Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası (DİKO) Başkanı Mehmet Yüksel, kuyumcu esnafına yönelik son dönemde artan hukuki baskılara ve baskınlara karşı sert bir açıklama yaptı. “Esnafımıza Yönelik Hukuki Baskılara Sessiz Kalmayacağız!” başlıklı yazılı açıklamada, Diyarbakır’daki kuyumcu esnafının polis eşliğinde yapılan baskınlarla karşı karşıya kaldığı belirtildi ve bu uygulamaların yalnızca yerel değil, ülke genelinde sistematik bir şekilde…
Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası (DİKO) Başkanı Mehmet Yüksel, kuyumcu esnafına yönelik son dönemde artan hukuki baskılara ve baskınlara karşı sert bir açıklama yaptı. “Esnafımıza Yönelik Hukuki Baskılara Sessiz Kalmayacağız!” başlıklı yazılı açıklamada, Diyarbakır’daki kuyumcu esnafının polis eşliğinde yapılan baskınlarla karşı karşıya kaldığı belirtildi ve bu uygulamaların yalnızca yerel değil, ülke genelinde sistematik bir şekilde gerçekleştirildiği vurgulandı.
Baskınlar ve İddialar
Yüksel’in açıklamasına göre, 16 Mayıs 2025 sabahı Diyarbakır’daki birçok kuyumcu dükkânı, kendisini belirli bir markanın avukatları olarak tanıtan kişiler ve polis ekipleri tarafından ziyaret edildi. “Mahkeme kararı var” denilerek esnafın vitrinleri fotoğraflandı, vergi levhaları görüntülendi ve “marka taklidi ürün satıyorsunuz” iddiasıyla esnaf üzerinde ciddi bir baskı kuruldu. Yüksel, bu yöntemlerin esnafı suçlu gibi göstererek zan altında bıraktığını ve kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Açıklamada, benzer uygulamaların Türkiye’nin farklı illerinde de kuyumculara yönelik sistematik bir şekilde yürütüldüğü belirtilerek, çok sayıda esnafın “uzlaşma” adı altında yüksek meblağlar ödemeye zorlandığına dikkat çekildi. Yüksel, bu yöntemin adeta bir “para tuzağı” olduğunu ve ticari hukuk kılıfı altında esnafı sindirme amacı taşıdığını savundu.
“Esnafın Ürün Tasarımını Bilmesi Mümkün Değil”
Kuyumculuk sektörünün dinamiklerine vurgu yapan Yüksel, sektörün yıllardır elden ele geçen ürünlerin yeniden değerlendirilip satıldığı bir yapıya sahip olduğunu belirtti. Esnafın elindeki bir ürünün kimin tasarımı olduğunu ya da hangi markaya benzediğini bilmesinin mümkün olmadığını ifade eden Yüksel, “Bugün Türkiye’nin her köşesinde benzer görünümlü yüzlerce model satılıyor. Eğer bir marka hakkı iddiası varsa, bu üreticilere yöneltilmeli. Üretim yerini biliyorsanız, oraya gidin. Ama küçük esnafın kapısına polisle gidip vitrin fotoğrafı çekerek ‘tasarım bizim, dava açıyoruz’ demek ne ahlaki ne de hukuki,” dedi.
Oda’dan Dayanışma ve Hukuki Mücadele Kararı
Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası, esnafın yanında olduğunu ve bu tür dayatmalara boyun eğmeyeceğini net bir şekilde ortaya koydu. Yüksel, odanın tüm hukuki süreçleri başlatacağını ve esnafı korumak için gereken adımları atacağını vurguladı. Ayrıca, ilgili kurumlara çağrıda bulunarak bu “çirkin yöntemlerin” durdurulması için harekete geçilmesini talep etti.
Yüksel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Esnafı sindirmek yerine üretim ve istihdamla konuşalım. Kuyumcu esnafımız, bu ülkenin ekonomik ve sosyal hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Onların alın terine ve emeğine sahip çıkmak hepimizin görevidir.”
Sektörün Genel Sorunları
Bu olay, kuyumculuk sektörünün son dönemde karşılaştığı tek sorun değil. Daha önce de DİKO, altın kotası, kimlik ibrazı zorunluluğu ve IBAN üzerinden yapılan işlemlere kesilen ağır cezalar gibi konulara dikkat çekmişti. Mehmet Yüksel, bu tür düzenlemelerin ve baskıların esnafı maddi ve manevi olarak zorladığını, sektörün geleceğini tehdit ettiğini belirtmişti.
Yetkililere Çağrı
Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası’nın bu çıkışı, kuyumcu esnafının yaşadığı mağduriyetleri bir kez daha gündeme taşıdı. Sektör temsilcileri, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile diğer ilgili kurumların bu tür uygulamalara karşı esnafı koruyacak adımlar atmasını bekliyor. Olayın yankıları ve hukuki süreçlerin nasıl ilerleyeceği ise önümüzdeki günlerde netleşecek.
Haber: Cihat TOPRAK
Yorum Yap