İslam âleminin 5. Harem-i Şerif’i olarak kabul edilen kadim Diyarbakır Ulu Cami, bünyesinde barındırdığı 45’ten fazla kitabe ile adeta bir “taş kütüphane” niteliğinde. Ancak Şehir Araştırmaları Merkezi Kurucusu Mehmet Ali Abakay’ın son tespiti, bu devasa kütüphanede bazı “sayfaların” eksik olduğunu gözler önüne serdi. İki Kitabenin Yeri Neden Boş? Yıllardır süren titiz araştırmalar sonucunda, Ulu Cami’nin…
İslam âleminin 5. Harem-i Şerif’i olarak kabul edilen kadim Diyarbakır Ulu Cami, bünyesinde barındırdığı 45’ten fazla kitabe ile adeta bir “taş kütüphane” niteliğinde. Ancak Şehir Araştırmaları Merkezi Kurucusu Mehmet Ali Abakay’ın son tespiti, bu devasa kütüphanede bazı “sayfaların” eksik olduğunu gözler önüne serdi.
Yıllardır süren titiz araştırmalar sonucunda, Ulu Cami’nin dış cephesinde yer alan iki ayrı kitabe yerinin boş olduğu belirlendi. Mehmet Ali Abakay, bu boşlukların tarihsel birer “hafıza kaybı” olduğunu belirterek, sosyal medyada ilk kez paylaşılan bu durumun peşine düştüklerini ifade etti.
Abakay, bu kayıp taşlarla ilgili şu kritik soruları gündeme taşıyor:
Şehir Araştırmaları Merkezi, kesin bir sonuca ulaşmak adına eski fotoğraf arşivlerini ve seyyahların gezi notlarını tek tek tarıyor. Özellikle Selçuklu dönemine ait kitabelerin camide titizlikle korunduğu göz önüne alındığında, bu boşlukların siyasi bir değişim veya kasıtlı bir müdahale ile oluştuğu ihtimali güçleniyor.

Bu görselde boş olan kısmın hemen üstündeki bazalt taş dizisinde Sülüs hattı ile yazılmış bir kuşak bulunuyor. Yazının bir kısmı aşınmış olsa da şu ifadeler seçilebiliyor:

Buradaki boşluk daha özel bir formda (mihrabiye benzeri bir niş şeklinde).
Eğer bu kitabeler Selçuklu veya Artuklu döneminden kalsaydı, Ulu Cami’deki diğer örnekler gibi günümüze ulaşırdı. Abakay’ın da belirttiği gibi, Akkoyunlu-Safevî-Osmanlı geçiş sürecindeki siyasi rekabet, “isim silme” (damnatio memoriae) geleneği gereği bu taşların yerinden indirilmesine neden olmuş olabilir.
Haber: Cihat TOPRAK
Yorum Yap