Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 8 Temmuz 2025’te açıkladığı “Selahattin Demirtaş v. Türkiye (No. 4)” başlıklı kararla, Kobani Davası kapsamındaki tutukluluğun “siyasi amaçlı” olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini hükmetti. Kararda çarpıcı tespitler yer aldı: DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, bu kararı şöyle yorumladı: “AİHM sadece ‘haksız tutukluluk var’ demiyor,…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 8 Temmuz 2025’te açıkladığı “Selahattin Demirtaş v. Türkiye (No. 4)” başlıklı kararla, Kobani Davası kapsamındaki tutukluluğun “siyasi amaçlı” olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini hükmetti. Kararda çarpıcı tespitler yer aldı:
DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, bu kararı şöyle yorumladı:
“AİHM sadece ‘haksız tutukluluk var’ demiyor, açıkça ‘ortada suç yok’ diyor. Bu dosyadan beraat kararı çıkması gerekiyor” .
AİHM kararının ardından DEM Parti Hukuk Komisyonu, 11 Temmuz’da Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne acil tahliye başvurusu yaptı. Başvuru, Kobani Davası’nda tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer MYK üyelerini kapsıyor .
Öztürk Türkdoğan, tahliye süreci için net bir tarih verdi:
“Biz Sayın Demirtaş’ın mutlaka önümüzdeki hafta (14-20 Temmuz 2025) yapılacak incelemede tahliye edilmesini bekliyoruz” .
Hukuki Gerekçe:
Tahliye talebi, Türkiye’deki siyasi gelişmelerle paralel zamanlandı:
Türkdoğan, tahliye önündeki tek teknik engelin çeviri süreci olabileceğini belirtti:
Kararın Bağlayıcılığı:
AİHM, Türkiye’ye Demirtaş için 3.245 Euro maddi, 32.500 Euro manevi tazminat ve 20.000 Euro mahkeme masrafı ödeme cezası verdi. Karar, 3 ay içinde itiraz edilmezse kesinleşecek ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetimine girecek .
Bu karar, AİHM’in Demirtaş hakkındaki dördüncü ihlal kararı. 2020’de verilen önceki kararda da tutukluluğun “siyasi amaçlı” olduğu tespit edilmiş, ancak Türkiye bu kararı uygulamamıştı. Uygulama süreci hâlâ Avrupa Konseyi nezdinde sürüyor .
Fark Ne?
Türkdoğan’a göre bu karar “diğerlerinden keskin biçimde ayrılıyor”:
“Öncekiler yargılama öncesi tutuklamalara dairdi. Bu ise doğrudan Kobani Davası’ndaki tutukluluğun hukuk dışılığını ilan etti. Geçiştirilebilecek hiçbir şey kalmadı” .
Önümüzdeki hafta Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin vereceği karar, yalnızca Demirtaş ve Yüksekdağ’ın kaderini değil, Türkiye’nin hukuk devleti ve uluslararası taahhütleri açısından sınavını da belirleyecek. Türkdoğan’ın ifadesiyle:
“Mahkeme bu tercümeyi okur okumaz Demirtaş’ı tahliye etmeli. Aynı gerekçeler diğer tutuklular için de geçerli” .
Tahliye gerçekleşmezse, Türkiye’nin Avrupa Konseyi ile ilişkilerinde yaptırım riski ve uluslararası hukuk nezdinde itibar kaybı kaçınılmaz görünüyor. Siyasi atmosferle hukuki sürecin bu nadir kesişimi, Türkiye’nin demokrasi tarihinde bir dönüm noktasına işaret ediyor.
“Artık geçiştirilebilecek bir durum kalmadı. AİHM kararı doğrudan bu dosyaya ilişkin. Ortada delil yok, suç yok, gerekçe yok.” – Öztürk Türkdoğan
Yorum Yap