralı’dan çıkmayı istemediği vurgulandı.
Silah Bırakma Süreci ve Mekanizmalar
PKK’nın silah bırakma süreci, farklı ülkelerdeki dinamiklere göre şekillenecek. Selvi’ye göre, Türkiye’de 50-100 civarında olduğu tahmin edilen PKK’lıların silah bırakması Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve MİT tarafından koordine edilecek. Irak’ta MİT ve Irak yönetimi, Suriye’de ise Suriye yönetimiyle oluşturulan mekanizmalar silah teslimini denetleyecek. İran’da faaliyet gösteren PJAK’ın durumu ise İran makamlarıyla görüşülüyor. Silah bırakma sürecinin birkaç ay sürebileceği, ancak IRA’nın dört yıllık sürecine kıyasla daha kısa sürede tamamlanmasının beklendiği belirtiliyor.
Sürecin Siyasi ve Bölgesel Etkileri
Selvi, bu sürecin siyasi ve bölgesel etkilerine de dikkat çekti. PKK’nın silah bırakmasıyla birlikte DEM Parti üzerindeki “Kandil vesayeti”nin kalkacağı ve partinin “Öcalan’ın partisi” olarak yeniden konumlanacağı öne sürüldü. Bu durumun, DEM Parti’nin Türkiye partisi olma yolunda önemli bir adım olabileceği ifade edildi. Bölgesel olarak ise Suriye’deki Esed rejiminin çökmesi ve Trump yönetiminin Suriye’den çekilme planları, Türkiye’nin lehine bir konjonktür oluşturuyor. Selvi, Avrupa’nın da NATO’dan çıkma tehditleri nedeniyle Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu ve PKK’ya desteğin azaldığını belirtti.
MİT’in ve Türk Devleti’nin Merkezi Rolü
Süreçte MİT’in oynadığı kritik rol, Selvi’nin yazısında öne çıkan bir diğer nokta. MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın, süreci tabandan değil tavandan başlatarak sonuca ulaşılmasında önemli bir katkı sağladığı ifade edildi. Silah bırakma sürecinin tamamen MİT’in ilgili ülkelerle kuracağı mekanizmalarla yürütüleceği, Birleşmiş Milletler ya da üçüncü ülkelerin sürece dahil olmayacağı kaydedildi.
Sabotaj Riskine Karşı Öcalan’ın Katkısı
Selvi, geçmişte çözüm süreçlerinin İngilizler, Amerikalılar, Esed rejimi ya da askeri vesayet tarafından sabote edildiğini hatırlatarak, bu kez Öcalan’ın sabotajları önlemek için devreye girebileceğini yazdı. Öcalan’ın, sürecin başarısı için çağrılarının etkili olması gerektiği ve Kandil’in bu çağrılara uyup uymayacağının bir test olacağı belirtildi.
Sürecin Ekonomik ve Sosyal Boyutu
PKK’nın Türkiye ekonomisine 600 milyar ila 1 trilyon dolar arasında zarar verdiği tahmin ediliyor. Selvi, bu sürecin başarıyla tamamlanması halinde Türkiye’nin “terörsüz bir ülke” hedefine ulaşacağını ve ekonomik kaynakların barış inşasına yönlendirilebileceğini ifade etti. Ayrıca, demokratik dönüşüm adımlarının ancak PKK’nın silah bırakıp feshedildiği teyit edildikten sonra gündeme gelebileceği vurgulandı.
Yorum Yap