Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi tarafından düzenlenen “Diyarbakır’ın Yaşayan Kültür İnsanları Paneli”, bugün saat 13.30’da 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi Orhan Asena Salonu’nda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. “Yaşadığımız Şehre Vefa Etkinlikleri” kapsamında düzenlenen panel, kentin hafızasını bugüne taşıyan isimleri bir araya getirerek Diyarbakır’ın kültürel mirasına akademik ve toplumsal bir selam duruşu niteliği taşıdı….
Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi tarafından düzenlenen “Diyarbakır’ın Yaşayan Kültür İnsanları Paneli”, bugün saat 13.30’da 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi Orhan Asena Salonu’nda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. “Yaşadığımız Şehre Vefa Etkinlikleri” kapsamında düzenlenen panel, kentin hafızasını bugüne taşıyan isimleri bir araya getirerek Diyarbakır’ın kültürel mirasına akademik ve toplumsal bir selam duruşu niteliği taşıdı.

Panelin açılışında, etkinliğin temel amacının Diyarbakır’ın sadece taş duvarlarından ibaret olmadığı, bu şehre asıl ruhunu verenlerin onun “insan hazineleri” olduğu vurgulandı. Etkinlik, üniversite ile şehir halkı arasındaki bağı güçlendirirken, genç nesillerin kendi şehirlerinin yaşayan efsanelerini tanımasına olanak sağladı.

Panelistler, Diyarbakır’ın edebiyatından mutfağına, tarihinden sosyal yapısına kadar geniş bir yelpazede önemli paylaşımlarda bulundu:
Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan: Diyarbakır’ın edebi kimliğinin ve klasik eserlerinin modern dönemdeki izdüşümlerine dikkat çekerek, kültürel devamlılığın önemini belirtti.
İbrahim Evirgen: Kentin gastronomi kültürü ve unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri üzerinden, “Diyarbakırlı olma” bilincinin altını çizdi.
Abdülaziz Yatkin: Sözlü tarih çalışmaları ve kentin sosyal dokusundaki değişimleri anlattı; eski Diyarbakır’ın komşuluk ve “vefa” hukukunu anımsattı.
Mehmet Ali Abakay: Yerel basının ve yazın dünyasının, kentin belleğini korumadaki kritik rolüne değinerek arşivciliğin önemini paylaştı.

Panele özel davetli olarak katılan Mühendis ve Gazeteci Cihat Toprak, kentin gelişimine dair iki farklı perspektifi bir araya getirdi. Toprak, Diyarbakır’ın tarihsel mirasının modern mühendislik vizyonuyla nasıl korunabileceğine ve dijital medya çağında bu kültürel değerlerin dünyaya nasıl doğru pazarlanabileceğine dair teknik ve stratejik öneriler sundu. Gazeteci kimliğiyle de bu tür vefa etkinliklerinin sürdürülebilir bir arşiv projesine dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.
Bu panel sadece bir “anma” değil, aynı zamanda bir “farkındalık hareketi” olarak değerlendirildi. Katılımcıların ortak görüşü, bu tür etkinliklerin şu üç temel katkıyı sağladığı yönünde:
Hafıza Tazeleme: Kentin hızla değişen çehresine rağmen, kültürel DNA’nın korunması için yaşayan tanıklara başvurulması.
Aidiyet Duygusu: Özellikle üniversite gençliğinin, eğitim gördüğü şehre olan aidiyet bağını güçlendirmesi.
Kültürel Diplomasi: Diyarbakır’ın zengin insan kaynağının, kentin ulusal ve uluslararası imajına pozitif katkı sunması.
Etkinlik, panelistlere sunulan teşekkür belgeleri ve toplu fotoğraf çekimi ile sona ererken, “Vefa” serisinin farklı temalarla devam edeceği müjdelendi.
Haber: Cihat TOPRAK
Yorum Yap