Türkiye, sosyal medyada yankılanan yürek yakıcı bir adalet arayışına tanıklık ediyor. 8 yaşından 25 yaşına kadar öz babasının sistematik cinsel istismarına, tehditlerine ve psikolojik baskısına maruz kaldığını açıklayan Nilay Esmer, hukuk mücadelesinde kamuoyundan destek bekliyor. 17 Yıllık Karanlık: “Annemle Tehdit Edildim” Esmer’in beyanlarına göre, çocukluğundan genç kadınlığına uzanan 17 yıllık süreç bir sessizlik sarmalı içinde…
Türkiye, sosyal medyada yankılanan yürek yakıcı bir adalet arayışına tanıklık ediyor. 8 yaşından 25 yaşına kadar öz babasının sistematik cinsel istismarına, tehditlerine ve psikolojik baskısına maruz kaldığını açıklayan Nilay Esmer, hukuk mücadelesinde kamuoyundan destek bekliyor.
Esmer’in beyanlarına göre, çocukluğundan genç kadınlığına uzanan 17 yıllık süreç bir sessizlik sarmalı içinde geçti. Babası tarafından annesine zarar verilmekle tehdit edildiğini belirten Esmer, yaşadığı dehşeti 2022 yılına kadar saklamak zorunda kaldı. 2022 yılında bir araç içerisinde yaşanan tesadüfi bir olay, genç kadının yıllardır süren esaretinin sonu ve hukuk mücadelesinin başlangıcı oldu.
Olayın yargıya taşınmasının ardından yerel mahkeme, toplanan deliller ve tanıklıklar ışığında sanık babayı suçlu bularak 13 yıl hapis cezasına çarptırdı. Ancak bu karar, üst mahkemeye (İstinaf) taşındığında hukuk dünyasında ve kamuoyunda tartışmalara yol açan bir gelişme yaşandı.
Üst mahkeme, yerel mahkemenin kararını bozarak babanın beraatine hükmetti. Kararın gerekçesinde yer alan “rıza” vurgusu ve şikâyetin süresinde yapılmamış olması gibi değerlendirmeler, istismar mağdurlarının üzerindeki toplumsal ve ailevi baskıyı göz ardı ettiği gerekçesiyle eleştiri topluyor.
Nilay Esmer, sosyal medya üzerinden yaptığı çağrıda şu ifadelere yer verdi:
“8 yaşından 25 yaşına kadar tam 17 yıl boyunca babamın cinsel istismarına maruz kaldım. Susturuldum. Ta ki 2022 yılında yakalanana kadar. O benim kurtuluşum oldu. Üst mahkeme babamı ‘rızan var’ diyerek beraat ettirdi. Sesim olun!”
Hukukçular, çocukluk yaşlarından itibaren süregelen ve aile içi otorite figürü tarafından gerçekleştirilen istismarlarda “rıza” kavramının tartışılamayacağını vurguluyor. Özellikle tehdit ve baskı altındaki mağdurların geç şikâyetçi olmasının, suçun işlenmediği anlamına gelmediği ifade ediliyor.
Nilay Esmer’in davası, Türkiye’de çocuk istismarı ve aile içi şiddet vakalarında yargı süreçlerinin nasıl işlemesi gerektiğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Kamuoyu, adaletin vicdanları yaralamayacak şekilde tecelli etmesini bekliyor.
Diyarbakır’ın Gizli Hazinesi: Kırklar Meclisi ve Kedilerin Şahitliği
İran Devrimi’nin Kanlı Arşivi: Sine Havaalanı Katliamı ve Saklanan Gerçekler
Taşların Arasındaki Göz: Zerzevan’ın Görünmez Efendileri
Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan ile Diyarbekir: Hafıza, Efsane ve Gerçekle Örülü Bir Şehrin Edebî Muhitleri
Sermayenin En Parlak Ambalajı: Nesneleştirilen Kadın ve 8 Mart İllüzyonu
Yorum Yap