Şahmeran’ın gerçekten yaşayıp yaşamadığına dair anlatılar, kim olduğu, efsanenin kökenleri, halk arasında yanlış bilinenler, seyyah ve düşünürlerin görüşleri, efsaneye dair halk dilinde aktarımlar. Şahmeran Efsanesi: Gerçek mi, Efsane mi? Şahmeran, tarih boyunca yarı kadın, yarı yılan bir varlık olarak anlatılmış mitolojik bir figürdür. Anadolu ve çevre kültürlerde halk anlatılarına derinlemesine işlese de, bilimsel veya tarihsel…
Şahmeran’ın gerçekten yaşayıp yaşamadığına dair anlatılar, kim olduğu, efsanenin kökenleri, halk arasında yanlış bilinenler, seyyah ve düşünürlerin görüşleri, efsaneye dair halk dilinde aktarımlar.
Şahmeran, tarih boyunca yarı kadın, yarı yılan bir varlık olarak anlatılmış mitolojik bir figürdür. Anadolu ve çevre kültürlerde halk anlatılarına derinlemesine işlese de, bilimsel veya tarihsel açıdan gerçekliğini kanıtlayan hiçbir delil yoktur. Günümüzde Şahmeran öyküsü “kültürel efsane” olarak kabul edilir; örneğin Mersin’in Tarsus ilçesinde yüzyıllardır anlatılagelen bu hikayelerin kökeni mitolojik öğelere dayandığı vurgulanmaktadır. Sonuçta Şahmeran’ın gerçekte yaşamış bir kişi olduğuna dair güvenilir kaynak bulunmamakta, hikâyeler daha çok eski inanışların ve simgelerin edebi bir derlemesi niteliğindedir.

Şahmeran, efsanelerde üstü insan, altı yılan şeklinde tasvir edilir; çoğu anlatıda genç, güzel ve bilge bir kadın olarak betimlenir. Adı Farsça “yılanların şahı” anlamına gelir ancak Şahmeran, yeryüzünde barış içinde yaşayan Maran adlı yılan sürüsünün kraliçesidir. Efsaneye göre Şahmeran hiç yaşlanmaz ve ölümsüzdür; ölüm anında ruhunu kızına devreder, böylece bilgeliği soyuyla sürdürür. Sağlığı ve şifasıyla ünlü Şahmeran, lokman hekimlikle özdeşleştirilir – Lokman Hekim efsanesinde ona şifayı öğretendir. Genel anlatılar, Şahmeran’ın iyiliksever ve fedakâr bir ruh taşıdığını; insanlığa hizmet etmek amacıyla gizemli tıp bilgileri verdiğini aktarır.
Şahmeran efsanesinin kökeni çok eskiye uzanır. Araştırmacılar, bu miti Hint, İran, Yunan, İbrani ve Arap kökenli çeşitli öğelerin kaynaşımı olarak görmektedir. Mezopotamya’nın bereket tanrıçaları ve yılan sembolizmi Şahmeran’da birleşir. Örneğin SizinMedya’da yer alan araştırmaya göre, Hint mitolojisindeki Naga yılan-insan melezi figürleri, Yunan mitolojisindeki Ekhidna (Hesiodos’un Theogonia destanında Karadeniz kıyılarındaki Arima Dağları’nda tasvir edilen yılan kadını) ve Medusa örüntüleri bu efsaneyle paraleldir. Hatta hititlerin Illuyanka efsanesiyle benzer motifler kurduğu, Sümer mitolojisindeki yılan tanrıçaların bu hikâyeyi etkilediği düşünülmüştür. Anadolu’da, özellikle Tarsus, Adana, Mardin gibi bölgelerde, bu çok katmanlı miras bir araya gelmiş; böylece Şahmeran efsanesinin hem iktidar ve aşk hem de ihanet ve şifa temalarını içeren zengin bir kolaj haline geldiği görülür.
Halk arasında Şahmeran efsanesine dair pek çok hurafe ve saptırılmış inanış mevcuttur. Örneğin Tarsus’ta restore edilen Şahmeran Hamamı’nın duvarlarındaki eski kan lekelerine mistik anlamlar yüklendiği anlatılır; ancak efsanenin farklı versiyonlarında bu olayın aslında başka bir yerde geçtiği belirtilir. Benzer şekilde Hatay-Karatepe’de bulunan 2 bin 800 yıllık bir Hitit kabartmasının Şahmeran betimlemesi olduğu iddia edilmiştir; bu konuda araştırmacı Cezmi Yurtsever, kazıdan çıkan kanatlı aslanın kuyruğu yılanlı kabartmayı “Şahmeran’ın erken dönem görüntüsü” olarak yorumlamıştır. Diğer bir hurafe, Şahmeran motifinin doğrudan koruyucu olduğu inancıdır. Gerçekte bu motif kökeninde güç sembolü iken, halk inanışında şans, şifa ve bereket getirdiğine inanılır; genç kızların çeyizlerine, evlerin girişine Şahmeran resimleri asılması bu inanışa dayanır. Oysa motifin özgün anlamı bir iktidar ve ölümsüzlük simgesiyken, halk dilinde “yılanı uzak tutar” anlamıyla anıldığı görülür. Bu tür hurafeler genellikle efsanenin ticari ve dinsel kullanımla harmanlanmasından doğmuştur.

Şahmeran efsanesi Anadolu’nun sözlü kültüründe değişik biçimlerde anlatılır. Tarihsel kayıtlara göre birçok versiyonda hikâye bir mağarada başlar: yoksul bir marangoz (ya da Lokman Hekim) odun kestiği sırada yılanlarla dolu kuyulara düşer ve burada Şahmeran ile karşılaşır. Örneğin Tarsus-Adana yöresinde “Cemsab” ya da “Lokman” olarak anılan genç, Şahmeran’ın güvenini kazanır; Şahmeran ona tıp sırlarını öğretir, ama sonradan ihanet sonucu Şahmeran bu kişi tarafından hamama götürülerek öldürülür. Efsanenin bu varyantlarında Şahmeran, etinden çıkan ilk suyun zehirli, ikincisinin şifalı olduğunu söyleyerek karakterine uygun fedakârlığını gösterir. Halk arasında ayrıca “Yılan Kale” (Adana-Yılankale) söylencesi de yaygındır; Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde Yılankale, “…’Şah Maran’ (Şahmeran) Kalesi” olarak geçer ve burada yüzlerce yılan sürüsüne ek olarak “boynuzlu, ensesi tüylü” tek bir büyük yılanın yaşadığı anlatılır. Bölgeler arası farklılıklarla, Adana, Tarsus, Mardin çevresinde benzer anlatılar kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam etmiş; örneğin Tarsus’ta inşa edilen Şahmeran Hamamı’nın duvarlarına hâlâ lekeler ve motifler işlenmiştir. Folklor araştırmacılarının belirttiği gibi, Adana’dan Mardin’e uzanan üç tipik Şahmeran öyküsü halk arasında bu mitin taşıyıcılığını sürdürmektedir.
Zaman zaman, Şahmeran’ı “gördüğünü” iddia edenler ve efsaneyi gerçek kabul edenler ortaya çıkar. Karatepe Aslantaş’ındaki Hitit kalıntılarından çıkarılan yarı insan-yarı yılan figürünün Şahmeran olduğu tezi bir örnektir. Bazı ziyaretçiler, Tarsus’ta kaynağı bilinmeyen sıra dışı sesler veya belgesel maksatlı röportajlarla efsaneyi doğruladıklarını söylemiştir. Yine, Şahmeran Hamamı’ndaki kırmızı lekelere “efsanevi kan izi” diyerek manevî bir anlam yüklenmesi de bu tür iddiaların halk tarafından nasıl benimsendiğine işaret eder. Bunlar doğrudan bilimsel veriler olmayıp, öykünün gizemli havasını besleyen yerel rivayetlerdir.
Günümüzde Anadolu’nun özellikle kırsal kesimlerinde Şahmeran efsanesi hâlâ güçlü bir folklorik unsurdur. Birçok evde duvar resimleri, kilimlerde Şahmeran motifleri görmek mümkündür; halk arasında “Şahmeran motifinin bulunduğu eve yılan girmez” gibi batıl inançlar yaygındır. Kasaba ve köylerde, genç kızların çeyizlerine Şahmeran işlemeleri konması veya yeni evli çiftlerin evlerinde efsanevi figürlerin kullanılması eski bir gelenektir. Bu imgeler ve inançlar modern toplumda artık sembolik düzeye inmiş olsa da, bazı yörelerde hâlâ Şahmeran’dan şifa ummak, yeni doğan ya da hasta için dilek tutmak gibi uygulamalar gözlenir. Özetle, bilimsel anlamda gerçekliği olmayan bu efsane, halkın manevi dünyasında canlılığını sürdürmektedir.

Şahmeran efsanesi, ilk olarak muhtemelen sözlü geleneğe dayanır; ancak tarih boyunca bazı yazar ve seyyahlar da onu kaydetmiştir. Örneğin 17. yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde, Adana-Misis bölgesindeki Yılankale’yi anlatırken burayı açıkça “Şahmaran Kalesi” olarak tanımlamış, kalede çok sayıda yılan ve “boynuzlu, tüylü” dev bir yılanın bulunduğunu yazmıştır. Modern folklor ve tarih araştırmacıları, efsanenin kökenini Hint-Fars mitolojisi ve Mezopotamya masallarına dayandırmıştır. TDV İslam Ansiklopedisi’ne göre bu hikâyenin, XV. yüzyılda Sultan II. Murad döneminde Musa Abdi adlı şairin Farsça’dan çevirdiği Câmasbnâme adlı eserde yer aldığı bilinmektedir. Öte yandan Batılı bilim insanları Gibb ile Melikoff, efsanenin İslam öncesi metinlerde –örneğin Binbir Gece Masalları’ndaki “Yılanların Kraliçesi” veya İbni Taberî tarihindeki bir hikâye– benzeri motifleri içerdiğini ileri sürmüşlerdir. Ayrıca halkbilimciler (ör. Deniz Karakurt) ve mitologlar da efsanenin Anadolu’da ve Orta Doğu’da nasıl bir simgeye dönüştüğünü incelemiş, mitolojide benzer birçok unsurla (Ekhidna, Typhon, Illuyanka vb.) karşılaştırmıştır.
Şahmeran efsanesi, kökeni ve anlatılış biçimleriyle çok katmanlı bir kültürel zenginlik oluşturur. Hem mitolojik hem tarihî bağlamlarda ele alınan bu öykü, Türk, Kürt, Fars ve Arap kültürlerinin ortak mirası olarak gizemini korumaktadır. Bugün bile bu “yılanların kraliçesi”nin hikâyesi halk arasında anlatılmaya devam etmekte, araştırmacılar arasında tartışma konusu olmaktadır.
Yorum Yap