İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi’nde görevli bilim insanları, diş minesini doğal yollarla onaran ve yeniden oluşmasını sağlayan çığır açıcı protein bazlı bir jel geliştirdi. Diş çürükleri tedavisinde geleneksel dolgu yöntemlerinin yerini alması beklenen bu yenilikçi jelin, 2026 yılı itibarıyla kullanıma sunulması hedefleniyor. Diş çürükleri ve mine aşınması, dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen ve tedavi edilmediğinde ciddi sağlık…
İngiltere’deki Nottingham Üniversitesi’nde görevli bilim insanları, diş minesini doğal yollarla onaran ve yeniden oluşmasını sağlayan çığır açıcı protein bazlı bir jel geliştirdi. Diş çürükleri tedavisinde geleneksel dolgu yöntemlerinin yerini alması beklenen bu yenilikçi jelin, 2026 yılı itibarıyla kullanıma sunulması hedefleniyor.
Diş çürükleri ve mine aşınması, dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen ve tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen temel problemlerin başında geliyor. Mevcut diş hekimliği uygulamalarında, hasar gören diş minesi doğal yollarla kendini yenileyemediği için genellikle çürük bölgenin oyulup yapay dolgu malzemeleriyle kapatılması gerekiyor. Ancak prestijli bilim dergisi Nature Communications‘ta yayımlanan yeni bir araştırma, bu döngüyü tamamen kırma potansiyeline sahip.
Nottingham Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ile Kimya ve Çevre Mühendisliği Bölümü ortaklığında yürütülen çalışmada geliştirilen jel, florür içermiyor. Bunun yerine, bebeklerde diş minesinin doğal oluşum süreci olan “amelogenez” mekanizmasını taklit ediyor.
Jel, hasarlı diş yüzeyine tıpkı standart bir florür tedavisi gibi kolayca uygulandığında, mikroskobik çatlaklara ve deliklere sızarak ince, dayanıklı bir katman oluşturuyor. Bu katman, tükürükte doğal olarak bulunan kalsiyum ve fosfat iyonlarını yakalayan mikroskobik bir “inşaat iskelesi” görevi görüyor. “Epitaksiyel mineralizasyon” adı verilen bu süreç sayesinde mineraller organize bir kristal yapıda birikerek diş minesini orijinal yapısına ve gücüne kavuşturuyor.
Laboratuvar ortamında insan dişleri üzerinde yapılan testler, jelin inanılmaz hızını ortaya koydu. Tedavinin uygulanmasının ardından kristal büyümesi ilk bir hafta içinde başlıyor ve yalnızca iki hafta gibi kısa bir sürede diş minesi büyük ölçüde kendini yenileyerek eski bütünlüğüne kavuşuyor.
Araştırmanın baş yazarı Dr. Abshar Hasan, elde edilen yenilenmiş dokunun fırçalama, çiğneme ve asidik yiyeceklere maruz kalma gibi “gerçek yaşam” simülasyonlarında test edildiğini ve tamamen sağlıklı bir diş minesi gibi performans gösterdiğini vurguluyor.
Araştırma ekibinin lideri Biyomedikal Mühendisliği Profesörü Alvaro Mata, teknolojinin hem hastalar hem de diş hekimleri düşünülerek tasarlandığını belirtiyor. Güvenli, hızlı uygulanabilir ve ölçeklenebilir olan bu formülün klinik ticarileşme süreci çoktan başladı.
Üniversite bünyesinde kurulan Mintech-Bio adlı girişim şirketi aracılığıyla yürütülen çalışmalar sonucunda, jelin 2026 yılı içerisinde piyasaya sürülmesi planlanıyor. İlgili onay süreçleri tamamlanıp teknoloji küresel çapta yaygınlaştığında; ağrılı dişçi koltuğu deneyimleri, diş delme işlemleri ve sentetik dolgular tıp tarihinin tozlu raflarında yerini alabilir.
Yorum Yap