Bu sabah İstanbul merkezli bir operasyonda, HDK, DBP, EMEP, SKYP, ESP ve Yeşil Sol Parti üyesi en az 52 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında siyasetçiler, gazeteciler ve sanatçılar da bulunuyor. Bu operasyonlar, Kürt meselesi ve siyasi çözüm sürecine yönelik devam eden tartışmaların gölgesinde gerçekleşti. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, süreç…
Bu sabah İstanbul merkezli bir operasyonda, HDK, DBP, EMEP, SKYP, ESP ve Yeşil Sol Parti üyesi en az 52 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında siyasetçiler, gazeteciler ve sanatçılar da bulunuyor. Bu operasyonlar, Kürt meselesi ve siyasi çözüm sürecine yönelik devam eden tartışmaların gölgesinde gerçekleşti.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, süreç tartışmalarını Artı Gerçek’e değerlendirdi.
‘İktidar artık karar vermeli” diyerek söze başlayan DTSO Başkanı Mehmet Kaya, şöyle devam etti:
“Türkiye’nin 100 yılı aşan bir Kürt sorunu var. Bu 100 yıllık Kürt sorununu mu bitirmeyi hedefliyor yoksa 40 yıllık bir çatışmalı süreci mi bitirecek? Şimdi şu bir gerçek ki dönem dönem çatışmalı süreçler bitse bile Kürt sorunu ortada durduğu sürece yeni çatışma alanları her zaman ortaya çıkar. Öncelikle AK Parti’nin buna karar vermesi lazım. Daha doğrusu Tayyip Erdoğan’ın buna karar vermesi lazım. Ben burada Abdullah Öcalan ile Bahçeli’nin açıklamalarında daha çok Kürt sorununun çözümüne yönelik bir yol haritası oluşturmaya çalıştıklarını görebiliyorum. Bu çok önemli. Şimdi eğer amaç buysa, bu tür süreçlerde karşılıklı güven artırıcı adımların atılması bu sürecin doğruya evrilmesinde en önemli etkenlerden biri. Tabii güven artırıcı adımlar karşılıklı olur.
Bu şekilde sürecin sağlıklı oluşması sağlanır. Doğrusu Kürt siyasetine ve Abdullah Öcalan’ın açıklamalarına ve yol haritasına baktığımızda nispeten bunu görebiliyoruz. Sonuçta bu işin başat ilk adımını atan Bahçeli’nin de açıklama ve görüşlerinde nispeten bunu görüyoruz. Ama şimdi kayyım gibi bölgede her zaman halkın iradesine yönelik 8 yıldır yapılan uygulamalar bölgenin sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda en büyük tahribatı yaratan bir uygulamadır. Bu uygulamada ısrar etmek güven artırıcı adımdan çok süreci baltalamaya ve sıkıntıya sokacak bir yöntemi gösteriyor. Bunun nedenine baktığımızda maalesef AK Parti’nin bu sürece biraz güç zehirlenmesi yaşayarak girdiğini görebiliriz. Sadece kayyım atamak değil, süreçle ilgili dönem dönem AK Parti kadrolarının yaptığı bazı açıklamalara baktığımızda çok rahatlıkla güç zehirlenmesini okuyabiliyoruz.
Bu tür fırsatlar tehditle, fırsatı birlikte barındırır. Doğru yol haritası oluşturursanız bu çok iyi bir fırsata dönüşür. Bu Türkiye için, Orta doğu için iyi bir fırsata dönüşür. Ama dediğim gibi Türkiye sürece zarar verecek hamleler uyguluyor. Güven artırıcı değil, daha çok güveni zedeleyen hamlelerin hiç kimseye faydası olmadığı gibi sürecin daha da kötüye evrilmesine neden olur. Şimdi burada doğrusu AK Parti’nin bu konuda geçmiş tecrübeleri hem de askeri vesayet dönemdeki tecrübeleri de öne alarak bu süreçte güven arttırıcı adımları atmak zorunda olduğunu bilmesi lazım. Kürtlerin oyununu alması gerekir. Ama yaptığı bu uygulamalar süreci engellediği gibi AK Parti’nin Kürtlerle olan ilişkisini de geri dönüşümsüz hale getirir. Kürtlerle ilgili bir sürece girme şansını kendisi ortadan kaldırmaya çalışıyor.
Bir süreç yaşanacaksa; tek taraflı, ‘benim dediğim olur’ üzerinden yürüyen bir süreç hiçbir zaman başarıya ulaşamaz. Burada bir empati gerekir. Karşının da elini güçlendirecek, onların da duygularını kırmayacak, rencide etmeyecek adımları atması gerekir. Maalesef kayyım uygulamasının, hangi ölçüyü alırsak alalım , bölgede büyük kırılmalar yarattığını hem toplumda bu bölgede yaşayan bir insanlar olarak çok iyi biliyoruz. Aynı zamanda kayyım sonrası yapılan seçimlerde AK Parti’nin Kürt bölgesindeki oylarının dramatik şekilde düşüşü de bunu bize net olarak gösterebiliyor. Onun için doğrusu yanlış bir uygulama. Sürece sıkıntı yaratacak bir uygulama. Burada AK Parti’nin bugün güç zehirlenmesinden çıkması gerekir.
Tarihsel sürece baktığımızda özellikle bu tür müzakere süreçlerinde güç zehirlenmeleri bazen insanlar kendi gücü ve etrafındaki ekibi sonucu büyük yanlışlara sebep olabiliyorlar. 1999’da da buna benzer bir süreç vardı. 99’dan bugüne binlerce insan öldü. Bunlardan ders almalı. Bana göre bugün AK Parti’nin Kürt aklı zayıf. Uluslararası konjonktürü doğru, süreç içerisinde geçmişle ilgili süreçlerden ders çıkarma anlamında ve Kürtlerle yol alma haritasının oluşması anlamında bana göre AK Parti içerisinde Kürt aklının zayıf olması, yetersiz olması oradaki kadronun biraz daha bunu doğru yönetememesine neden oluyor. Hem bölgedeki illere kayyım atayıp hem de batıda kutuplaşmayı derinleştirmenin siyasi anlamda AK Parti’ye de bir faydası olmayacaktır diye düşünüyorum. Bana göre biraz AK Parti hızlı bir şekilde köprülerden uzaklaşırken aynı zamanda kadrolarında da bu sorunun çözümüyle ilgili yöntem ve önerilerini doğru oluşturulmadığına inanıyorum” dedi.
Yorum Yap