Diyarbakır’da son bir ay içerisinde üç sağlık emekçisinin hayatını kaybetmesi, kentteki sağlık sisteminde uzun süredir devam eden “tükenmişlik sendromu” ve “mobbing” (bezdiri) tartışmalarını acı bir şekilde yeniden gündeme taşıdı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Diyarbakır Tabip Odası, art arda gelen bu kayıpların münferit vakalar olmadığını, sistemik bir çöküşün habercisi olduğunu vurguluyor. 🔍…
Diyarbakır’da son bir ay içerisinde üç sağlık emekçisinin hayatını kaybetmesi, kentteki sağlık sisteminde uzun süredir devam eden “tükenmişlik sendromu” ve “mobbing” (bezdiri) tartışmalarını acı bir şekilde yeniden gündeme taşıdı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve Diyarbakır Tabip Odası, art arda gelen bu kayıpların münferit vakalar olmadığını, sistemik bir çöküşün habercisi olduğunu vurguluyor.
Edinilen bilgilere ve sendika raporlarına göre, Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi gibi yoğun merkezlerde görev yapan sağlık çalışanları, uzun süredir ağır çalışma koşulları altında eziliyor.
Son bir ayda yaşanan ve kamuoyuna “kalp krizi, şüpheli ölüm veya intihar” olarak yansıyan üç kayıp, bardağı taşıran son damla oldu. Meslek örgütleri, bu ölümlerin sadece biyolojik nedenlerle açıklanamayacağını, arkasında ağır bir psikososyal yük olduğunu belirtiyor.
Sağlık emekçilerini ölüme sürükleyen süreç, genellikle üç ana başlıkta toplanıyor:
Diyarbakır Diş Hekimleri Odası ve SES Diyarbakır Şubesi’nin yakın tarihli açıklamalarına göre, hastane idareleri tarafından personele yönelik baskılar artmış durumda.
Enflasyon karşısında eriyen maaşlar ve “Vergide Adalet” eylemlerinde de dile getirildiği gibi, sağlık çalışanlarının emeğinin karşılığını alamaması, geleceğe dair umutsuzluğu (tükenmişliği) derinleştiriyor.
Konuya ilişkin SES Diyarbakır Şubesi ve Diyarbakır Tabip Odası tarafından yapılan ortak vurgular şu şekildedir:
“Sağlık çalışanlarının ölümleri ‘kader’ veya ‘ecel’ değildir. Bu ölümler; liyakatsiz atamaların getirdiği yönetim baskısı, ekonomik kriz ve şiddet sarmalının yarattığı birer iş cinayetidir. Arkadaşlarımızı yaşatamayan bir sistem, hastaları da iyileştiremez.”
Özellikle Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde yapılan son eylemlerde, “Artık tükeniyoruz, ölmek istemiyoruz” sloganları, sahadaki durumun vahametini gözler önüne serdi.
Haberin daha iyi anlaşılması adına bu iki kavramın sağlık sektöründeki karşılığı kritiktir:
| Kavram | Tanım | Sağlıkta Yansıması |
| Mobbing | İş yerinde bir veya birkaç kişi tarafından diğer bir kişiye yönelik yapılan, düşmanca ve etik dışı iletişim, sistematik psikolojik baskı. | Başhekim veya idarecilerin, “performansın düşük” diyerek hekimi sürekli denetlemesi, tutanak tutması, herkesin içinde azarlaması. |
| Tükenmişlik (Burnout) | Aşırı çalışma ve stres sonucu oluşan fiziksel, duygusal ve zihinsel bitkinlik hali. | Hekimin/Hemşirenin hastaya karşı duyarsızlaşması, işe gitmek istememe, kronik yorgunluk ve “ne yapsam değişmeyecek” hissiyle gelen depresyon. |
Diyarbakır’da bir ayda üç sağlıkçının kaybı, sadece sağlık camiasının değil, tüm toplumun sorunudur. Uzmanlar, acil önlem alınmazsa bu “intihar” veya “ani ölüm” vakalarının artabileceği uyarısında bulunuyor.
Talep edilen acil önlemler şunlar:
Yorum Yap