Coğrafya bazen sadece toprak parçası değil, inançların birbirine değdiği bir ibadet alanıdır. Bugün, yaklaşık her 33 yılda bir gerçekleşen nadir bir takvimsel rastlantı sonucu; Müslümanlar, Ezdiler, Hristiyanlar ve Alevi Kürtler aynı gün oruç tutuyor. Mezopotamya’nın kadim topraklarında şafak vaktiyle başlayan bu sessiz bekleyiş, bölgenin çok dinli ve çok kültürlü tarihsel mirasının en canlı kanıtı olarak…
Coğrafya bazen sadece toprak parçası değil, inançların birbirine değdiği bir ibadet alanıdır. Bugün, yaklaşık her 33 yılda bir gerçekleşen nadir bir takvimsel rastlantı sonucu; Müslümanlar, Ezdiler, Hristiyanlar ve Alevi Kürtler aynı gün oruç tutuyor. Mezopotamya’nın kadim topraklarında şafak vaktiyle başlayan bu sessiz bekleyiş, bölgenin çok dinli ve çok kültürlü tarihsel mirasının en canlı kanıtı olarak kayıtlara geçiyor.
Bu muazzam çakışmanın arkasında astronomik bir hesap yatıyor. İslam dünyasının kullandığı Hicri Takvim, Ay yılı esaslı olduğu için Miladi takvime göre her yıl yaklaşık 11 gün geri gelir. Bu döngü, Ramazan ayının mevsimler arasında dolaşarak 33 yılda bir aynı noktaya dönmesini sağlar.
2026 yılı (Hicri 1447), Ramazan’ın başlangıcını Şubat ayının ortasına sabitleyerek, hem güneş takvimine göre sabit olan Xıdır İlyas ve Xızır oruçlarıyla hem de Paskalya öncesi tutulan Hristiyan Büyük Oruç (Lent) dönemiyle aynı paralele getirdi.
Müslümanlar için bugün, Kur’an’ın indirilmeye başlandığı ayın ilk günü. Sadece aç kalmak değil, aynı zamanda manevi bir arınma süreci. 2026’nın kış serinliğine denk gelen bu ilk gün, bölgedeki camilerde ve evlerde hummalı bir hazırlıkla karşılandı.
Ezidiler için bu hafta kutsal. Pazartesi başlayan ve bugün sona eren 3 günlük oruç, ölümsüzlük suyunu içtiklerine inanılan Xıdır ve İlyas (Hızır ve İlyas) onuruna tutuluyor.
Tarihsel Detay: Ezidi inancında Xıdır İlyas, özellikle murat kapısı ve zor durumdakilerin yardımcısı olarak görülür. Perşembe günü kutlanacak bayramda, kavrulmuş ve öğütülmüş buğdaydan yapılan “Poxîn” (Kavut) dağıtılması, binlerce yıllık bir Mezopotamya geleneğidir.
Bölgedeki Süryani, Ermeni ve Keldani toplulukları, 16 Şubat’ta başladıkları 50 günlük büyük perhizin içindeler. Hristiyanlıktaki bu oruç, İsa Mesih’in çölde geçirdiği 40 günü ve ardından gelen çile haftasını simgeler.
Uygulama: Gece yarısından öğlene kadar süren tam açlık, sonrasında ise hayvansal ürünlerden (et, süt, yumurta) tamamen kaçınarak devam eden bir “vejetaryen/vegan” beslenme disiplini uygulanıyor.
Alevi inancında Şubat ayı “Xızır Ayı”dır. “Ya Xızır, sen darda kalanın yardımcısısın” feryadı, bu ayın ruhunu özetler.
Kültürel Bağ: İlginç olan, Alevilerin Xızır orucu ile Ezidilerin Xıdır İlyas orucunun neredeyse aynı tarihlere ve aynı figürlere dayanmasıdır. Bu, bölgedeki inançların ne kadar iç içe geçtiğini ve köklerinin ne kadar ortak olduğunu gösteriyor.
Tarihçi ve sosyologlar bu tür dönemlerin toplumsal barış için büyük bir fırsat olduğunu belirtiyor. 1990’ların başında yaşanan benzer bir çakışmadan tam 33 yıl sonra, bugün farklı dillerdeki dualar aynı sessizliğe karışıyor.
“Bu sadece bir takvim tesadüfü değil; aynı zamanda bu toprakların dayanıklılık testidir. Müslüman komşusunun iftarına hazırlanan Hristiyan, Ezidi arkadaşının bayramını kutlayan Alevi… Bu, Mezopotamya’nın gerçek kimliğidir.”
Yarın Bayram, Yarın Umut
Ezidiler yarın Xıdır İlyas Bayramı‘nı kutlarken, Müslümanlar Ramazan’ın ikinci gününe uyanacak, Hristiyanlar ise Büyük Oruç’un sessiz disiplinine devam edecek. Farklı yollardan geçseler de, hepsinin vardığı durak aynı: İnsani olgunluk ve barış.
Yorum Yap