Washington Post’un sızdırdığı istihbarat raporları ve Pentagon verileri, küresel güvenlik dengelerini sarsacak bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Çin, on yıllardır sürdürdüğü “asgari caydırıcılık” politikasını terk ederek, nükleer kapasitesini hızla bir “savaş hazırlığı” seviyesine taşıyor. DIŞ HABERLER – Soğuk Savaş’tan bu yana nükleer silahlanma yarışında üçüncü bir dev resmen sahneye çıktı. ABD merkezli Washington Post gazetesinin…
Washington Post’un sızdırdığı istihbarat raporları ve Pentagon verileri, küresel güvenlik dengelerini sarsacak bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Çin, on yıllardır sürdürdüğü “asgari caydırıcılık” politikasını terk ederek, nükleer kapasitesini hızla bir “savaş hazırlığı” seviyesine taşıyor.
DIŞ HABERLER – Soğuk Savaş’tan bu yana nükleer silahlanma yarışında üçüncü bir dev resmen sahneye çıktı. ABD merkezli Washington Post gazetesinin üst düzey yetkililere ve uydu görüntülerine dayandırdığı habere göre; Çin Halk Cumhuriyeti, nükleer stoklarını sadece genişletmekle kalmıyor, aynı zamanda askeri doktrinini nükleer bir çatışmayı aktif olarak yönetebilecek şekilde güncelliyor.
Haberin en çarpıcı detaylarından biri, Çin’in “Uyarı Üzerine Fırlatma” (Launch-on-Warning) sistemine geçiş yapması. Uzmanlar, bu adımın nükleer silahların “bekleme” modundan “anlık müdahale” moduna geçirilmesi anlamına geldiğini belirtiyor. Bu sistemle Pekin, düşman füzeleri henüz kendi topraklarına ulaşmadan, uydularından gelen ilk uyarıyla nükleer misilleme başlatma kapasitesine ulaştı.
Uydu görüntüleri, Çin’in batı eyaletlerinde (Yumen ve Hami bölgelerinde) yüzlerce yeni kıtalararası balistik füze (ICBM) silosunun inşa edildiğini doğruluyor.
Analistlere göre bu hamlenin arkasında üç ana neden yatıyor:
Tayvan Meselesi: Olası bir Tayvan müdahalesinde ABD’nin nükleer üstünlüğünü kullanarak Çin’i caydırmasını engellemek.
Üç Kutuplu Dünya: Rusya ve ABD arasındaki nükleer dengenin bozulmasıyla Çin’in “eşitler arası bir güç” olarak masaya oturma isteği.
Teknolojik Yarış: Hipersonik füzeler ve yapay zeka destekli savunma sistemlerinde geri kalmama arzusu.
Washington Post’a konuşan askeri kaynaklar, Çin’in bu hamlesinin küresel nükleer silahsızlanma çabalarına indirilmiş bir darbe olduğunu savunuyor. 2026 itibarıyla ABD ve Rusya arasındaki nükleer kısıtlama antlaşmalarının (New START gibi) sona ermesiyle birlikte, dünyanın “kontrolsüz bir silahlanma sarmalına” girmesinden endişe ediliyor.
Editör Notu: Bu gelişme, sadece bir silahlanma yarışı değil; aynı zamanda 21. yüzyılın güç haritasının yeniden çizilmesidir. Pekin, artık sadece “savunma” duvarları örmüyor; rakiplerine karşı “elindeki nükleer kartı her an oynayabileceği” mesajını veriyor.
Taşların Arasındaki Göz: Zerzevan’ın Görünmez Efendileri
Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan ile Diyarbekir: Hafıza, Efsane ve Gerçekle Örülü Bir Şehrin Edebî Muhitleri
Sermayenin En Parlak Ambalajı: Nesneleştirilen Kadın ve 8 Mart İllüzyonu
Şehrin Kalbindeki Şeytan ve Dört Ayaklı Sır
Halepçe’nin Acı Hafızası: Tarihin Tozlu Raflarından Bugüne Bir Uyarı
Yorum Yap