İstanbul’un kalbi Kağıthane, son yılların en karanlık ve kanlı hesaplaşmalarına sahne oluyor. Gazeteci İsmail Saymaz, bölgedeki suç ekosistemini ve üç büyük çete arasındaki savaşı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Gündoğmuşlar, Demirler ve Anucurlar arasındaki bu savaş; sadece mermilerle değil, çocukların çaresizliğini kullanan korkunç bir sömürü düzeniyle yürütülüyor. Suçun Yeni Adresi: Gündoğmuşlar ve Daltonlar İttifakı Bölgedeki…
İstanbul’un kalbi Kağıthane, son yılların en karanlık ve kanlı hesaplaşmalarına sahne oluyor. Gazeteci İsmail Saymaz, bölgedeki suç ekosistemini ve üç büyük çete arasındaki savaşı tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Gündoğmuşlar, Demirler ve Anucurlar arasındaki bu savaş; sadece mermilerle değil, çocukların çaresizliğini kullanan korkunç bir sömürü düzeniyle yürütülüyor.
Bölgedeki en etkin yapı olan Gündoğmuşlar’ın başında, henüz 31 yaşındaki Uğurcan Gündoğmuş bulunuyor. 2014’ten bu yana sayısız silahlı saldırı, yaralama ve iş yeri kurşunlama olayının baş aktörü olan Gündoğmuş, son dönemde Türkiye’nin en çok konuşulan suç örgütlerinden biri olan Barış Boyun grubundan ayrılan Daltonlar ile dirsek temasında.
Bu ittifakın en ses getiren eylemi ise, kamuoyunun Sinan Ateş davasından da yakından tanıdığı Avukat Serdar Öktem suikastı oldu. 6 Ekim 2025 tarihinde gerçekleşen saldırı, yerel bir çete savaşının nasıl büyük bir organize suç ağının parçası haline geldiğini kanıtlar nitelikteydi.
Haberdeki en sarsıcı detay ise suça sürüklenen çocukların durumu. 17 Nisan 2025 tarihinde Çağlayan Mahallesi’nde bir otoparka el bombası atan E.K. isimli çocuğun ifadesi, toplumsal çürümeyi özetler nitelikte:
“İki aydır sokaklarda kalıyorum. Üzerimdeki iç çamaşırlarımı bile değiştiremiyordum. 600 TL karşılığında bu bombayı atmamı istediler, ben de kabul ettim.”
Bu ifade, organize suç örgütlerinin bir çocuğu sadece bir çift temiz çamaşır ve bir öğün yemek parasına nasıl “tetikçi” veya “bombacı” haline getirdiğini gösteren kan dondurucu bir vesika olarak kayıtlara geçti.
Kağıthane sokakları, üç grubun hakimiyet mücadelesi nedeniyle “açık hava poligonuna” dönmüş durumda:
İsmail Saymaz’ın ortaya koyduğu tablo, emniyet birimlerinin bölgedeki operasyonlarını sıkılaştırmasına rağmen suç örgütlerinin sosyal medya ve ekonomik yoksunluk üzerinden yeni eleman devşirmeye devam ettiğini gösteriyor. 600 TL’ye atılan bombalar, sadece hedef alınan noktaları değil, toplumun vicdanını da sarsmaya devam ediyor.
Diyarbakır’ın Gizli Hazinesi: Kırklar Meclisi ve Kedilerin Şahitliği
İran Devrimi’nin Kanlı Arşivi: Sine Havaalanı Katliamı ve Saklanan Gerçekler
Taşların Arasındaki Göz: Zerzevan’ın Görünmez Efendileri
Doç. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan ile Diyarbekir: Hafıza, Efsane ve Gerçekle Örülü Bir Şehrin Edebî Muhitleri
Sermayenin En Parlak Ambalajı: Nesneleştirilen Kadın ve 8 Mart İllüzyonu
Yorum Yap