HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, TBMM bünyesindeki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan taslak raporu sert bir dille eleştirdi. Raporun yöntemsel hatalar barındırdığını belirten Yapıcıoğlu, “Kürt meselesi 40 yıllık şiddet sarmalına indirgenemez” dedi. ANKARA – Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) faaliyetlerini sürdüren Milli…
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, TBMM bünyesindeki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan taslak raporu sert bir dille eleştirdi. Raporun yöntemsel hatalar barındırdığını belirten Yapıcıoğlu, “Kürt meselesi 40 yıllık şiddet sarmalına indirgenemez” dedi.
ANKARA – Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) faaliyetlerini sürdüren Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı taslak rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yapıcıoğlu, hem içerik hem de yöntem açısından eksik gördükleri rapora partisinin muhalefet şerhi düştüğünü açıkladı.
Raporun tarihsel perspektifini eleştiren Yapıcıoğlu, Türk ve Kürt halkları arasındaki bin yıllık kader birliğinin temel dayanağının İslam dini olduğunun vurgulanmamasının büyük bir eksiklik olduğunu söyledi. “Ortak inanç” ifadesinin muğlak bırakılmaması gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Malazgirt’ten bugüne uzanan dayanışmanın temel dayanağı aziz İslam dinidir. Bu gerçeğin açıkça ifade edilmemesi, meselenin ruhunu ıskalamak anlamına gelir.”
Yapıcıoğlu, raporda Kürt meselesinin sadece son 40 yılda yaşanan şiddet olayları üzerinden okunmasına itiraz etti. Sorunun kök nedenlerine inilmesi gerektiğini savunan Genel Başkan, anayasal düzeydeki inkâr politikaları ve anadil önündeki engeller gibi temel meselelerde somut çözüm önerilerinin eksikliğine dikkat çekti. Meselenin “güvenlikçi” bir çerçeveye hapsedilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
Raporda hak ve özgürlüklerin genişletilmesinin, silahlı örgütlerin tasfiyesi şartına bağlanmasını “hukuki bir hata” olarak nitelendiren Yapıcıoğlu, adaletin şarta bağlı olamayacağını vurguladı:
Şartlı İhsan Değil, Adalet: “Haklar ‘şarta bağlı ihsan’ gibi algılanamaz. Temel hak ve hürriyetlerin tesisi hiçbir koşula bağlanamaz; bu durum hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.”
Geçmişle Yüzleşme: Geçmişteki köy yakmalar, faili meçhul cinayetler ve işkencelerin “güvenlik mecburiyeti” adı altında meşrulaştırılamayacağını belirten Yapıcıoğlu, bu uygulamaların açıkça mahkûm edilmesi gerektiğini söyledi.
Çözüm sürecinin tek bir kişiye veya örgüte endekslenmesinin stratejik bir hata olacağını ifade eden Yapıcıoğlu, şiddeti terk etme iradesi gösteren tüm yapıları kapsayacak evrensel ve kalıcı bir hukuki çerçeve çağrısında bulundu. Yapıcıoğlu, yasal düzenlemelerin geçici olmaması ve belirsiz bir tarihe ertelenmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Şiddetin son bulduğu bir Türkiye için “kardeşlik hukuku”nun tesis edilmesinin şart olduğunu belirten Yapıcıoğlu, siyasi iradenin daha samimi ve cesur adımlar atması temennisiyle açıklamasını noktaladı.
Yorum Yap