Bu sarsıcı olay, Türkiye’deki çocuk istismarı davalarında “rıza” kavramının ne kadar çarpık yorumlanabildiğini ve yargılama sürecinde mağdurun maruz kaldığı ikincil örselenmeyi gözler önüne seren en acı örneklerden biridir. Karaman’da 8 kişinin cinsel istismarına uğrayan 15 yaşındaki Z.C.’nin mahkemeye sunduğu mektup, Türkiye’de çocuk hakları ve yargı sistemindeki “faili koruyan” bakış açısını bir kez daha tartışmaya açtı….
Bu sarsıcı olay, Türkiye’deki çocuk istismarı davalarında “rıza” kavramının ne kadar çarpık yorumlanabildiğini ve yargılama sürecinde mağdurun maruz kaldığı ikincil örselenmeyi gözler önüne seren en acı örneklerden biridir.
Karaman’da 8 kişinin cinsel istismarına uğrayan 15 yaşındaki Z.C.’nin mahkemeye sunduğu mektup, Türkiye’de çocuk hakları ve yargı sistemindeki “faili koruyan” bakış açısını bir kez daha tartışmaya açtı. 38 kilo olan bir çocuğa “Neden karşı koymadın?” diye soran yargı sistemi, 8 sanık hakkında beraat kararı vererek vicdanları yaraladı.
Dava dosyasında yer alan ve Z.C. tarafından kaleme alınan üç sayfalık mektup, bir çocuğun adalet sisteminden beklentisini değil, o sistem karşısındaki çaresizliğini özetliyor. Z.C. mektubunda, hem maruz kaldığı şiddeti hem de kolluk kuvvetleri ile mahkeme heyetinin kendisine yaklaşımını şu sözlerle ifade etti:
“Hakim amca ben yaşadıklarımı utandığım için bir de polisler ve siz bana inanmıyor gibi davrandığınız, alay ettiğiniz için anlatamıyorum. 15 yaşında 38 kilo bir kızım. Benim gücüm bu adama yetmez ki karşı koyup onu yeneyim. Bir erkekle benim gücümü nasıl bir tutuyorsunuz?”
Mahkeme sürecinde Z.C.’ye yöneltilen “Neden bağırmadın?”, “Neden karşı koymadın?” gibi sorular, Türkiye’de cinsel saldırı davalarında sıkça karşılaşılan mağdur suçlayıcılığının (victim-blaming) somut bir göstergesi oldu. Z.C., mektubunda bu sorulara, fiziksel gerçekliğini hatırlatarak yanıt verdi: “Bu adamın benim üç katım kilosu ve gücü var.”
Yerel mahkeme, davanın sonunda toplum vicdanını derinden yaralayan bir karara imza attı. 8 sanık hakkında yapılan yargılamada, delil yetersizliği ve “rıza” değerlendirmesi yapılarak beraat kararı verildi. Kararın gerekçesinde, mağdurun olay anındaki sessizliği veya kaçma girişiminde bulunmaması, “rıza” belirtisi olarak yorumlandı.
Bu dava ve ardından gelen beraat kararı, hukukçular ve kadın hakları savunucuları tarafından şu başlıklar altında eleştirildi:
| Eleştiri Noktası | Detaylar |
| Hukuki Statü | 15 yaşındaki bir çocuğun “rızası” hukuken geçersiz kabul edilmelidir. |
| Fiziksel Eşitsizlik | 38 kiloluk bir çocuğun, yetişkin erkeklere fiziksel direnç göstermesi beklenemez. |
| Psikolojik Baskı | İstismar anında “donma tepkisi” (tonic immobility) bilimsel bir gerçektir; sessizlik rıza değildir. |
| İkincil Mağduriyet | Polisin ve hakimin azarlayıcı tavrı, mağdurun adalete olan güvenini yok etmektedir. |
Z.C.’nin mektubunu bitirdiği bu cümle, bugün hâlâ çocuk istismarı davalarında adaletin tecelli etmesini bekleyen binlerce mağdurun ortak sesi olmaya devam ediyor. Karaman’daki bu dava, sadece Z.C.’nin yaşadığı trajedi değil; yargı sisteminin çocukları korumadaki yetersizliğinin de bir belgesi olarak tarihe geçti.
Taşların Arasındaki Göz: Zerzevan’ın Görünmez Efendileri
Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan ile Diyarbekir: Hafıza, Efsane ve Gerçekle Örülü Bir Şehrin Edebî Muhitleri
Sermayenin En Parlak Ambalajı: Nesneleştirilen Kadın ve 8 Mart İllüzyonu
Şehrin Kalbindeki Şeytan ve Dört Ayaklı Sır
Halepçe’nin Acı Hafızası: Tarihin Tozlu Raflarından Bugüne Bir Uyarı
Yorum Yap