Çek Cumhuriyeti’nin kuzeydoğusundaki Krkonoše Dağları’nda doğa yürüyüşü yapan bir çift, sıradan bir gezinin hayatlarını değiştireceğini tahmin bile edemezdi. Toprak altında gömülü bir alüminyum kutu bulan çift, kutuyu açtığında karşılarına çıkan manzara karşısında şaşkına döndü. Kutunun içinden 598 altın sikke, 10 bilezik, 16 puro kutusu, bir pudra kutusu, bir tarak ve anahtarlı bir zincir çıktı. Yakınlarda…
Çek Cumhuriyeti’nin kuzeydoğusundaki Krkonoše Dağları’nda doğa yürüyüşü yapan bir çift, sıradan bir gezinin hayatlarını değiştireceğini tahmin bile edemezdi. Toprak altında gömülü bir alüminyum kutu bulan çift, kutuyu açtığında karşılarına çıkan manzara karşısında şaşkına döndü. Kutunun içinden 598 altın sikke, 10 bilezik, 16 puro kutusu, bir pudra kutusu, bir tarak ve anahtarlı bir zincir çıktı. Yakınlarda bulunan ikinci bir demir kutuda ise benzer değerli eşyalar yer alıyordu. Toplamda yaklaşık 6-7 kilogram ağırlığında olan bu hazine, Çekya’nın modern tarihinin en olağanüstü keşiflerinden biri olarak nitelendirildi.

Hazine Doğu Bohemya Müzesi’ne Teslim Edildi
İsimlerini açıklamak istemeyen şanslı çift, buldukları hazineyi hemen Doğu Bohemya Müzesi’ne teslim etti. Müze yetkilileri, kutuların içindeki eşyaları incelemeye aldı. Arkeoloji Bölümü Başkanı Miroslav Novak, kutuları ilk açtığında yaşadığı şaşkınlığı, “Kutunun içini görünce çenem düştü. Kariyerimde böyle bir keşfe ilk kez tanık oluyorum,” sözleriyle ifade etti.
Hazine Uluslararası Bir Geçmişe İşaret Ediyor
Müzenin sikke uzmanı Vojtěch Brádle, hazineyi incelediğinde sikkelerin yalnızca metal değerinin yaklaşık 360 bin dolar (yaklaşık 13 milyon TL) olduğunu belirtti. Ancak hazinenin asıl değeri, taşıdığı tarihsel ve kültürel önemde yatıyor. Sikkeler, Fransa, Belçika, İtalya, Romanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu’na ait. Çekoslovakya ve Almanya’ya ait hiçbir sikkenin bulunmaması ise arkeologları şaşırttı. En dikkat çekici detaylardan biri, sikkelerin çoğunun 1808-1915 yılları arasında basılmış olması ve bir kısmının 1921’de Yugoslavya’nın Sırbistan ve Bosna-Hersek bölgelerinde yeniden basıldığına işaret eden izler taşıması. Bu, hazinenin Balkanlar’la bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.
Hazinenin Kökeni Gizemini Koruyor
Uzmanlar, hazinenin kökeni hakkında kesin bir bilgi veremese de birkaç teori üzerinde duruyor. En güçlü ihtimallerden biri, hazinenin II. Dünya Savaşı öncesinde veya sırasında saklanmış olması. 1938’de Nazi Almanyası’nın Çekoslovakya’yı ilhak etmesiyle binlerce Yahudi ve muhalif Çek vatandaşı iç bölgelere kaçmıştı. Bu hazine, Nazi işgalinden kaçan bir aileye ait olabilir. Bir diğer teori, savaşın sonunda Sovyet ordusunun yaklaşmasıyla geri çekilen Nazi subaylarının değerli eşyaları gömmüş olabileceği yönünde. Ayrıca, 1953’te Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’da dayattığı para reformunun, birinin değerli varlıklarını korumak için hazineyi saklamasına neden olmuş olabileceği düşünülüyor.
Müze Müdürü Petr Grulich, hazinenin bir Yahudi ailesine, sürgüne uğrayan bir Çek’e, bir Alman’a veya hatta bir antikacıdan çalınmış olabileceğini belirtti, ancak bu son ihtimalin zayıf olduğunu vurguladı. Bölge halkı ise hazinenin, Krkonoše Dağları çevresindeki zengin ailelerle bağlantılı olabileceğini düşünüyor.
Buluculara Ödül Verilecek
Çek yasalarına göre, hazineyi bulan çift, buluntunun yaklaşık yüzde 10’u oranında bir ödül alacak. Bu, yaklaşık 34 bin dolarlık bir miktara denk geliyor. Geri kalan eşyalar ise devlet malı sayılarak koruma altına alınacak.
Tarihsel Bir Gizem Çözülmeyi Bekliyor
Doğu Bohemya Müzesi’nde devam eden incelemeler, hazinenin kökenine dair daha fazla ipucu ortaya çıkarabilir. Osmanlı’dan Fransa’ya uzanan geniş bir coğrafyayı kapsayan bu sikkeler ve eşyalar, Çekya’nın savaş dönemindeki karmaşık tarihine ışık tutuyor. Arkeologlar ve tarihçiler, bu gizemli hazinenin sırrını çözmek için çalışmalarını sürdürüyor. Keşif, sadece Çekya’da değil, uluslararası arkeoloji ve tarih çevrelerinde de büyük yankı uyandırdı.
Bu olağanüstü buluntu, tarih meraklılarının ve koleksiyonerlerin ilgisini çekmeye devam ederken, hazinenin hikayesi, Çekya’nın geçmişindeki dramatik olayları bir kez daha gündeme taşıyor.
TÜRK’ÜN CANI NEDEN HEP DİPNOTTA?
MAKRO YAPILARDAN MİKRO HÜCRELERE ÇATIŞMANIN DİYALEKTİĞİ
DARBEYİ BASTIRDIK, AHBAP–ÇAVUŞ DÜZENİNİ BASTIRAMADIK!
TARİH, TÖREN DEKORU DEĞİLDİR: MEHTER HAMASETİ, KURTULUŞ SAVAŞI HAFIZASI VE DEVLET AKLININ AĞIR İMTİHANI
Zorunlu Göçün Gölgesinde Diyarbakır: Kimlik, Mekân ve Toplumsal Travmanın Sosyolojisi
Yorum Yap