Dicle Üniversitesi’nde uzun süredir tartışmaların odağında olan Rektör Yardımcısı Aytaç Coşkun’un görevden alınması, üniversite camiasında ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. “Kişiye özel kadro”, “mobbing” ve “taciz” iddialarıyla gündemden düşmeyen Coşkun’un gidişi, üniversite içindeki “kirli ittifak” olarak adlandırılan yapının tamamen temizlenip temizlenmeyeceği sorusunu akıllara getirdi. DİYARBAKIR – Dicle Üniversitesi, son dönemde eğitim kalitesinden ziyade yönetimsel krizler…
Dicle Üniversitesi’nde uzun süredir tartışmaların odağında olan Rektör Yardımcısı Aytaç Coşkun’un görevden alınması, üniversite camiasında ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. “Kişiye özel kadro”, “mobbing” ve “taciz” iddialarıyla gündemden düşmeyen Coşkun’un gidişi, üniversite içindeki “kirli ittifak” olarak adlandırılan yapının tamamen temizlenip temizlenmeyeceği sorusunu akıllara getirdi.
DİYARBAKIR – Dicle Üniversitesi, son dönemde eğitim kalitesinden ziyade yönetimsel krizler ve skandal iddialarla anılıyordu. Bu krizlerin merkezindeki isim olan ve kamuoyunda “paralel başkan” gibi hareket ettiği öne sürülen Rektör Yardımcısı Aytaç Coşkun, Rektör Prof. Dr. Kamuran Eronat tarafından görevden alındı. Ancak bu görevden alma, bir son değil, büyük bir temizliğin başlangıcı olarak görülüyor.
Yayımlanan haberlere göre Aytaç Coşkun’un ismi, üniversitede liyakati hiçe sayan “kişiye özel atama” ilanlarıyla özdeşleşmişti. Özellikle Zerzevan Kalesi kazı başkanlığı göreviyle elde ettiği popülariteyi üniversite yönetiminde bir güç odağı haline getirdiği iddia edilen Coşkun’un, akademik kadroları kendi yakın çevresine ve belirli bir gruba tahsis ettiği ileri sürülüyordu.
Bunun yanı sıra, üniversite personelinin maruz kaldığı ağır mobbing iddiaları ve bazı birimlerde yaşanan taciz skandallarının üzerinin örtüldüğüne dair iddialar, “takke düştü kel göründü” yorumlarına neden oldu.
Haberlerde dikkat çeken bir diğer önemli ayrıntı ise üniversite içindeki bu “kirli ittifaka” karşı duran isimlerin varlığı. Özellikle mühendislik fakültesi öğretim üyesi Dr. M.Hayrullah Akyıldız, üniversite içindeki bu kapalı ve çıkara dayalı yapıya karşı tek başına verdiği mücadele, “Dicle Üniversitesi’nde Akyıldız Duruşu” olarak nitelendirildi. Bu duruş, üniversite yönetimindeki çarpık ilişkilerin deşifre edilmesinde kritik bir rol oynadı.
Aytaç Coşkun’un görevden alınması, üniversitede bir “restorasyon” beklentisi yarattı. Ancak üniversite camiası ve çalışanlarının en büyük endişesi, Coşkun’un kurduğu iddia edilen ve üniversitenin kılcal damarlarına sızan ekibin varlığını sürdürmesi.
Şimdi gözler Rektör Prof. Dr. Kamuran Eronat’ta:
Coşkun döneminde yapılan şaibeli atamalar iptal edilecek mi?
Mobbinge uğrayan ve görev yeri haksızca değiştirilen personelin hakları iade edilecek mi?
Üniversite içindeki “görünmez koalisyonun” diğer üyeleri hakkında idari soruşturma başlatılacak mı?
Dicle Üniversitesi’nde yaşanan bu deprem, sadece bir rektör yardımcısının görevden alınması değil, bir zihniyetin tasfiyesi olarak okunuyor. Diyarbakır halkı ve akademik camia, üniversitenin kişisel hırslar ve şaibeli ittifaklarla değil, bilimle ve liyakatle anılacağı günlerin geri gelmesini bekliyor. Aytaç Coşkun’un gidişi bir “temizlik” sinyali olsa da, bu yapının kökten temizlenip temizlenmeyeceğini zaman ve atılacak yeni adımlar gösterecek.
Haber: Cihat TOPRAK
Yorum Yap