Ajans News Haber

Yeniden Refah Partisi’nin Diyarbakır’da 2. Olağan Kongresi Yapıldı

Yeniden Refah Partisi’nin Diyarbakır’da 2. Olağan Kongresi Yapıldı
25 Okundu Okundu
30 Mayıs 2022 - 11:39

Tek liste ile gidilen ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın katılımıyla gerçekleşen kongrede Ali Erdem yeniden güven tazeleyerek Diyarbakır il başkanlığına seçildi.

Partisinin Diyarbakır 2. Olağan Kongresi için Diyarbakır’a gelen Erbakan, sabah saatlerinde önce basın mensupları ile muhtarlarla kahvaltıda buluştu, ardından bir düğün salonunda 2. Olağan Kongresini yaptı.

Kongrede konuşan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, “Yeni bir dünyanın kurulması Milli Görüş ve Yeniden Refah Partimizin en önemli hedeflerindendir” dedi.

Kongre’ye Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkan yardımcısı Prof.Dr. Sacit Günbey, Yeniden Refah Partisi Diyarbakır İl Başkanı Ali Erdem, Gelecek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Aydın Altaç, Saadet Partisi Diyarbakır İl yönetim kurulu üyeleri, DEVA Partisi Diyarbakır İl yönetim kurulu üyeleri, MKYK üyesi Dr. Sabih Dallı, Teşkilat Başkanı ve MKYK üyesi Mehmet Gül ile çok sayıda partili katıldı.

Diyarbakır’da seçilecek yönetimin belirlenmesi için yapacağı kongre öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erbakan, İstanbul ve Diyarbakır’ın fethinin yıl dönümünde Diyarbakır’da bulunmaktan bahtiyarlık duyduğunu, milli görüş camiasının 50 seneden fazla zamandır bölge insanına yoğun kardeşlik duygularıyla muamele ettiklerini söyledi.

“TÜRK VE KÜRT AYRIMI YAPMADAN GÖNÜLLERE DOKUNDUK”

Rahmetli babası Necmettin Erbakan’ın bölgeye yaptığı yatırımlarla bölgedeki insanı batıdaki insanlardan ayırmadığını belirten Erbakan; “Bu bölgedeki insanımıza, halkımıza en yoğun kardeşlik duygularıyla muamele ettik ve kendilerini kucakladık. Bunun en güzel örneği merhum liderimiz Erbakan hocamızın yaklaşımlarıdır. Allah gani gani rahmet etsin, kendisi bölge insanını batıdaki insandan hiçbir zaman ayırt etmedi. Tam bir kardeşlik mantığıyla bölge insanına yaklaştı, kucakladı ve bölge insanlığın derdiyle dertlendi, haklarını savundu. Hatta bu hakları savunurken tarihi Bingöl konuşmasında kullanmış olduğu ifadelerden dolayı ceza aldı. Allah kendisinden razı olsun, kendisinin bölgeyle ilgili söyledikleri meşhur sözleri bu bölgedeki insanımız da hatırlayacaktır. “Türk ile Kürt’ü ayırırsanız, ne Türk kalır ne de Kürt. Eğer Çanakkale misali birleştirirseniz, ne İngiliz kalır ne de Fransız.” Meseleye bakış açımızı özetleyen çok güzel bir ifade. Biz de aynen Erbakan hocamız gibi bölge insanını milli görüş olarak Yeniden Refah Partisi olarak kucaklamak için geldik. Bölgede adaletin, refahın, huzur ve barışın hakim olması, kul haklarının teminat altına alınması maksadıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz” dedi.

“ERBAKAN HOCAMIZIN YÜRÜMÜŞ OLDUĞU YOLDA YÜRÜYORUZ”

Erbakan hocanın bölgeye olan sevgisinin sadece lafta kalmadığını aktaran Erbakan; “Bu bölgede Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan yatırımlar, sanayiye, üretime ve istihdama yönelik atılan adımlar hep milli görüşün, Erbakan hocamızın eserleridir. İşte Diyarbakır Temsan fabrikası, Muş’ta şeker fabrikası gibi sayısız hizmetleri olan çok sayıda örnekler var. 1976-77 yılının ağır şartlarına rağmen bölgede gerçekleştirmiş yatırımlar var.  Kardeşlik sadece lafla olmaz. Türkiye’yi doğusunu batısından ayırt etmeden aynı hizmetlerle adil bir şekilde hizmet götürerek kalkındırmak gerekir diye bu adımları atmıştır. Bizler de bugün aynı ruhla, aynı heyecanla Erbakan hocamızın yürümüş olduğu yolda Yeniden Refah Partisi’ni görmek, bölgenin maddi ve manevi bakımdan kalkınmasını temin etmek ve biraz evvel söylediğim gibi bu bölgede adaletin, refahın, huzur ve barışın hakim olması, kul haklarının teminat altına alınması için gayretli bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

“AK PARTİ ÜLKEYİ EKONOMİK KRİZE SOKTU”

Türkiye’de 20 seneden beri iktidarın aynı partinin kontrolünde olduğunu kaydeden Erbakan; “Adalet ve Kalkınma Partisi son dönemde MHP ile tabiri caizse koalisyon ortaklığı olsa da aslında AK Parti iktidarı Türkiye’de 20 seneden beri hüküm sürüyor. Bugün geldiğimiz noktada hiçbir iktidara nasip olmayacak kadar uzun süre ve hiçbir iktidara nasip olmayacak kadar yetkiyle iktidarda bulunduktan sonra 20 senenin sonunda bu temel iddiaları bakımından Türkiye’nin geldiği nokta ülkeyi ekonomik krizin içine soktu. AK Parti, Türkiye’yi kalkındıracağız diye yola çıktı. AK Parti iktidarı döneminde 2 milyon 588 bin çiftçimiz varken bugün kayıtlı çiftçi sayımız 493 bine düşmüş, milli gelir içinde sanayi üretiminin payı yüzde 24’ten yüzde 20’ye gerilemiş, tarım üretiminin payı yüzde 12’den yüzde 5’e gerilemiş. 2 milyon 100 bin çiftçi çiftçilik yapmayı bırakmış. Bir de 41 bin şirket, 99 bin esnaf kepenk indirip iflas etmiş, dükkanını veya şirketini kapatmış. 1,5 milyon üniversite mezunu diplomalı işsiz, 10 milyonluk toplamda işsizler ordusu meydana gelmiş. Özellikle Doğu’da ve Güneydoğu’da 3 gençten hatta bazı bölgelerde iki gençten bir tanesi işsiz kalmış. Ununu dahi ithal eden bir ülke haline gelmiş, çiftçi kalmamış, ekip biçen kalmamış, hayvancılık kalmamış. En temel tarım ürünlerini, gıda ürünlerini dahi ithal eden bir hale gelmişiz. Böyle bir ülkenin kalkınmış olduğu söylenebilir mi. Her sene 60-70 milyar dolarlık dış ticaret açığı veren bir ülke olmuşuz. Bu sene ilk 4 ayda 32 buçuk milyar dolarlık bir ticaret açığı demek bu sene 100 milyar dolar bütçe açığı olacağı anlamına geliyor. Merkez Bankası rezervlerinin döviz rezervleri eksi 61 milyar dolara düşmüş. Türkiye’de ürettiğin, Türk malı diye üzerine etiket bastığın bir ürünü üretmekte kullandığın hammaddenin malzemesini yüzde 82 oranında dışarıdan getiriyorsun. Bu ne demek, senin yerli malı yerli üretim dediğin ürün dahi yüzde 82 oranında aslında ithalat malı. Bu boyutta dışa bağımlı bir ülke nasıl kalkınmış bir ülke olabilir. Bugün ülkemiz birkaç milyar dolar döviz bulabilmek için SWAP Antlaşması  yapabilmek için Suudi Arabistan’ın, Katar’ın, Çin’in peşinde dolaşmak mecburiyetinde kalmış” şeklinde konuştu.

“MERKEZ BANKASI’NIN DÖVİZ İHTİYACI VAR”

Merkez Bankası’nın muazzam bir şekilde döviz ihtiyacı olduğunu da sözlerine ekleyen Erbakan, “Merkez bankası’nın muazzam bir döviz ihtiyacı var Bu döviz bulunamıyor SWAP Antlaşmaları ile yabancı merkez bankalarında emanet para alınarak giderilmeye çalışılıyor. Kalkınma bunun neresinde, bugün borçla kredi ile sıcak parayla, SWAP Antlaşmalarıyla ekonomi ne kadar yürütülebilir. Bir ülke nasıl kalkınabilir. 20 senelik AK Parti iktidarının sonunda vatandaşın bankalara borcu 1 trilyon 17 milyar liraya yani 170 misli artmış. Özel sektörün borcu AK Parti iktidara geldiğinde 88 milyar liraydı, bugün 4 buçuk trilyon liraya çıkmış. Çiftçinin borcu 2,5 milyar liraydı, 180 milyar liraya gelmiş. Borç stoğu 250 milyar liraydı, bu sene 3 trilyon 125 milyar lira seviyesine geldi. Özel sektörün 60 misli borcu artmış, çiftçinin 70 misli borcu artmış, kamunun 13 misli borcu artmış. Böyle bir noktada kalkınmadan nasıl bahsedebiliriz. Kalkınan vatandaş, küçük esnaf, çiftçi, köylü, işçi, memur ve emekli değil imtiyazlı holdinglerdir ve iktidara yakın olanlardır maalesef” ifadelerini kullandı.

“YANDAŞA ÖDÜL, MUHALİFE CEZA”

Türkiye’de bugün mevcut iktidarın ehliyete ve liyakate riayet etmediğini vurgulayan Erbakan;  “KPSS sınavında 90 alan, 95 alan insanlara, adaylara sözlü sınavda 40 vererek, 45 vererek eliyorlar. Neden, çünkü iktidarın adamı olmadığı için. Gençlerimiz diyorlar ki bu ülkede isterse 3 tane diploman olsun, 2 tane doktora derecen olsun, 2 tane yabancı dilin olsun, istediğin kadar kıdemin olsun, tecrüben olsun, yeterliliğin olsun, iktidarın adamı değilsen iktidarın içerisinden bir torpilin yoksa hiçbir işe girebilmen mümkün değil. AK Partili olursan bırak sertifikayı, doktorayı, yabancı dili diploman olmasa dahi işin hazır, pozisyonun hazır. Hatta 3 maaşın, 5 maaşın, 7 maaşın hazır. Bunun örneklerini görmemiz mümkün. AK Parti’ye destek olursan, iktidara destek olursan ceza yok. Ama muhalifsen, iktidarın aleyhinde olan  belediye isen sosyal yardımlar dağıtamazsın. Sosyal yardım dağıtman yasak, kaymakamlık dağıtacak, valilik dağıtacak” diye konuştu.

ERBAKAN: “BİR İNSAN FETÖCÜ MÜ DEĞİL Mİ NEYE GÖRE BELİRLENECEK”

İnsanların Fetö’cümü değil mi? Neye göre belirleneceği sorusunu da soran Erbakan, “Tapuda kimin üzerine olduğuna bakılıyor.  Eğer bu arsa iktidarın bir adamının üzerindeyse bire 12 emsal imar izni veriliyor. Ama yanı başındaki başka partili bir kimsenin arazisine, arsasına bire iki emsal imar izni dahi zor veriyor. Bir insan FETÖ’cü mü değil mi neye göre belirlenecek yine çok basit. Eğer AK Partili değilsen, iktidarın adamı değilsen FETÖ’cü oluyorsun. yargı maalesef siyasetin, iktidarın etkisi altına girmiş. Adaletsizlik ve çifte standartlar almış başını gitmiş. Emekli maaşıyla geçimini sağlayamayan bir emekli amcamız bir ek iş yapacağım, ilave iş yapacağım dediği zaman çift dikiş yapmana müsaade etmeyiz derler. Kalkınma noktasında da adalet noktasında da Türkiye maalesef ilerlememiş, bu sorunlar çözülmemiş, partilerin adı adalet ve kalkınma olmasına rağmen tam tersine bu sorunlar daha da büyümüş. Diğer iddiaları neydi 3 Y.  Yoksulluk, yasaklar ve yolsuzluk ortadan kalkacak. Geçen sene 2021 yılında Türkiye’de 11 milyon insan beslenme ihtiyacını kendisi karşılayamadığı için gıda yardımı almak mecburiyetinde kalmış, 5 milyon 700 bin hane sosyal yardım almış, bu rakam neredeyse 20 milyon insan yapar.  Türkiye’nin ekonomik bakımdan en gelişmiş şehri olan İstanbul’da bir ekmek alırken 50 kuruşun, 70 kuruşun hesabını yapmak mecburiyetinde olan milyonlarca insan var. Tane ile salatalık satılıyor, tane ile muz satılıyor, dilimle karpuz satılıyor. Çürük ezik meyve sebzeler ucuz fiyatla vatandaşa satılıyor, bunu almak mecburiyetinde kalıyor. Vatandaş ucuz ayçiçek yağı satılacağı zaman Toprak Mahsulleri Ofisi’nin önünde kilometrelerce kuyruk oluyor. Ucuz et satılacağı zaman et ve süt kurumunun önünde kilometrelerce kuyruk oluyor. Bugün enflasyon oranını açıklamak yasak. Eğer açıklarsan hapse gireceksin. Neden çünkü gerçek enflasyona daha yakın olan akademisyenlerin ortaya koyduğu enflasyon oranı tam bir felaket. Bunun halk tarafından duyulmasını istemiyorlar. Adamın biri 10 lira olacak demiş haklı çıkmış, 11 lirayı bile geçmiş. Hakim korkudan karnım ağrıyor diye duruşmaya gelmemiş. Türkiye’nin şu anki ekonomik modeli 3 tane gider kalemi var. Birincisi faiz ödemeleri her fırsatta ifade ediyor. Bugüne kadar 520 milyar dolar faiz vermiş. İktidarda kalırsa bu üç sene içinde bir 852 milyar lira daha faiz ödeyeceğiz. Orta vadeli ekonomik programda bunu yazmışlar. 520 milyar dolar ödemiş, gitmiş 852 milyar lira daha faize para vereceğim diyor. Bu kadar imkanı, bu kadar parayı borç faizine götürüp verirseniz vatandaşa, 85 milyona imkan kalmıyor, çiftçiye, köylüye, memura ve işçiye imkan kalmıyor” dedi.

“57 ŞEHİR HASTANESİ’NE VERİLECEK PARAYA SADECE 13 ŞEHİR HASTANESİ YAPILMIŞ”

Şehir hastaneleri konusuna da değinen Erbakan, “57 Şehir Hastanesi için harcanacak paraya sadece 13 tane Şehir Hastanesi yapılmış. 12 buçuk milyar liraya mal olacak hastaneyi 54,5 milyar liraya yaptırıyor. Bir baraj yapılıyor Artvin Yusufeli’nde 486 milyon liraya ihalesi yapılmış, bugüne kadar ödenen para 6.4 milyar lira. Devlet Su İşleri’nin raporları söylüyorum bunu. Bir barajı 15 baraj parasına yaptırıyorsun. 13 hastaneyi 57 hastane parasına yaptırıyorsun. Milyarlarca lira da böylece bu müteahhitlere aktarılıyor. İmtiyazlı holdinglere aktarılıyor. Bu kadar ballı ihaleleri tabiri caizse aldınız, milyarlarca dolar devlet üzerinden kazandınız. Bu yetmez ayrıca bir de vergi ödemeye zahmet etmeyin, size vergi muafiyeti çıkartacağım. Bu 128 vergi muafiyetinden sadece bir tanesinin bedeli 9 buçuk milyar lira. Meşhur bir holding, ismi lazım değil, o dönemin döviz kuruyla bir milyar dolar yapıyor. Bir kalemde o holdingin bir milyar dolarlık vergi borcunu siliyor. Ama diğer tarafta çiftçinin borcunu ödemedi diye traktörünü haciz ediyor. 3 tane canavar var, paraları onlar yutuyor. Birincisi faiz canavarı, ikincisi imtiyazlı holdinglere kaynak aktarılması canavarı, üçüncüsü de israf. 10 milyonluk makam araçları, milyonluk makam odası mobilyaları, milyarlık protokol masrafları, milyarlık makam uçakları, 3 maaş, 5 maaş, 7 maaş alan bürokratların maaşlarını kamudaki bu muazzam israf ve dolayısıyla da vatandaşa imkan kalmıyor. 85 milyona kaynak kalmıyor. Borcu borçlar hatta borç faizini artık borçla kapatmak. İkincisi devlet varlıklarını satıp yok etmek, sanayi tesisleri, fabrikalar, şirketler ve kuruluşlar satıldı.  Yetmedi 6 binden fazla tapusu devlete ait gayrimenkul arazi satılıyor. Bu da yetmiyor, Türkiye’deki bütün kamu lojmanlarını satacağız, bunun parasını da faizde kullanacağız diye torba yasa çıkarıyorsunuz. Sata sata sata elde bir şey kalmadı. Erbakan hocamızın bütün o ağır sanayi hamlesinde kazandırdığı tesisleri, fabrikaları sattılar. Bitti, yetmedi araziler satıldı. Yetmedi şimdi de kamu lojmanları satıldı. Bu yapılanlar yap işlet devlet projesi değil, adeta ben yiyemedim sen yapabilirsin.

“MİLLİ KAYNAK PAKETİ KİTABIMIZ VAR”

Erbakan, açıklamalarının devamında şunları kaydetti; “Yeniden Refah Partisi olarak ‘Milli Kaynak Paketleri’ kitabımızda ifade ettiğimiz adımların atılması ve buradan da yıllık 150 milyar dolarlık bir kaynağın elde edilmesi, israftan kurtarılan imkanlar, faizden kurtarılan imkanlar. Holdinglere, müteahhitlere giden paraların kurtarılması üstüne bir de 150 milyar dolarlık kaynak paketinin konulması ve bu elde edilecek imkanla da üretip, istihdam ve ihracat odaklı bir ekonomi modeline geçeceğiz. Bu elde edilen imkanla milletin derdine derman olunmaz, EYT’nin çözülmesi, 3.600 ek göstergenin çözülmesi, emekli maaşlarının asgari ücret seviyesine getirilmesi, işçiye, memura ve emekliye en az yüzde 100 olmak üzere maaş zammı, tarımda kullanılan mazottan, elektrikten vergi alınmaması, tarım üretiminde taban fiyatlarını en az yüzde 100, yüzde 200 arttırılması. Yapılan bu zamların geri çekilmesi, fahiş acımasız vergilerin ortadan kaldırılması, bütün bu adımların atılması bu imkana bağlı.”

Yeniden Refah Partisi’nin Diyarbakır İl Yönetim Kurulu Listesi şu kişilerden oluştu;

Kongre, il teşkilatının Genel Başkan Erbakan’a hediye takdimiyle sona erdi.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

%d blogcu bunu beğendi: