Küçükçekmece’de uzun yıllardır atıl durumda olan 19’uncu yüzyılda 2’nci Abdülhamid döneminde Fransızlar tarafından yapılan Osmanlı’nın ilk kibrit fabrikası, hisse sahibi aileler tarafından 70 milyon liraya satışa çıkarıldı. Osmanlı’nın ilk kibrit fabrikası, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1991 yılında 1. derece tarihi eser olarak tescil edilip, koruma altına alındı. Bakımsızlıktan bazı duvarları yıkılan fabrikanın demir konstrüksiyon iskeleti sapasağlam duruyor. Kapı ve pencereleri zarar gören binanın…
Küçükçekmece’de uzun yıllardır atıl durumda olan 19’uncu yüzyılda 2’nci Abdülhamid döneminde Fransızlar tarafından yapılan Osmanlı’nın ilk kibrit fabrikası, hisse sahibi aileler tarafından 70 milyon liraya satışa çıkarıldı. Osmanlı’nın ilk kibrit fabrikası, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1991 yılında 1. derece tarihi eser olarak tescil edilip, koruma altına alındı.
Bakımsızlıktan bazı duvarları yıkılan fabrikanın demir konstrüksiyon iskeleti sapasağlam duruyor. Kapı ve pencereleri zarar gören binanın içerisinde ise ağaçlar ve otlar çıkmış. Dönemin şartlarında kibritleri taşımak için fabrikaya döşenen dekovil rayları da bozulmadan günümüze kadar gelmiş. 15 bin 377 metrekare araziye sahip iki parselden oluşan bina, 5 bin metrekare kapalı alanı olan ticari bir mülk olarak geçiyor.
Restorasyonun çok maliyetli olduğunu söyleyen Akalın, “Bize dedelerimizden miras kaldı. 5 aile toplamda 20 kişiyiz, herkes farklı işler yaptığı için binayı satarak değerlendirmek istiyoruz. Devletin burayı değerlendirmesini çok isteriz. Türklere satılması taraftarıyız. Biz içinde hiçbir değişiklik yapmadık. İnşa edildiği gibi duruyor. Korumaya çalışıyoruz ama zaman her şeyi değiştirdiği gibi mülke de zarar veriyor. Restorasyon çok maliyetli olduğu için herhangi bir girişimde bulunmadık” dedi.
İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Kültür Mirası Yönetimi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi İlknur Türkoğlu ise şunları kaydetti:
“Kibrit fabrikası önemli bir kültür ve endüstri mirasımız. Burası 1897 yılında üretime başlayan Osmanlı’nın ilk kibrit fabrikası olma özelliğini taşıyor. O dönemde fabrikanın çoğunluğu kadınlardan oluşan 200 işçi ve 50 personeli bulunuyor. 1900’lü yılların başında hammadde temininde sıkıntı olunca üretim durduruluyor. 1991 yılında tescillenerek 1993’te 1. derece koruma alanı ilan edilmiş.
Diğer bloklar, hisse sahibi aileler tarafından çeşitli amaçlar için kullanılıyor ama yeterince ne yazık ki korunamıyor. Birinci blok dışında kalan bölümler satışa çıkarılmış. Tüm fabrika alanı bir an önce endüstri mirası olarak kamulaştırılmalıdır. Restore edilmesini ve endüstri mirası kimliğini yansıtacak şekilde düzenlenerek bir kültür merkezi olarak kent kimliğine kazandırılması isterim. Tarihi eserler kullanılırlarsa da korunabilirler. Ama tabi ki doğru kullanmak lazım.”
Osmanlı Devleti’nin batılılaşma döneminde yaptırdığı önemli fabrikalardan biri olduğunu vurgulayan Türkoğlu, “1893 yılında Osmanlı Devleti, Fransızlarla ticari anlaşma yapıyor. Bu anlaşmadan sonra Fransızlar sermaye koyarak fabrikanın yapılmasını sağlıyor. Hammadde tedarikinde sıkıntı yaşanıyor sonra Birinci Dünya Savaşı başlıyor o nedenle fabrikanın ömrü uzun olmuyor” diye konuştu.
Spunik
Yorum Yap