Yoldan geçerken gördüğümde fevkalade heyecanlanmıştım. Hemen durup incelemeye başladım, fotoğraflarını çektim. Yedi Kardeşler Burcu’nun üst kısımları aslına uygun bir şekilde onarılıyor, delinmiş kısımları örülüyor, yıkık durumdaki yağ mazgalları bile yenileniyordu. 1800’lü yıllara ait tablolarda görebileceğimiz eski haline benzeyecekti. Heyecanlanmamak mümkün mü? Burcun sadece sol üst kısmı yeniden inşa edilmiş, sol baştaki yağ mazgalı da yenilenmişti….
Yoldan geçerken gördüğümde fevkalade heyecanlanmıştım.
Hemen durup incelemeye başladım, fotoğraflarını çektim.
Yedi Kardeşler Burcu’nun üst kısımları aslına uygun bir şekilde onarılıyor, delinmiş kısımları örülüyor, yıkık durumdaki yağ mazgalları bile yenileniyordu.

1800’lü yıllara ait tablolarda görebileceğimiz eski haline benzeyecekti.
Heyecanlanmamak mümkün mü?
Burcun sadece sol üst kısmı yeniden inşa edilmiş, sol baştaki yağ mazgalı da yenilenmişti.
İç kısımları bütünüyle restore edilen burçların dışına da mı aynı şekilde bir restorasyon uygulanacaktı yoksa sizin de fark ettiğiniz gibi yıkık kısımların üstü sıvanarak öylece mi bırakılacaktı?
Konuya hakim yetkili ve ehil bir arkadaşımı arayıp hem sevincimi paylaşıp teşekkür ettim, hem de çalışmaların safahatını sordum.
Ne var ki sevincim kursağımda kaldı.
UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilen Diyarbakır Surlarına ilgili kurulların kararı doğrultusunda kısmen müdahale edilebiliyormuş.
Yedi Kardeşler Burcu’na da kuruldan alınan izin çerçevesinde ancak bu kadar dokunulabilmiş.
Ne diyeceğimi bilemedim.
İşin ehli değilim, teknik konularda ahkam kesmek bana düşmez.
Fakat yaşadığı şehri seven bir birey olarak bu uygulamayı mantıklı bulmuyorum.
Avrupa’da restore edilmiş sayısız tarihi yapı var.
Ve bunların restore edildiğini baktığınız gibi anlıyorsunuz.
Restore edildiği anlaşılsın diye de eskisinin bire bir aynısı olmayacak şekilde yapılıyormuş.
Bizde de aynısı yapılsa fena mı olur?
Ama ilgili kurullar izin vermemiş.
Hani şu Millet Bahçesi’ne tuvalet yapmaya izin vermeyen kurullar!
Ünlü Fransız Ressam Jules Laurens 1847 yılında geldiği Diyarbakır’da Ulu Beden yani Ben-u Sen Burcu’nu yandaki fotoğrafta gördüğünüz şekilde resmetmiş.
Burçlarımızı eskiden olduğu gibi o heybetli haliyle görebilmeye çok yakındık aslında.
Sonuç hakikaten fiyasko.
Millet Bahçesi’ne kurula rağmen tuvalet yapılmasını sağlayan irade, burçların tümden restore edilmesine vesile olabilir mi?
Pozitif baskı her şeyi etkiler.
Benim startım da bu yazı olsun.
Diyarbakır surlarını ve Hevsel bahçelerini yaşatma koruma tanıtma derneği başkanı Cihat TOPRAK
Yorum Yap