Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın 5 Temmuz 1991’de JİTEM tarafından kaçırılıp işkenceyle öldürülmesi ve cenaze töreninde yaşanan katliam, Türkiye’nin karanlık faili meçhuller tarihinin en sembolik olaylarından biri olarak kabul ediliyor. DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın 34. yıl dönümünde paylaştığı JİTEM itirafçısı Murat Demir’in görüntüleri, bu olayın perde arkasını bir kez…
Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın 5 Temmuz 1991’de JİTEM tarafından kaçırılıp işkenceyle öldürülmesi ve cenaze töreninde yaşanan katliam, Türkiye’nin karanlık faili meçhuller tarihinin en sembolik olaylarından biri olarak kabul ediliyor. DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın 34. yıl dönümünde paylaştığı JİTEM itirafçısı Murat Demir’in görüntüleri, bu olayın perde arkasını bir kez daha gündeme getirdi.
Vedat Aydın, 5 Temmuz 1991 gecesi, kendilerini “Siyasi Şube polisleri” olarak tanıtan silahlı ve telsizli kişilerce evinden “ifade vermek üzere emniyete götürüleceği” gerekçesiyle kaçırıldı . Eşi Şükran Aydın, faillerin eşkallerini detaylı şekilde tarif ederek robot resimler çizdirdi .
Aydın’ın cesedi 7 Temmuz’da Elazığ’ın Maden ilçesi yakınlarında bir köprü altında işkence izleriyle bulundu. Otopsi raporlarına göre kolları ve bacakları kırılmış, kurşunlanmıştı . Ceset ilk başta “sahipsiz” olarak Maden Mezarlığı’na defnedildi, ancak ailenin başvurusuyla mezar açılarak kimlik tespiti yapıldı .
JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan daha önce yaptığı açıklamalarda, Aydın’ın eski MİT görevlisi Cem Ersever’in başında bulunduğu JİTEM tarafından, Diyarbakır Alay Komutanı İsmet Yediyıldız’ın bilgisi dahilinde öldürüldüğünü belirtmişti . Aygan, “Vedat Aydın’ın olayında keşifte yer aldım ama olayda yer almadım” demiş, ancak faillerin robot resimlerinin Ali Ozansoy, Fethi Çetin ve Aytekin Özen Binbaşı’ya uyduğunu söylemişti .
Vedat Aydın’ın cenazesi 10 Temmuz 1991’de Diyarbakır’da on binlerce kişinin katılımıyla toprağa verilmek üzere getirildi. Tören, Kürt hareketinin o güne kadarki en kitlesel eylemlerinden biri haline geldi .
Cenaze kortejine Mardinkapı Karakolu ve Mardinkapı Mezarlığı girişinde yüzleri maskeli özel harekat timleri ve itirafçılar tarafından ateş açıldı . Resmi kayıtlara göre 3 kişi öldü, ancak dönemin Diyarbakır Emniyeti İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı’nın açıklamalarına göre 23 kişi hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı .
Olaylara tanık olan gazeteci Şeyhmus Diken, “Yıllar sonraki Newroz’lar hariç bir daha da öylesine büyük bir kalabalığı Diyarbakır görmedi” diyerek yaşananları anlatmıştı . Diken, surlardaki maskeli sivillerin ateş açtığını ve kendisinin de kurşun sesleri arasında kaçtığını aktarmıştı .
DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın paylaştığı görüntülerde, JİTEM itirafçısı Murat Demir’in Vedat Aydın’ın öldürülmesi ve cenaze törenindeki katliamla ilgili detayları anlattığı belirtiliyor. Demir’in açıklamaları şu noktaları içeriyor:
Demir’in ifadeleri, dönemin Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı’nın “Haliç’teki Simonlar” kitabındaki iddiaları da destekler nitelikte. Avcı, Aydın’ı kaçıran aracın rahat hareket etmesi için trafik kontrol noktalarının sahte kaza ihbarlarıyla devre dışı bırakıldığını ve bu talimatın Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Harekat Merkezi’nden geldiğini yazmıştı .
Vedat Aydın davası, Türkiye’deki cezasızlık politikasının en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Soruşturma önce Elazığ, sonra Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi ve 20 yıl raflarda bekletildi .
Zamanaşımına kısa bir süre kala itirafçı Abdulkadir Aygan’ın ifadeleri dosyaya girdi ve soruşturma 10 yıl daha uzatılarak Diyarbakır’a gönderildi . Ancak 2021’de dosyanın zaman aşımına uğraması beklenirken, son anda yapılan bir başvuruyla bu engellendi .
Cumartesi Anneleri’nin 1058. hafta eyleminde konuşan İkbal Eren, “34 yıldır dosyada etkili, tarafsız ve bağımsız bir soruşturma yürütülmedi. Devlet, Vedat Aydın’ın gözaltında kaybedilmesiyle ilgili hakikati ortaya çıkarma ve adaleti sağlama görevini yerine getirmedi” ifadelerini kullandı .
Vedat Aydın cinayeti, 1990’lardaki faili meçhul cinayetler dalgasının başlangıcı olarak kabul ediliyor . Aydın’ın 28 Ekim 1990’da İnsan Hakları Derneği Genel Kurulu’nda Kürtçe yaptığı konuşma ve ardından tutuklanması, devletle olan gerilimi tırmandırmıştı .
Gazete Duvar’da çıkan bir yazıda, “Vedat Aydın cinayetiyle ilgili davanın zaman aşımına uğraması sıradan değil, en az Vedat Aydın cinayeti kadar korkunç, dehşet verici, sembolik bir olay” denilerek olayın önemi vurgulanmıştı .
Vedat Aydın’ın anısına Diyarbakır’da Mardin Kapı’da 40 bin metrekarelik bir park inşa edildi . Ancak ailesi ve sevenleri, faillerin yargı önüne çıkarılması talebini sürdürüyor. Eşi Şükran Aydın, “Faillerin kimler olduğunu biliyoruz. Hayatımızın sonuna kadar kayıplarımızın davasını sürdüreceğiz” demişti .
Sessizlik Duvarı ve Nevzat Bahtiyar Bilmecesi: Narin Dosyası Gerçekten Kapandı mı?
KÖY ENSTİTÜLERİNDEN TEKİNSİZ OKULLARA: DEVRİN KİNYAS KARTALLARI KİMLERDİR?
AİLEYE YÖNELİK SALDIRILAR
Amida’dan Diyarbakır’a: Bir Şehrin Taşa Yazılmış Hikâyesi
Memleketin Kalbinden Ufka Bakış: Devletin Vakarı ve Hakikat Terazisi
Yorum Yap