Sur’da yaşanan çatışmaların üzerinden geçen on yılı aşkın sürenin ardından, savaşın çocuk ruhunda açtığı onulmaz yaralar psikopolitik bir neşterle masaya yatırılıyor. Psikoterapist Haydar Alper Eser’in kaleminden çıkan beşinci eser, duyulmayan yasların sesi olmaya aday. Kurşun Deliklerinden Sızan Travmalar: Bir Hafıza Kazısı Geçmişin yıkıntılı sokaklarında kalan anıları mesleki uzmanlığıyla harmanlayan Psikoterapist Haydar Alper Eser, bir yıllık…
Sur’da yaşanan çatışmaların üzerinden geçen on yılı aşkın sürenin ardından, savaşın çocuk ruhunda açtığı onulmaz yaralar psikopolitik bir neşterle masaya yatırılıyor. Psikoterapist Haydar Alper Eser’in kaleminden çıkan beşinci eser, duyulmayan yasların sesi olmaya aday.
Geçmişin yıkıntılı sokaklarında kalan anıları mesleki uzmanlığıyla harmanlayan Psikoterapist Haydar Alper Eser, bir yıllık titiz bir çalışmanın ürünü olan yeni kitabını okurlarla buluşturdu. Kil Yayınları etiketiyle yayımlanan “Çocuklar Savaşta Ne Kaybeder Ne Kaydeder”, yalnızca bir psikoloji metni değil; aynı zamanda toplumsal bir yüzleşme manifestosu. Sur çatışmalarından bugüne uzanan süreçte, kentlerin betonlarındaki kurşun deliklerinden zihinlere sızan uğultuları odağına alan yazar, savaşı pedagojik bir yıkım aracı olarak yeniden tanımlıyor.
Dört farklı meslektaşının da içerik desteği sunduğu bu kapsamlı çalışma, çocukların kriz ortamlarındaki temel ihtiyaçlarından asimilasyon politikalarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Eser; çok dilliliğin bir tehdit unsuru gibi kodlanmasının yarattığı kırılmaları, şiddetin kimlik inşasındaki yıkıcı rolünü ve çocukların ölüme tanıklık etme evrelerini cesur bir dille tartışmaya açıyor. Eser, üzerine konuşulmaktan korkulan o ağır ve sessiz yas süreçleri için alternatif ve iyileştirici bir dil inşa ediyor.
Kitabın belkemiğini oluşturan motivasyon, yıkım raporlarında yer alan o sarsıcı tespitten besleniyor: “Bir şehre dair çocukluk anıları olmayanlar; o şehre zulmederler.” Henüz 15 yaşında, neler olup bittiğini kavrayamadan doğduğu sokakları terk etmek zorunda kalan Eser, 27 yaşında bu kaosu anlamlandırma çabasını okura sunuyor. “Kulağımız çınladığında dost mu düşman mı anıyor diye sorardık, oysa şimdi bizden bahsedenler yalnızca ölüler” diyerek geçmişin hayaletleriyle hesaplaşan yazar, yitip gidenlerin hakkını politik psikoloji ekseninde arıyor. Marangoz tezgâhlarında standart ölçülerde üretilemeyen “küçük tabutların” acı hatırasına adanan bu eser, geçmişten güç alarak geleceğe dikilen bir itiraz niteliğinde.
Kil Yayınları’nın resmi platformlarından temin edilebilen kitap, kısa süre içinde sokaklara geri dönüyor. Yazar; Diyarbakır, Mardin, Van, Dersim, Antakya, Mersin, İzmir ve İstanbul başta olmak üzere düzenlenecek imza günleri ve söyleşilerle, hafızayı diri tutmak isteyen okurlarla bir araya gelmeye hazırlanıyor.
Haber: Cihat TOPRAK
Yorum Yap