ABD Adalet Bakanlığı tarafından 2026 yılı başında kamuoyuna sunulan 3 milyon sayfalık yeni Epstein belgeleri, insanlık tarihinin en büyük suç şebekelerinden birinin dehşet verici detaylarını gün yüzüne çıkardı. Epstein’ın kendi yazdığı e-postalarda kurbanlarını “karidese” benzettiği ve Karayipler’deki adasını bir “insan akvaryumu” olarak nitelendirdiği ortaya çıktı. ”KAFASINI ATAR, GÖVDESİNİ SAKLARSINIZ” Yeni sızan yazışmalar arasında en dikkat…
ABD Adalet Bakanlığı tarafından 2026 yılı başında kamuoyuna sunulan 3 milyon sayfalık yeni Epstein belgeleri, insanlık tarihinin en büyük suç şebekelerinden birinin dehşet verici detaylarını gün yüzüne çıkardı. Epstein’ın kendi yazdığı e-postalarda kurbanlarını “karidese” benzettiği ve Karayipler’deki adasını bir “insan akvaryumu” olarak nitelendirdiği ortaya çıktı.
Yeni sızan yazışmalar arasında en dikkat çekeni, Jeffrey Epstein’ın kurbanı olan çocuklar hakkında kullandığı “karides” benzetmesi oldu. Epstein, bir e-postasında reşit olmayan çocukları metaforik bir dille vahşice tarif ederek şu ifadeleri kullanıyor:
“Onlar karides gibidir… Kafasını atarsınız, gövdesini saklarsınız.”
Bu ifade, şebekenin kurbanlara insan değil, tüketilecek birer nesne gözüyle baktığını ve işlenen suçların sadece cinsel istismar değil, sistematik bir “insanlık suçu” olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Belgelerde yer alan bir diğer şok edici detay ise Epstein’ın eski Fransız diplomat Olivier Colom ile yaptığı 2013 tarihli yazışma. Epstein, Karayipler’deki özel adası Little St. James’te kurduğu düzenden bahsederken aynen şu cümleyi kuruyor:
“Karayipler’deki adamda içi kız dolu akvaryumum…”
Bu ifade, adadaki villalarda cam bölmelerle ayrılmış odalarda çocukların tutulduğu ve nüfuzlu misafirlere bir “sergi” gibi sunulduğu iddialarını güçlendiriyor. Yazışmanın devamında diplomatın bu iğrenç duruma esprilerle karşılık verdiği de kayıtlara geçmiş durumda.
Milyonlarca sayfalık dökümanlarda Türkiye ile ilgili bağlantılar da yeniden mercek altında. Daha önceki dosyalarda ismi geçen Banu Küçükköylü ve Turabi Fırat gibi isimlerin yanı sıra, yeni belgelerde Türkiye’den kaçırıldığı iddia edilen çocuklara dair ipuçları aranıyor.
Özellikle 1999 depremi sonrası kaybolan çocukların bu ağa dahil edilmiş olabileceği yönündeki kamuoyu hassasiyeti, dijital belgelerdeki uçuş kayıtları ve adres defterlerinin taranmasıyla yeni bir boyuta ulaştı. Türk yetkililerin ve sivil toplum kuruluşlarının, bu uluslararası suç ağının yerli işbirlikçilerinin tespiti için baskısı sürüyor.
Editör Notu: Bu belgeler sadece birer “magazin” haberi değil, küresel bir çocuk istismarı ve insan kaçakçılığı şebekesinin itiraflarıdır. Faillerin ve işbirlikçilerinin hukuk önünde hesap vermesi insanlık onuru adına zorunluluktur.
Yorum Yap