Mehmet Metiner, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Kandil arasındaki ilişkiye dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Metiner, Kandil’in yanlış politikalarının SDG’ye bedel ödettiğini belirterek, örgüt içinde büyük bir kırılma yaşanacağı öngörüsünde bulundu. Siyasetçi ve yazar Mehmet Metiner, bölgedeki son gelişmeleri ve SDG’nin izlediği rotayı eleştirel bir dille analiz etti. Kandil yönetimini “politik gerçekçilikten kopuk” olmakla suçlayan…
Mehmet Metiner, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Kandil arasındaki ilişkiye dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Metiner, Kandil’in yanlış politikalarının SDG’ye bedel ödettiğini belirterek, örgüt içinde büyük bir kırılma yaşanacağı öngörüsünde bulundu.
Siyasetçi ve yazar Mehmet Metiner, bölgedeki son gelişmeleri ve SDG’nin izlediği rotayı eleştirel bir dille analiz etti. Kandil yönetimini “politik gerçekçilikten kopuk” olmakla suçlayan Metiner, çözüm adresinin Ankara ve Şam hattı olduğunu vurguladı.
Kandil’deki “şahin kanadın” SDG’ye yanlış bir rota çizdiğini belirten Metiner, bu politikanın sahada ters teptiğini savundu. Süreç uzadıkça sadece Arap aşiretlerinin değil, Kürt unsurların da bu duruma tepki göstereceğini ifade eden Metiner, “Görünen o ki SDG kendi içinde yarılacak” tespitinde bulundu.
Metiner, bu ayrışmayı şu sözlerle tarif etti:
“Kandil’deki o politik gerçekçilikten kopuk devrimci romantik aklın temsilcileri ile gerçekçi temelde Öcalan’ın ortaya koyduğu perspektife uygun demokratik müzakere yoluyla sonuç almayı esas alan aklın temsilcileri karşı karşıya gelecek.”
Açıklamalarında İmralı vurgusu yapan Metiner, Kandil’in dış güçlere bel bağlayan tavrının süreci tıkadığını dile getirdi. “Kandil aklı yerini koşulsuz biçimde bütünüyle İmralı aklına bırakmalıdır” diyen Metiner, “mış gibi” yapma döneminin sona erdiğini belirtti.
Metiner sözlerine şöyle devam etti:
“Sözde ‘Önderlik ne derse o!’ deyip fiiliyatta İmralı’yı bir kez daha boşa düşürme dönemi bitti. Kandil gayrı yol ayrımında. Ya İmralı’nın aklıyla hareket edip herkesin kazanacağı bir dönemin açılmasına imkan sağlar ya da kendini dayatarak kaybeder ve kaybettirir.”
SDG’nin henüz vakit varken bu yanlıştan dönmesi gerektiğini belirten Metiner, örgütün yüzünü Ankara’ya ve Şam’a çevirmesi çağrısında bulundu.
Sürecin kansız bir şekilde yönetilmesi gerektiğini savunan Metiner, açıklamasını şu temennilerle sonlandırdı:
“Bir tek damla kan dökülmeden SDG masaya oturmalı ve 10 Mart antlaşması çerçevesinde kendini sisteme dahil etmeli. Yeni Suriye’nin inşa sürecine katkı sağlamalı ve demokratik Suriye’de siyasetin bir aktörü olmalı.”
Yorum Yap