Eski İran Devrim Muhafızları Komutanı ve üst düzey İranlı yetkili Mohsen Rezaee, 15 Haziran 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve birkaç diğer ülkeyle bir “İslam ordusu” kurmayı hedeflediklerini duyurdu. Bu açıklama, bölgedeki jeopolitik dengeleri ve İran’ın dış politika hedeflerini yeniden gündeme taşıyarak uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Rezaee’nin önerisi, özellikle İran-İsrail geriliminin…
Eski İran Devrim Muhafızları Komutanı ve üst düzey İranlı yetkili Mohsen Rezaee, 15 Haziran 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve birkaç diğer ülkeyle bir “İslam ordusu” kurmayı hedeflediklerini duyurdu. Bu açıklama, bölgedeki jeopolitik dengeleri ve İran’ın dış politika hedeflerini yeniden gündeme taşıyarak uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Rezaee’nin önerisi, özellikle İran-İsrail geriliminin tırmandığı bir dönemde, bölgesel ittifaklar ve askeri iş birlikleri açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Mohsen Rezaee, İran Devrim Muhafızları’nın eski komutanlarından biri olarak, İran’ın bölgedeki stratejik hedeflerini şekillendiren önemli bir figür. 15 Haziran 2025’te yaptığı açıklamada, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın da aralarında bulunduğu bazı ülkelerle bir İslam ordusu kurma planını dile getirdi. Rezaee, bu ittifakın amacının İslam dünyasının ortak çıkarlarını korumak ve bölgesel tehditlere karşı birleşik bir cephe oluşturmak olduğunu belirtti. Ayrıca, nükleer silah geliştirme konusunda İran’ın mevcut politikasına değinerek, “Yüce Lider’in fetvasına göre şu anda nükleer silah üretmeyi planlamıyoruz” dedi, ancak “atom bombası elde edilmesi gerektiği” yönünde tartışmalı bir görüş ortaya attı.
Bu öneri, Pakistan’ın son dönemde İran’a İsrail’e karşı mücadelede destek teklifinde bulunduğu bir bağlamda geldi. İslamabad, Tahran’ın yardım talebi halinde İsrail uçaklarıyla mücadele edebileceğini ifade etmişti. Rezaee’nin açıklamaları, bu tür tekliflerin bir uzantısı olarak değerlendiriliyor ve İran’ın bölgedeki müttefik ağını genişletme çabası olarak görülüyor.
Bölgesel Bağlam ve İran-İsrail Gerilimi
Rezaee’nin açıklaması, İran ve İsrail arasında son günlerde artan çatışmaların gölgesinde yapıldı. 13 Haziran 2025’te İsrail’in İran’a düzenlediği saldırılarda, İran Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Emir Ali Hacızade dahil en az 20 üst düzey İranlı komutanın öldürüldüğü iddia edildi. İsrail, İran’ın nükleer programını hedef aldığını belirtirken, İran bu saldırılara misilleme olarak İsrail’in Hayfa, Tel Aviv ve diğer bölgelerine balistik füze saldırıları düzenledi. Bu çatışmalar, bölgedeki gerilimi doruk noktasına taşıdı ve Rezaee’nin İslam ordusu önerisinin zamanlamasını daha da kritik hale getirdi.
Geçmişte İslam Ordusu Girişimleri
İslam ordusu fikri, yeni bir kavram değil. 2016 yılında, Suudi Arabistan öncülüğünde, Türkiye, Pakistan, Mısır, Malezya ve diğer Müslüman çoğunluklu ülkelerin katılımıyla “Teröre Karşı İslam İttifakı” (IMAFT) kurulmuştu. Ancak bu ittifak, İran ve Irak gibi Şii çoğunluklu ülkeleri dışarıda bırakması nedeniyle eleştirilmiş ve “Sünni NATO” olarak nitelendirilmişti. İranlı uzman Farzad Ramazani-Boneş, 2017’de bu ittifakın etkinliğinin sınırlı olduğunu, çünkü ortak bir düşman ve amaç birliği eksikliği bulunduğunu belirtmişti. Rezaee’nin önerdiği yeni İslam ordusu, İran’ın bu kez Şii-Sünni ayrımını aşarak daha geniş bir ittifak kurma çabası olarak yorumlanabilir. Ancak Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerin bu öneriye nasıl yanıt vereceği belirsizliğini koruyor.
Tepkiler ve Değerlendirmeler
Rezaee’nin açıklaması, sosyal medyada ve X platformunda geniş yankı buldu. Bazı kullanıcılar, bu öneriyi İslam dünyasının birleşmesi için bir adım olarak görürken, diğerleri İran’ın bölgedeki nüfuzunu artırma çabası olarak değerlendirdi. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın resmi makamlarından henüz bu öneriye dair bir açıklama gelmemiş olsa da, bu ülkelerin geçmişte İran’la farklı stratejik öncelikleri olduğu biliniyor. Özellikle Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Suriye İç Savaşı’nda İran’la zıt pozisyonlar aldığı, İran’ın ise Şii eksenli bir dış politika izlediği göz önüne alındığında, böyle bir ittifakın uygulanabilirliği soru işaretleri yaratıyor.
Analiz: Olası Zorluklar ve Fırsatlar
Rezaee’nin önerdiği İslam ordusu, teoride İslam dünyasını birleştirme potansiyeline sahip olsa da, pratikte ciddi engellerle karşılaşabilir. İlk olarak, İran’ın Şii merkezli dış politikası, Sünni çoğunluklu ülkeler olan Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile derin ideolojik ve stratejik farklılıklar yaratıyor. İkinci olarak, Suudi Arabistan’ın geçmişte İran’ı dışarıda bırakarak kurduğu ittifaklar, İran’ın bu ülkelerle iş birliği yapma önerisine şüpheyle yaklaşılmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye’nin NATO üyesi olması ve Batı ile stratejik bağları, İran liderliğinde bir ittifaka katılımını karmaşık hale getirebilir.
Öte yandan, İsrail’in bölgedeki agresif politikaları ve İran’ın son saldırılarda yaşadığı kayıplar, Müslüman ülkeler arasında ortak bir tehdide karşı birleşme motivasyonunu artırabilir. Pakistan’ın İran’a destek teklifinde bulunması, bu tür bir iş birliğinin zeminini güçlendirebilir. Ancak, ittifakın başarısı, ortak bir hedef, finansal bağımsızlık ve siyasi uyum gibi faktörlere bağlı olacaktır.
Yorum Yap