Anadolu’nun İslam’a açılan ilk kapısı ve medeniyetlerin beşiği olan tarihi Diyarbakır Ulu Camii, alarm veriyor. Vatandaşlar tarafından kaydedilen görüntülerde, caminin tarihi sütunlarında meydana gelen aşınmalar ve yerlere dökülen taş parçaları, bu eşsiz mirasın acil bir restorasyon ve koruma planına ihtiyaç duyduğunu gözler önüne serdi. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan ve şehrin manevi kalbi olarak kabul edilen…
Anadolu’nun İslam’a açılan ilk kapısı ve medeniyetlerin beşiği olan tarihi Diyarbakır Ulu Camii, alarm veriyor. Vatandaşlar tarafından kaydedilen görüntülerde, caminin tarihi sütunlarında meydana gelen aşınmalar ve yerlere dökülen taş parçaları, bu eşsiz mirasın acil bir restorasyon ve koruma planına ihtiyaç duyduğunu gözler önüne serdi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan ve şehrin manevi kalbi olarak kabul edilen Ulu Camii’den gelen son görüntüler endişe yarattı. Her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği, İslam dünyasının en kıymetli yapılarından biri olan caminin avlusundaki sütun diplerinde ciddi deformasyonlar oluştuğu görüldü. Tarihi dokudan koparak zemine saçılan taş parçaları, yapının karşı karşıya olduğu riski ve “imdat” çığlığını somut bir şekilde belgeledi.
Anadolu’nun En Eski Mabedi Yıpranıyor
Diyarbakır Ulu Camii, sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda taşlara kazınmış binlerce yıllık bir hafıza niteliği taşıyor. MS 639 yılında Diyarbakır’ın İslam orduları tarafından fethiyle birlikte, şehrin en büyük kilisesi olan Mar Toma Kilisesi’nin dönüştürülmesiyle ibadete açılan yapı, Anadolu topraklarındaki en eski cami olma özelliğine sahip. Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa ve Şam Emevi Camii’nden sonra İslam dünyasında “5. Harem-i Şerif” olarak kabul edilen bu kutsal mekan, şimdi zamana ve bakımsızlığa yenik düşme tehlikesiyle karşı karşıya.
Medeniyetlerin Ortak Mirası Tehlikede
Duvarlarında ve kitabelerinde İnaloğulları, Nisanoğulları, Artuklular, Akkoyunlular ve Osmanlılar gibi pek çok medeniyetin izlerini taşıyan Ulu Camii, adeta bir açık hava müzesi hüviyetinde. Sibernetiğin babası El-Cezeri’nin yaptığı güneş saatine de ev sahipliği yapan bu kadim yapı, mimari üslubuyla Şam Emevi Camii’nin Anadolu’daki kardeşi olarak biliniyor. Ancak paylaşılan fotoğraflar, asırlara meydan okuyan bu bazalt taşların ve sütunların artık yorulduğunu ve acil müdahale beklediğini gösteriyor.
Yetkililere Acil Çağrı: “Tarih Yok Olmadan Önlem Alınsın”
Cami cemaati ve tarihseverler, dökülen taşların basit bir sıva çatlağı değil, yapının taşıyıcı veya estetik unsurlarının kan kaybı olduğuna dikkat çekiyor. Diyarbakır halkı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü başta olmak üzere tüm yetkilileri göreve çağırıyor.
Vatandaşlar, tarihe ışık tutan ve birçok medeniyete beşiklik etmiş bu ulu mabedin daha fazla zarar görmeden, uzman ekiplerce incelenmesini ve aslına uygun şekilde koruma altına alınmasını talep ediyor. Gelecek nesillere sağlam bir şekilde aktarılması gereken bu emanet için kaybedilecek vaktin kalmadığı, yerdeki her taş parçasının tarihten kopan bir sayfa olduğu vurgulanıyor.
Haber: Cihat TOPRAK
Peygamberlerin Bile Çaresiz Kaldığı Lanet: Ortadoğu’nun Kırılmayan Çarkı
Çözüm Arayışları ve Devlet Aklı: Tarihsel Bir Perspektif
Ben u Sen (Ben ve Sen) Burcu’nun hikayesi
Bursaspor’un Örünü Olan İnegölspor: Futbol Sahası Değil, Milliyetçilik Alanı
Cihat TOPRAK: Diyarbakır’ın Gerçek “Yerlisi” Kimdir?
Yorum Yap