Son Dakika !
--:--:--
¨Cihat TOPRAK

Akrep ve Yılanın Geçemediği Eşik: Diyarbakır Surları’nın Görünmez Zırhı

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!

Diyarbakır’a tepeden baktığınızda, şehri devasa bir kalkan gibi saran siyah bazalt surları görürsünüz. Ancak bu surlar, sadece düşman oklarını veya toplarını durdurmak için inşa edilmemiştir. Mezopotamya’nın kadim bilgeliğinde taş, sadece inşaat malzemesi değil; hafızası olan, dua ile mühürlenen ve tılsım ile yaşayan bir varlıktır. Diyarbakır’ın en az bilinen ama en büyüleyici sırrı da işte buradadır: Surların görünmez koruyucuları.

Akrep ve Yılanın Hükmedemediği Şehir

Halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan bir rivayete göre, Diyarbakır Surları inşa edilirken sadece taş ustaları değil, dönemin en büyük astronomları ve havas ilmi uzmanları da görev almıştır. Surların üzerinde göze çarpan akrep ve yılan kabartmaları, estetik bir kaygının çok ötesinde, şehri bu zehirli mahlukattan korumak için yapılmış birer “mekânsal mühürdür.”

Anlatılır ki; bu kabartmalar belirli bir yıldız dizilimi altında, özel dualar ve tılsımlı sözler eşliğinde taşa kazınmıştır. Bu mühürlerin varlığı sayesinde, yüzyıllar boyunca şehre dışarıdan tek bir zehirli akrebin veya yılanın giremediğine inanılır. Surların dışındaki bozkırda bu hayvanlar cirit atarken, kapıdan içeri adım atan canlıların adeta “efsunlanarak” etkisiz hale geldiği söylenir. Bu, sadece bir hurafe değil, kentin sakinleri için yüzyıllarca süren bir “güvenlik sözleşmesi” idi.

Yıldızlarla Senkronize Bir Mimari

Diyarbakır Surları’ndaki bu tılsım inancı, Orta Çağ’ın “makrokozmos-mikrokozmos” anlayışına dayanır. Şehrin burçları ve kapıları yerleştirilirken, gökyüzündeki burçlar kuşağının (zodyak) izdüşümleri dikkate alınmıştır.

  • Mardin Kapı’daki figürler toprağı ve bereketi simgelerken,
  • Yedi Kardeşler Burcu’ndaki güneş sembolleri, karanlığı ve şerri uzak tutan ilahi ışığı temsil eder.

Bu mimari kurgu, şehri kaostan ayıran ve onu düzenli bir evrenin (kozmos) parçası kılan manevi bir sınırdır. Yani surlar, şehri sadece yabancı ordulardan değil, doğanın vahşi ve karanlık enerjilerinden de izole etmektedir.

Bugünün Gözüyle Bakınca…

Modern dünya, taşı “cansız” bir nesne olarak görür. Ancak Diyarbakır’ın o siyah bazaltına elinizi sürdüğünüzde duyduğunuz o garip serinlik, belki de yüzyıllar önce o taşlara fısıldanan koruyucu sözlerin bir yankısıdır. Şehir büyüdü, surların dışına taştı ve belki o eski tılsımların etkisi modern betonların arasında zayıfladı; fakat surların o mağrur duruşu, hala içeridekileri koruyan bir “ana kucağı” hissini vermeye devam ediyor.

Diyarbakır Surları’nı gezmek, sadece bir tarih turu değildir; o devasa taş kitabede yazılı olan gizli bir duayı okumaya çalışmaktır. Taşın kalbindeki o tılsım, belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şeyi, yani “aidiyet ve emniyet” hissini fısıldamaktadır.

“Şehir, ancak ruhu olan bir zırhla korunduğunda ebedi kalır.”

Cihat TOPRAK

Yorum Yap

Yazarın Diğer Yazıları
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK 360 Günlük Direnişin Ardından: Bıyıklı Mehmed Paşa Surlarda
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Diyarbakır’ı Mezarlığa Çeviren Gidişata Seyirci Kalamayız
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Diyarbakır’ın Unuttuğu Hekim: Amidalı Aetius ve On Altı Kitaba Sığdırılan Tıp
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Kara Taşa Söz Geçiren Usta: Mimar Ahmed’in 1100 Yıllık Yıkılmaz İmzası
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Diyarbekir’in Çekirge, Kıtlık ve Savaş Yılları, 1886–1919
¨Cihat TOPRAK
¨Cihat TOPRAK Barışı Konuşmanın Vakti Geldi
Yazarlarımız
Ajans News