Ajans News Haber

Mehmet Metiner: Babanın yaşı yoktur

Mehmet Metiner: Babanın yaşı yoktur
Mehmet MetinerTÜM YAZILARI
54 Okundu Okundu
29 Eylül 2021 - 12:10

Bundan 16 yıl önce (2005’te) annem Naze Metiner’i kaybettim.

Anne acısı sahiden tarifsizdir.

Hâlâ hatırladığım her demde yüreğim burkulur, gözyaşlarım ılık ılık akar.

Gözyaşları içinde yazdığım “Seni Özledim Anne” yazımı hâlâ okuyamam.

Şimdi de babam Bedir Metiner’i kaybettim.

Dünyaya gelmeme vesile olan iki değerli varlığımı yitirdim dostlar.

Dede olduğum bu yaşımda öksüz ve yetimim artık.

Aile büyüklerimiz bir bir gittiler.

Dayılarımın, amcalarımın hiçbiri hayatta yok artık.

Hayattaki tek teyzem, anne yarım da yok, tek halam da…

Hepsi muhacir olarak bulundukları bu fani dünyadan göçüp gittiler.

Yaşımız kemâle erdi gayrı.

Artık ailenin büyüğü yaşça biziz.

Bütün yük omuzlarımızda.

Babamın yaşını sordular arayanlar.

94 yaşındaydı babam.

Dinçti.

Kovid’e yenik düştü.

Aşı konusundaki ısrarıma rağmen dinlemedi beni.

Başına buyruktu.

Ölümün bir vesilesi olur elbet.

Kendisine biçilen ömür bu kadarmış, buraya kadarmış demek ki.

Biz hiç kuşkusuz Allah’a aidiz, O’ndan geldik ve tekrar O’na döneceğiz.

Erken ölüm yoktur dostlar; vaktinde ölüm vardır.

O vakit geldiğinde sen gitmiş olursun. Vesilesi farklı olur sadece.

İşin gerçeği bu dostlar.

“Yaşadığı kadar yaşadı” sözü, anne ve baba ölümü karşısında geçersizdir dostlar.

Ne sizin yaşınızın önemi vardır, ne de ölen anne ve babanızın.

Kaç yaşınızda olursanız olun, benim gibi artık 11 yaşında torunu olan bir dede bile olsanız o ölümleri sarsılarak yaşarsınız.

Sizin ait olduğunuz ve yalnızca size ait olan bu iki insanın, anne ve babanın kaybı hep aynıdır, değişmez: Sarsar, derinden üzer, kimi anlarda yüreğinizi lime lime eder. Ben bunu yaşadım dostlar. Aileyi ayakta tutmak için o gösterdiğim metanetin manevi yükü yüreğimde bir burguya dönüştü. Ne kadar zorlasam da ağlamaktan geri duramadım. Şimdi bile yazarken gözyaşlarım ılık ılık yüreğime akıyor.

Babanın yaşı yoktur dostlar.

Babanın ölümü vardır.

Ve baba ölümü de tıpkı ana ölümü gibi yakıcıdır.

Annem öldüğünde bu acının bir benzerini yaşamam diyordum. Meğer farksızmış, anladım.

Bu yaşımda Rabbim’den tek dileğim ben yaşarken evlatlarımın acısını bana göstermemesidir. Yaşayan bir ölüye dönüşürüm, biliyorum. Zeynep kızım 19 yaşında beyin kanaması geçirip ölümden döndüğünde nasıl bir yaşayan ölüye döndüğümü görmüştüm. Sen o acıyı bana yaşatma yâ Rabbi!

Bedir Metiner kendi memleketinde marka bir isimdi. Herkes tarafından tanınan bilinen biriydi.

Adıyaman’ın Kâhta ilçesine bir muhacir ailenin çocuğu olarak gelmişti.

Ahmet ve Rabia’dan dünyaya gözlerini açmıştı. Lakin her iki değerini de kaybetmişti. Diğer erkek ve kız kardeşleri gibi öksüz ve yetim olarak büyümüştü.

Hayata tutunmasını bildiler.

Serhat diyarı Ağrı’dan amansız Rus harbinden can havliyle kafileler halinde gelip bir muhacir olarak sığındıkları Kâhta’da kendilerini sevdirdiler.

Memleketin hatırı sayılır zenginleri arasına girdiler. Ağabeyi Mustafa Metiner’le en küçük kardeşi Ramazan Metiner (kayınbabam) Kâhta’nın en zenginleri arasına girmeyi başardılar. Babam da öyle. Memleketin siyasetinde söz sahibi oldular. Zenginliğin ardından gelen fukaralığı da tekrar iliğine kadar yaşadı babam, bilirim. Asla nâmerde boyun eğmedi. Sözünü esirgemedi. Hep dik durdu. Cömertliğinden zerre ödün vermedi.

Mertti benim babam. Dostunun dostuydu. Cömertti. Zenginliğinde hep dağıttı. Yoksul düştüğünde de elinde ne varsa onu paylaşmaktan geri durmadı. Kimseye minnet etmedi. Kimsenin karşısında eğilip bükülmedi. Sözünün eri oldu hep. İçindeki neyse dışındaki de o oldu. Maskeleri hiç olmadı. Sözü bazen ok gibiydi. Bizi de yaralardı sözleriyle. Lakin bilirdik ki yufka yürekliydi. O anlıktı. Bazen sevgisini ok gibi kullandığı sözleriyle gösterirdi. Herkes bilirdi ki onun yüreğinde düşmanlığa yer yoktu. Samimiydi. Dobraydı. Duygusaldı. Sevdi mi tam severdi. Reis’e laf ettirmezdi.

Şimdi yoksun artık baba.

Ama bilesin ki arkanda memleketin olan Kâhta’da hoş seda bırakarak gittin. Seni tanıyan herkesin gönlünde de…

Pandemiye rağmen mezarının başına koşanları görmeliydin. Taziyene gelenlerin duygularına keşke tanıklık edebilseydin. Yürekten sevgi bu işte!

Tüm baba dostlarıma ve hemşehrilerime yürekten teşekkürlerimi bildiririm.

Mezara o dev yüreğinle cüsseni koyduklarında dünyanın ne kadar fani olduğunu bir kez daha anladım.

Hepimiz gelip oyalanıyoruz işte.

Vakti geldiğinde asıl yurdumuza göçüp gidiyoruz.

Seni rahmetli Naze annemin hemen yanına defnettik. Yanı başında senden önce Dar-ı Beka’ya göçüp giden ağabeyin ve kardeşinle beraber torunun Melike’den küçük kardeşin oğlu Ramazan da var. Rabbim cümlenizi cennetinde de bir arada bulundursun.

Bedenen yoksunuz aramızda ama yüreklerimizde hep var olacaksınız.

Rabbim taksiratınızı affetsin ve sizleri cennetiyle ödüllendirsin.

Hakkını helâl et benim yiğit babam, sana layık bir evlat olamadıysam şayet. Sana karşı bilmeden istemeden bir kusurum ve yanlışım olduysa affını esirgeme babam.

Teşekkür

Babamın vefatı dolayısıyla ilk gün arayan saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay’a, CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, birbirinden değerli bakan kardeşlerime, Diyanet İşleri Başkanı değerli kardeşim Ali Erbaş’a, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı sevgili kardeşim Fahrettin Altun’a, BBP lideri Sayın Mustafa Destici’ye, AK Parti, MHP, CHP, BBP, İYİ Parti, Hüda-Par, Gelecek Partisi ve Yeniden Refah Partisi’nden üst düzey yönetici ve milletvekili dostlarıma, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’ya, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalemi’nden sevgili kardeşim Zafer Çubukçu’ya, taziyemize genel başkan yardımcısı değerli hemşehrim ve dostum Oğuz Kaan Salıcı başkanlığında bizzat iştirak eden CHP heyetine, değerli kardeşim Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın başkanlığında bizzat mezar başından taziye sonuna kadar yanımdan ayrılmayan AK Parti teşkilatlarımıza, birbirinden değerli belediye başkanlarımıza, belediye ve il genel meclis üyelerimize, her aşamada yardımını esirgemeyen Kâhta ilçemizin SP’li belediye başkanına, İstanbul ve sair illerden koşarak gelen can dostlarıma, bulunduğum süre içinde bir an olsun yanımdan ayrılmayan AK Parti belediye başkan adayımıza, İstanbul’dan ve diğer illerden arayan değerli AK Partili belediye başkanlarımıza, Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni değerli kardeşim Hüseyin Likoğlu’na, HaberTürk Medya Grubu Başkanı değerli dostum Kenan Tekdağ’a, Akit TV Yönetim Kurulu Başkanı değerli ağabeyim Nuri Karahasanoğlu’na, Kanal 24 Genel Yayın Yönetmeni sevgili hemşehrim kardeşim Murat Çiçek’e ve adını tek tek anamadığım sevgili yazar arkadaşlarıma, halkımız başta olmak üzere acı günümüzde sabah-akşam bizi yalnız bırakmayan tüm hemşehrilerime sonsuz teşekkürler ederim.

Adıyaman’ımızın değerli Valisine, İl Emniyet Müdürü’ne, il Jandarma Alay Komutanı’na, Kâhta’mızın Kaymakamı’na gösterdikleri yakın ilgiden dolayı teşekkürü bir borç bilirim.

Özel bir teşekkür de Kâhta’da bulunduğum 11 günlük süre zarfında beni kelimelerle tarif edilemeyecek ilgiyle ağırlayan evladım ve kardeşim gibi sevdiğim Kommagane Otel’in sahibi İrfan Çetinkaya’ya.Unuttuklarım olduysa affola!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: