DİYARBAKIR – Binlerce yıllık geçmişi, surları ve manevi atmosferiyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan Diyarbakır İçkale ve Hazreti Süleyman Camii çevresi, son dönemde tarihi dokusuyla değil, çözülemeyen bir sosyal sorunla gündemde. Bölgenin manevi iklimini solumak isteyen ziyaretçiler, ne yazık ki tarihi yapılardan önce, organize bir şekilde hareket eden ve dini duyguları istismar eden…
DİYARBAKIR – Binlerce yıllık geçmişi, surları ve manevi atmosferiyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan Diyarbakır İçkale ve Hazreti Süleyman Camii çevresi, son dönemde tarihi dokusuyla değil, çözülemeyen bir sosyal sorunla gündemde. Bölgenin manevi iklimini solumak isteyen ziyaretçiler, ne yazık ki tarihi yapılardan önce, organize bir şekilde hareket eden ve dini duyguları istismar eden gruplarla karşılaşıyor.
Her Mevsim, Her Koşulda “Görev” Başında
Fotoğraflara da yansıyan karelerde, İçkale’nin o büyüleyici atmosferinde bankları mesken tutmuş gruplar göze çarpıyor. Vatandaşların aktardığına göre bu gruplar; kar, yağmur, çamur demeden, hatta toplumsal olaylar veya doğal afetler (deprem gibi) gibi olağanüstü durumlarda dahi bölgeyi terk etmiyor. Adeta “mesaiye kalmış bir personel” disipliniyle hareket eden bu kişiler, ziyaretçilerin manevi duygularını sömürerek haksız kazanç elde etmeyi sürdürüyor.
Yetkililer Denetliyor Ancak Yasa “Yetersiz” Kalıyor
Konuyla ilgili en dikkat çekici detaylardan biri ise kolluk kuvvetlerinin durumu. Sahada görev yapan zabıta ve güvenlik güçlerinin, sorunun farkında olmalarına rağmen ellerinin kolunun bağlı olması. Mevcut yasal düzenlemelerin caydırıcılıktan uzak olması ve uygulanan cezaların yetersiz kalması, bu döngünün kırılmasını engelliyor. Müdahale edilse dahi kısa süre sonra aynı yüzlerin, aynı banklarda yeniden belirmesi, hem görevlilerin motivasyonunu düşürüyor hem de vatandaşın tepkisini çekiyor.
Turizme Vurulan Sessiz Darbe
Diyarbakır’ın turizm potansiyelini artırmak için milyonlarca liralık restorasyon ve tanıtım çalışmaları yapılırken, sahadaki bu insan manzaraları emeklere gölge düşürüyor. Şehri gezmeye gelen turistler, tarihi yapıların hikayesini dinlemek yerine, ısrarcı tavırlarla para isteyen kişilerin baskısı altında kalıyor. Bu durum, misafirperverliğiyle ünlü kadim şehrin imajına zarar verirken, sürdürülebilir turizm hedeflerine de “içeriden” bir darbe vuruyor.
Çözüm Bekleniyor
Vatandaşlar ve turizmciler, konunun sadece zabıta tedbirleriyle değil, daha kapsamlı sosyal politikalar ve caydırıcı yasal düzenlemelerle ele alınmasını bekliyor. Tarihi İçkale’nin huzurunun, “duygu sömürüsü” yapanlar tarafından bozulmaması, şehrin marka değeri için elzem görünüyor.
Haber: Cihat TOPRAK
Bukalemun Stratejisi: Hasan Sabbah’tan MOSSAD’a Gizli Tarih
Diyarbakır’ın Yeraltı Dehlizleri ve El-Cezeri’nin Saklı Mirası
Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan’ın “Diyarbakır’da Edebî Muhitler” Eseriyle Yeniden Okumak – II
Diyarbakır’ın Gizli Hazinesi: Kırklar Meclisi ve Kedilerin Şahitliği
İran Devrimi’nin Kanlı Arşivi: Sine Havaalanı Katliamı ve Saklanan Gerçekler
Yorum Yap